Şafak Can Hınıslı yazdı: "Tarihin doğru tarafı"
Tarihe bazı notlar düşülür.
Bir gün haklı çıkmak için değil…
Bir gün unutulmasın diye.
Bu da onlardan biri.
CHP’ye mutlak butlan atandı.
Kimileri bunu bir zafer gibi kutladı.
Kimileri önüne konulan yeni makamların heyecanına kapıldı.
Kimileri birkaç ay sonra ne olacağını düşünmeden, birkaç gün sonrasının hesabını yapmaya başladı.
Oysa ülkemizde siyasetin en büyük yanılgılarından biri hep aynı oldu.
Toplumu küçümsemek.
Hafızayı küçümsemek.
Seçmeni küçümsemek.
Bugün dağıtılan makamların yurttaşta hiçbir karşılığı yok.
Hiçbir.
Bunu görmek için siyaset bilimci olmaya da gerek yok.
Bir kahvehaneye gir.
Bir taksiye bin.
Bir market kuyruğunda bekle.
İnsanların ne düşündüğünü anlarsın.
Bu yüzden tarihe not düşüyorum:
Butlancılara güvenip yola çıkanlar öyle bir yaya kalacak ki, yıllar sonra dönüp o günlere bakınca “keşke ismimi sildirebilseydim” diyecekler.
Çünkü bazı yanlışların siyasi bedeli olur.
Bazılarının ise hayat boyu taşınan bir utancı.
***
Kendime de bir not düşeyim.
Çok şükür tarihin doğru tarafındayım.
Ama kimse bana bunun kolay olduğunu anlatmasın.
Son yıllarda hayatımın en ağır dönemlerinden geçtim.
İnsan bazen dışarıdan görüldüğü kadar güçlü olmuyor.
Bazen sabah başka bir dertle kalkıyorsun.
Akşam başka bir dertle yatıyorsun.
Bir yanda geçim kaygısı…
Bir yanda ayakta tutmaya çalıştığın işler…
Bir yanda memleket meselesi…
Bir yanda bozulan psikoloji…
Bir yanda ailene yansıtmamaya çalıştığın yükler…
Bazen insan bir karar veriyor ve o karar bütün hayatının dengesini değiştiriyor.
Ben o kararları verdim:
Kolay olanı seçmedim.
Beklemeyi seçmedim.
Susmayı seçmedim.
Herkesin sustuğu yerde susmadım.
Herkesin beklediği yerde beklemedim.
Ve bunun bedelini de ödedim.
Hâlâ ödüyorum.
Bazen düşünüyorum…
Tarihin doğru tarafında duran insanların bozulan psikolojisini yine tarihin doğru tarafında duran insanlar mı onaracak?
Pek sanmıyorum.
Çünkü bu ülkede insanların birbirini yalnız bırakma konusunda çok acımasız bir tarafı var.
Düzgün insanları…
Onurlu insanları…
İyi insanları…
Öyle yalnız bırakıyorlar ki…
Anlatsam roman olur.
***
Ama asıl sözüm başka yere.
Bugün sessiz kalanlara.
Bugün bekleyenlere.
Bugün güç dengesi hesaplayanlara.
Bugün kişisel ikbalini memleket meselesinin önüne koyanlara.
Bugün her ihtimale karşı iki tarafa da göz kırpanlara.
Bugün rüzgârın yönünü ölçüp ona göre pozisyon alanlara.
Sizi görüyoruz.
Toplum da görüyor.
Tarih de görüyor.
Belki bugün konuşmuyorsunuz.
Belki bugün risk almıyorsunuz.
Belki bugün güvenli alanlarınızda oturuyorsunuz.
Ama şunu unutmayın:
Tarih kriz zamanlarında yazılır.
Karakter de.
Ve gün gelir insanın karşısına şu soru çıkar:
“Ne kazandın?” değil;
Nerede durdun?
İşte o gün, bugün yapılan bütün hesaplardan daha ağır olacaktır.
RUŞEN EŞREF SİYASET YAZACAK
Son birkaç haftadır köşemde alışık olduğunuzdan biraz farklı yazılar okuyorsunuz.
Oysa Yeni Soluk İstanbul her şeyden önce bir şehir gazetesi. Kültürün, sanatın, tarihin, sokağın, vapurun, martının ve İstanbul’un hikâyesini anlatmaya çalışan bir gazete…
Ancak son gelişmeler; beni bulunduğum yerden aldı ve ister istemez siyasetin içine çekti. Siyasi gelişmeleri yazarken, İstanbul’un kaçırdığım hikâyelerini fark ettim.
Artık yeniden şehre dönme vakti.
Ancak bir farkla;
Dedemin adı Eşref’ti.
Onun babasının adı ise Ruşen.
Tevafuk bu ya; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği gazetecinin adı Ruşen Eşref Ünaydın.
Siyasi gündeme dair yazılarımı ve değerlendirmelerimi, Yeni Soluk İstanbul’un dijital platformlarında “Ruşen Eşref” mahlasıyla kaleme alacağım. Siyaset günlük akar; dijital mecralar da bu hızlı akışın doğal adresi.
Şafak Can Hınıslı ise yeniden ait olduğu yere, İstanbul’un sokaklarına, tarihine, kültürüne, insan hikâyelerine dönecek.
Gazetedeki yerimizi yeniden şehre bırakacağız.
Çünkü bu şehir anlatılmayı bekleyen hikâyelerle dolu.
Ve bazen bir şehrin hikâyesi, siyasetin en gürültülü günlerinden bile daha uzun yaşar.
Yeni Soluk
Yorum Yap