Akın Gürlek’in bakanlığı sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’nın görevden alınacağı iddia edildi
Okuyan: Sürecin Türk ya da Kürt yoksullarına hiçbir faydası yok
12 Punto'nun Youtube kanalında konuşan TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, İmralı sürecine dair "Bu süreç Türkiye'de hangi kökenden olursa olsun hiç kimseye bir fayda getirmeyecek. Dolayısıyla buradan barış, kardeşlik, demokrasi, özgürlük çıkmaz" sözlerini sarf etti.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan 12Punto'nun Youtube kanalında gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Okuyan, TKP'nin ilkeleri belirsiz ve sadece bir araya gelmek için yapılmış bir ittifakın parçası olmaya niyetli olmadığını vurguladı ve "Bu konuda kararımız çok net" dedi.
İmralı sürecinin Türkiye'nin "yeni Osmanlıcılık" stratejisine denk düştüğünü belirten Okuyan, bunun da tamamen bir sermaye projesi olduğunu söyledi ve "Dolayısıyla buradan barış, kardeşlik, demokrasi, özgürlük çıkmaz" diye konuştu.
"İZLEYİCİ HALİNE GELİRSENİZ ÜSTÜNÜZE ÜSTÜNÜZE GELİR BÜTÜN O KÖTÜLÜKLER"
Hem Türkiye'de hem de dünyada gençler arasında umutsuzluğun, çaresizlik duygusunun, yaşam sevincinden uzaklaşmanın hakim olduğunu belirten Okuyan, hayatı zorlaştıran ve çirkinleştiren olguların saptanıp bunlara karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
"Bir şeyleri değiştirme çabası içerisine girerseniz umudunuz da artar ama izleyici hale gelirseniz üstünüze üstünüze gelir bütün o kötülükler" diyen Okuyan, sözlerine şöyle devam etti:
"Dolayısıyla aslında genç arkadaşlarımızın yapacağı en iyi şey, yaşama tutunabilmek ve umutsuzluktan çıkabilmek için dünyayı değiştirme iradesinin bir parçası olmak. Belki çok beylik bir söz gibi geliyor ama başka çaremiz yok.
Bir genç olsam ve 'Bu dünya hiç değişmeyecek, hatta her şey daha da kötüye gidecek' diye düşünsem yaşamazdım. Ben buradan devam ederdim: 'Bütün bunlara karşı mücadele ediyorum ve eninde sonunda biz bu mücadeleyi kazanacağız. Çünkü yalnız değilim'.
Öbür türlüsü bireysel kurtuluş olurdu. Orada da işte kumar, çeteleşme, kısa yoldan ve çalışmadan para kazanma gibi şeyler gençlerimizin karşısına çıkıyor. Emin olun onlar çıkış yolu değil zaten. Ancak binde bir oradan çıkabilir, çıktığı yer de karanlıktır. Yani o da bir kurtuluş değil."
"TKP HERKESE ŞİRİN GÖZÜKEN BİR POLİTİK TAVIR SERGİLEMİYOR"
1 Şubat'ta Ankara'da düzenlenen "TKP Meydan Okuyor" isimli etkinliğe atıfta bulunan sunucu, "Öncelikle katılım yüksekti. Bu katılım partiye nasıl yansıdı ve Partinin bu etkinlik sonrasındaki katılımdan da yola çıkarak yeni politikaları veya yansımaları neler olacak?" sorusunu yöneltti.
Soruyu, "Çağımızda insanlar bir yerden bir yere gitmiyorlar. Bunun ekonomik nedenleri var, toplumsal nedenleri var. Dolayısıyla yan yana getirmek, yani başka kentleri bırakın aynı kent içerisinde yolculuk etmek bile insanlara artık zor geliyor. Şimdi bu anlamda TKP'nin Ankara'daki etkinliği gerçekten kalabalıktı" diyerek yanıtlamaya başlayan Okuyan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kalabalığın ötesinde çok ciddi bir heyecan vardı, coşku vardı. Parti üyesi olmayıp da gelen dostlarımızın bir bölümü partimize katıldılar bu etkinlikten sonra. Etkinliğin bizim açımızdan böyle bir yararı da oldu. Yılda bir tane yaparsınız, iki tane yaparsınız bu tür etkinlikleri. Asıl mücadele vererek örgütlenmeye çalışıyoruz. Bu mücadele iş yerlerinde, mahallelerde, okullarda ve sokakta sürüyor.
Türkiye ve dünyada son derece önemli gelişmeler oluyor. İçinden geçtiğimiz süreç bir geçiş süreci insanlık için. Dolayısıyla insanların politikaya ilgisinde bir artış var. TKP'nin sözünün de yaptıklarının da mücadelesinin de daha çok fark edildiği bir döneme girdik. Çünkü Türkiye Komünist Partisi korkak, ortalamacı, herkese şirin gözüken bir politik tavır sergilemiyor. Hemen her konuda gündem yaratıyor Türkiye Komünist Partisi."
