Saray’dan Kılıçdaroğlu’na ilk yanıt...

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eleştirilerine “Bu bütçeye faiz bütçesi, haramzadelerin bütçesi diyenler, bu topraklara tek bir çivi çakmamış, bu ülkenin insanını yıllarca hor görmüş ve bu yüzden de bu milletimiz tarafından ebediyen muhalefetle görevlendirilmiş, muhalefete mahkum edilmiş olanlardır. Bu nedenle geçtiğimiz 18 yılda olduğu gibi bu yıl da milletimiz bütçeyi yapma yetkisini bize vermiştir” karşılığını verdi. 

Oktay, TBMM'de bütçe görüşmelerinin ilk gününde eleştirileri yanıtlarken özetle şunları söyledi:

BÜYÜK GÜÇLÜKLER GERİDE KALDI

Türkiye 1986-2002 yılları arasında da 2002-2019 yılları arasında da gelişmekte olan ülkelerle uyumlu bir büyüme performansı göstermiştir. Fakat arada şöyle bir fark var: 1986-2002 arasındaki büyüme ortalama yüzde 66,6 enflasyon ile yaşanmışken, AK Parti döneminde benzer performans ortalama yüzde 10 civarında bir enflasyonla hayata geçirilmiştir. AK Parti farkı buradadır. İktidara geldiğimiz günden itibaren bir taraftan ekonomimizi güçlendirmek üzere önemli mesafeler alırken bir taraftan da büyük güçlükleri geride bırakmayı başardık.

YARGI YETKİSİ, ANCAK YARGIYA AİTTİR

Adalet hizmetlerinde altyapı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, yargıda dijitalleşme ve dinamik mevzuat değişiklikleri gibi alanlarda önemli reformlara imza attık. Geçtiğimiz süreçte Anayasa ve başta temel yasalar olmak üzere gerçekleştirilen değişikliklerle sistemimize bir çok yenilik kazandırılmıştır. Yeni mevzuat çalışmalarıyla, altyapı yatırımlarıyla, kurumlarımızın yapısal ve teknolojik dönüşümüyle, artan yargı mensubu ve personel sayısıyla, sürekli eğitim perspektifiyle ve güçlenen mahkemeler teşkilatıyla büyük bir dönüşümün gerçekleştirdik ve hâlen de bu sürecin içinden geçiyoruz. Burada altını çizerek belirtmek isterim ki; yargı yetkisinin kullanımı, ancak ve ancak yargıya aittir. Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye ya da telkin almaz.

KÜRT VATANDAŞLAR İÇİN ÖNEMLİ ADIMLAR ATILDI

Kadın katillerini, kadına ve çocuğa karşı suç işleyenleri dışarı bıraktınız, sizin yargı reformunuz budur diyerek asimilasyondan, Kürt düşmanı politikalardan, insani güvenlikten bahsedildi. Kürtçe konuşmanın dahi yasak olduğu günlerden, Kürtçe’nin okullarda öğretildiği, Kürdoloji bölümlerinin açıldığı günlere geldik. Türkiye’de faaliyet gösteren tüm yayın organları bugün Kürtçe yayın yapma hakkına sahiptir. Devlet televizyonu TRT de Kürtçe yayın yapan basın organlarından birisidir. Temel hak ve hürriyetler anlamında Kürt kökenli vatandaşlarımız için önemli adımlar atıldığı bir gerçektir. Mahkemelerde başka dilde savunma hakkının kapsamı genişletildi ve seçimlerde Türkçeden başka dillerde propaganda yapmayı engelleyen hükümler kaldırıldı. Bugün 83 milyon vatandaşımız hayatın her alanında dili, dini ya da etnik kökeni sebebiyle ayrımcılığa uğramadan yaşamını sürdürebilmektedir.