İmralı süreci, Cumhuriyet tartışmaları, Filistin gündemi gibi başlıkları örnek veren Okuyan, TKP'nin bütün başlıklarda genel söylemin dışında bir tavır sergilediğine işaret etti. Okuyan gündemin çok çeşitli olduğunu, her gün yeni bir başlığın tartışma konusu haline geldiğini belirtti ve "Dolayısıyla "Önümüzdeki dönem TKP şuradan devam edecek" diyemem. Öte yandan da bunların hepsini aynı yere bağlama yeteneğine sahip Türkiye Komünist Partisi. Çünkü önünde sonunda her şey bugünkü sistemle, emek sermaye çelişkisi ile ilgili. Biz zaten bu bağlantıları kurarak bir açıklama getirmeye çalışıyoruz" diye konuştu.
"TKP'NİN İLKELERİ BELİRSİZ BİR İTTİFAKIN PARÇASI OLMA NİYETİ YOK"
Okuyan, "Peki Türkiye'de sol partiler arasında yakın dönemde bir ittifak mümkün olur mu ve TKP bu ittifakta yer alır mı?" sorusuna ise "Bu soruya normalde 'Evet olsa ne iyi olur' diye yanıt vermek gerekir ama artık iyi niyetle, boşa giden bir iyimserlikle yanıt vermenin anlamı yok" dedi.
Yakın bir dönemde başka sol partilerin ittifak yapabileceğini, ancak TKP'nin ilkeleri belirsiz ve sadece bir araya gelmek için yapılmış bir ittifakın parçası olmaya niyetinin olmadığını vurguladı. Okuyan, "Bu konuda kararımız çok net" dedi ve şu ifadeleri kullandı:
"Bizim baştan beri vurguladığımız bir şey var; Türkiye'de gerçek bir devrimci hareket Cumhuriyet Halk Partisi ve DEM çizgisinin gölgesinden çıkmak zorunda. Başka türlü bu mümkün değil. Türkiye solundaki bizim dışımızdaki kesimlerse dönüp dolaşıp bu iki oluşumla beraber kendi geleceklerini örmeye çalışıyor. Bu kendi tercihleridir. Türkiye Komünist Partisi öyle bir masada, öyle bir dünyada yer almayacak asla."
"SAĞLIK, İLKELİ BİR CUMHURİYETÇİLERİN BİRLİĞİ ÇIKSIN"
TKP'nin bir süredir cumhuriyetçi kesimlerin bir tartışma yürütmesi ve bu kesimler arasındaki etkileşimin artması gerektiğine işaret ettiğini aktaran Okuyan, "Buraya dönük de önemli adımlar attık ve ciddi bir yol aldık. Şimdi bu nasıl ürünler verir siyasi olarak bunu biraz göreceğiz" dedi.
Okuyan, bu tür işlerin seçim olmadığı dönemlerde yolunda gittiğini, ancak seçim atmosferine girildiğinde yeni başlıkların gündeme geldiğine işaret etti ve "Ama biz bu sefer geniş bir kesimin devrimci, yurtsever, cumhuriyetçi, laik, antiemperyalist ve antikapitalist bir tutum alacağına yani sosyalist bir tutum alacağına dair bir beklentimiz var, iyimserliğimiz var. Bu da boş bir iyimserlik değil. Çünkü çok fazla dostumuz oldu son dönemde, özellikle Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi oluşumundan sonra" ifadelerini kullandı.
Okuyan, "Dolayısıyla yani bir ittifaksa bu daha gerçek, daha sonuç alıcı ve Türkiye'nin daha fazla ihtiyaç duyduğu bir oluşumdan söz ediyoruz. Umarız düşündüğümüz hedeflere doğru ilerler" dedi.
"TKP NE BU HAKARETLERDEN NE BU TUHAF YAFTALARDAN ETKİLENECEK BİR PARTİ DEĞİL"
"Solun DEM çizgisinden çıkması gerektiğine yönelik vurgunuzdan sonra kimi DEM'e yakın sol yapılar sizi 'ulusalcı' olarak tanımlıyor. Bunlara yönelik bugüne kadar çok cevap vermediniz aslında ama bir cevap vermenizi rica etsek, nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Okuyan'ın yanıtı şu oldu:
"Bu yeni bir şey değil. Avrupa Birliği meselesinde biz Avrupa Birliği'nin bir demokrasi ya da özgürlük projesi olmadığını söylediğimizde benzer tepkiler geliyordu. Dolayısıyla Türkiye Komünist Partisi'ne dönük bu türden suçlamalar yeni değil. Ne derlerse desinler. Gerçekten ne derlerse desinler.
Türkiye Komünist Partisi ne bu hakaretlerden ne bu tehditlerden ne bu tuhaf yaftalardan etkilenecek bir parti değil. Tam tersine bize yarıyor. Hem partiyi konsolide ediyorlar hem de bu kadar çok eleştirilen ya da hakarete uğrayan parti neymiş bakalım diyenler Türkiye Komünist Partisi ile tanışıyor. Dolayısıyla teşekkür etmek gerekiyor arkadaşlarımıza. Ne derlerse desinler. Gerçekten hiçbir TKP'liyi ilgilendirmiyor."
"SÜREÇ HANGİ KÖKENDEN OLURSA OLSUN HİÇ KİMSEYE BİR FAYDA GETİRMEYECEK"
Okuyan, TKP'nin İmralı sürecine yönelik yaklaşımı hakkında da değerlendirmelerde bulundu.
Bu ülkenin iyiliğini isteyen kimsenin çatışmanın devam etmemesini isteyeceğini belirten Okuyan, önemli olanın içerik olduğunu vurguladı. "İsteyen istediğiyle görüşür. Görüşülmek zorundadır, görüşme olmadan bir konu çözüme kavuşmaz" diyen Okuyan şöyle devam etti:
"Ama biz şunu söyledik: Bu aktörlerle çözüm olmaz. Artı görüşmelerin, pazarlıkların ve bu sürecin hedeflerine bakılır. Yıllarca elinde iple dolaşarak darağacı edebiyatı yapmış insanlar aniden barış güvercini kesildiler. Niye?
Bu bölge yeniden yapılandırılıyor uluslararası emperyalist güçler tarafından. Türkiye de bu sofrada oturmak istiyor çünkü Türkiye'de de artık ciddi bir sermaye sınıfı var. Türkiye'ye yayılmaya çalışılıyor ve belli hedefleri var. Türkiye'nin rekabet ettiği ülkeler var bölgede: İsrail ve İran. Tam bu sırada İsrail'in arka arkaya hamleler yapmaya başladığını gördük bölgede. Bunun Suriye'de, Lübnan'da, en çok da Filistin'de yansımaları oldu. Türkiye buna şöyle baktı: İsrail'le rekabet halindeyim ama İsrail'in bu hamleleri bölgede benim diğer rakibimi, İran'ı ekarte etti. Dolayısıyla Türkiye bundan yararlandı.
Örneğin ABD'den, İngiltere'den herkes söz ediyor ama aslında İsrail ve Türkiye arasında da paylaşıldı Suriye. Şu anda o rekabet de devam ediyor. Kürt sorunu burada ya İsrail'in tamamen eline geçen bir kart olacaktı ya da Türkiye bir hamle yapacaktı. Şimdi bu hamleyi Türkiye yaptı ama AKP iktidarının 25 yıllık sicilini daha da güçlendirmek için bir hamle yapıldı."
Öte yandan söz konusu hamlelerin Türkiye'nin "yeni Osmanlıcılık" stratejisine denk düştüğünü belirten Okuyan, "Yani şöyle bir şey var kafalarında: 'Suriye'deki ve Türkiye'deki Kürt oluşumlarıyla anlaşırsak Türkiye'nin bölgesel ağırlığı artar'. Bazen soruyorlar bize buna niye itiraz ediyorsunuz diye. Şu nedenle itiraz ediyoruz: Bunun Türk ya da Kürt yoksullarına hiçbir faydası yok. Bu tamamen bir sermaye projesi" diye konuştu.
Ayrıca tehlikelere de dikkat çeken Okuyan, "Dünya hızla silahlanıyor. Rekabet çok keskinleşti ve Türkiye çok sert hesaplaşmaların, rekabetlerin olduğu bir alana giriyor. Ve biz de şunu söylüyoruz: Siz bu alana giriyorsunuz, gözünüzü kapattınız. Son derece cesurca, işte "dronelarımız var" diyorsunuz, "güçlü ordumuz var" diyorsunuz ama unuttuğunuz bir şey var: Buradaki gerilimler bir anda Türkiye'nin mevcut dokusunu da alt üst edecek bir noktaya gelebilir. Başkalarının sınırlarına gözünüzü dikerseniz birileri de sizin sınırlarınıza gözünü diker. Dolayısıyla buradan barış, kardeşlik, demokrasi, özgürlük falan çıkmaz" ifadelerini kullandı.