KÜRT KARDEŞLERİMİZİN TEMSİLCİSİ BİZİZ

Kadın katillerine, kadına ve çocuğa karşı suç işleyenlere, istismarda bulunanlara gelince, sizler bunları iyi tanırsınız. Mağdur olan bu kadınlarımızı, çocuklarımızı size kurban etmeyeceğiz. İnsani güvenlik mi dediniz? Sonuna kadar insanlarımızın güvenliğini ve haklarını koruyacağız. Demokrasinin de insanlığın da en büyük düşmanı terördür. Terörle, katillerle mücadelemizi Kürtlerle mücadele gibi yansıtmak tek kelimeyle art niyetliliktir, insafsızlıktır. Tüm Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi gibi konuşmanız gerçeği çarpıtmaktır ve asla doğru değildir. PKK’nın Suriye’deki kolu PYD/YPG’nin temsilcisi gibi konuşmak, İmralı’nın sözcüsü gibi konuşmakla Kürt vatandaşlarımızın, kürt kardeşlerimizin adına konuştuklarını iddia edenler, onların temsilcisi değildir. Kürt vatandaşlarımızın, Kürt kardeşlerimizin temsilcisi biziz.

HARAMZADE BÜTÇESİ DİYENLER TEK BİR ÇİVİ ÇAKMADI

Sayın Kılıçdaroğlu Yüce Meclisimizin kabulüne sunduğumuz bütçemize haramzadelerin bütçesi dedi. Bu bütçe, BM insani gelişmişlik endeksinde en yüksek insani gelişmişlik sınıfına çıkardığımız milletimizin bütçesidir. Bu bütçe, Dünya Bankası üst orta gelirler grubuna yükselttiğimiz halkımızın bütçesidir. Bu bütçe, satın alma paritesine göre 2009 yılında 15 bin 457 dolar olan cinsinden kişi başına geliri 2019 yılında 28 bin 424 dolarla ikiye katlanan insanımızın bütçesidir. Bu bütçe, Türkiye’ye karşı ortaya konulan tüm engellemelere rağmen, küresel kriz sonrasında 2010-2019 döneminde ortalama yüzde 5,8 oranında büyüyen ekonomimizde çiftçimizin, esnafımızın, işçimizin, memurumuzun artan vergileriyle oluşturduğumuz milletimizin anasının ak sütü gibi helal bir bütçedir. 2002 yılında krizlerle yorgun bırakılmış, yoksul insanların ülkesi olarak anılmakta olan güzel ülkemizde iktidarı devraldığımızda faiz ödemelerinin bütçe harcamaları içerisindeki payı yüzde 43,2 iken, 2020 yılında bu oran yüzde 11,3 seviyesindedir. Bu bütçeye faiz bütçesi, haramzadelerin bütçesi diyenler, bu topraklara tek bir çivi çakmamış, bu ülkenin insanını yıllarca hor görmüş ve bu yüzden de bu milletimiz tarafından ebediyen muhalefetle görevlendirilmiş, muhalefete mahkum edilmiş olanlardır. Bu nedenle geçtiğimiz 18 yılda olduğu gibi bu yıl da milletimiz Bütçeyi yapma yetkisini bize vermiştir.

18 YIL ÖNCESİNİN TÜRKİYE’Sİ Mİ?

Türkiye’nin 2002 yılından 2020 yılına kadar geçen 18 yıllık dönemde her alanda daha kötüye gittiği ifade edildi. Biz de zaten, Türkiye’nin 18 yılda nereden nereye geldiğini rakamlarla anlatıyoruz. Ama bizim ülkemizin gelişmişliğiyle ilgili sözlerimizin asıl şahidi, rakamların ötesinde hayatın pratikleridir. Sıkıntılarımız yok mu? Elbette var. Ama bu sıkıntıları konuşmak ve çözüm yollarını aramak başkadır, 18 yıldır bu ülkede hiçbir şey yapılmadığını iddia etmek başkadır.

HEDEFLERE SAHİP ÇIKMAYA DAVET EDİYORUM

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yer alan tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin, en az bizim kadar bu hedefe sahip çıkma sorumluluğu vardır. Sizleri, 2023 hedeflerimizi karalamaya değil, bu hedeflere sahip çıkmaya davet ediyorum. Milletimizin huzuruna çıktığımızda, vereceğimiz en büyük hesabın, büyük ve güçlü Türkiye için ne yaptığımız veya ne yapmadığımız olacağını unutmamalıyız.