TKP'nin bu tuzağa düşmeyeceğinin altını çizen Okuyan, buradan iyi bir şey çıkmayacağını belirtti. TKP'nin içeriğe ve doğrultuya baktığını, Kürt sorununun ise böyle çözülmeyeceğini söyleyen Okuyan, "Liberallerden, Türk veya Kürt milliyetçilerinden, ırkçılardan TKP'nin öğreneceği bir şey yok. Bize Barzani veya Şeyh Sait güzellemesi yapıp devrimcilik öğretmeye kalkmasınlar. Kendi yollarından gitsinler. Evet biz bu sürecin karşısındayız. Bu süreç Türkiye'de hangi kökenden olursa olsun hiç kimseye bir fayda getirmeyecek. Bu kadar net söylüyoruz" dedi.
"KİMSE BİZİ ŞAM'A OTURTULMUŞ BİR TANE CİHATÇININ ARKASINDA DURMAYA ZORLAYAMAZ"
Suriye'deki gelişmelere de değinen Okuyan, TKP'nin, HTŞ tarafından sağlanacak üniter bir devletin arkasında durmayacağını belirtti.
"Suriye'nin birliği sağlanır mı? Kaç tane daha savaş yaşanır? Kaç parçaya bölünür? Bunlar mücadele konusu. Biz bu mücadelelerin içeriğine bakarız. Kim kiminle ittifak yapıyor, kim nasıl bir toplumsal proje sunuyor..." diyen Okuyan, önceliklerinin başat emperyalist ülkelerin bölgedeki varlığına karşı durmak olduğunu dile getirdi.
Okuyan, "Tek kriterimiz bu değil" dedi ve şöyle devam etti:
"Kimler laik bir yaşamı savunuyorlar? Kimler emekçi sınıfların çıkarlarını gözeten ya da onların tarihsel perspektifi doğrultusunda bir hayat kuruyor? Tabii ki bunları değerlendiririz. Şu anda Suriye'de böyle bir irade yok. Biz ancak böyle bir iradeyi gördüğümüz zaman o iradeyle dayanışma içerisine gireriz. Ama hiç kimse bizi şu ya da bu nedenle İngiliz, ABD, Katar, AKP ve İsrail operasyonuyla Şam'a oturtulmuş bir tane cihatçının arkasında durmaya zorlayamaz."
"İNSANLARIN KAFASINDAKİ CHP İLE GERÇEK CHP ARASINDA FARK VAR"
Okuyan, milletvekili ve belediye başkanı transferlerine dair gündemden hareketle sorulan "Cumhuriyet Halk Partisi'nden neden geçiyor belediye başkanları, milletvekilleri? Siz dışarıdan baktığınızda nasıl bir tablo görüyorsunuz parti içerisinde, muhalefet özelinde?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Şimdi bir kere biz bunları söylemiştik. Yani seçimden önce dedik ki siz MHP'ye ve AKP'ye oy veriyorsunuz. Ve o zaman da çok hakaret işitmiştik. Parti değiştirmelerin ahlaki bir tarafı yok. Yakışır olan milletvekilliğini ya da belediye başkanlığını bırakmasıdır, etik olan budur.
Bir yandan da bizim bir başka iddiamızı da haklı çıkaran gelişmeler bunlar. Siyasi partilerin hepsi birbirinin aynısı haline gelmiş durumda. Seçmen bazında bir ayrım var. Seçmenler kafalarında bir Cumhuriyet Halk Partisi yaratmışlar, o Cumhuriyet Halk Partisi'ni destekliyorlar ama kafalarındaki Cumhuriyet Halk Partisi ile gerçek Cumhuriyet Halk Partisi arasında bir ilgi yok.
Şimdi bize bazen kızılıyor, işte niye CHP'yi bu kadar eleştiriyorsunuz diye. Biz en fazla siyasi iktidarla uğraşıyoruz ama CHP'yi eleştirmek zorundayız. Niye? Çünkü insanların kafasındaki CHP ile gerçek CHP arasında bir fark var ve TKP de gerçekleri işaret etmek zorunda. Bu transferler örneğin bir sorgulamayı getirmedi. Belki işte CHP'nin şu anda muhalif kanadı diyebileceğimiz Kılıçdaroğlu destekçileri söylenip duruyorlar. Sanki bu süreci Kılıçdaroğlu başlatmamış gibi.
İşte Keçiören Belediye Başkanı MHP'liydi. Daha doğrusu Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'daki belediye başkanlarının neredeyse bir iki istisnayla tamamı MHP'liydi ve bunu herkes biliyordu. Ve ne kadar büyük bir ayıp ki bu kişi Parti Meclisi'ne de kişi sokmuş ve bunu Özgür Özel itiraf ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin Parti Meclisi'ne böyle hatır gönülle insan alıyorlarsa Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni partisini sorgulasın. Ne yazık ki Türkiye'yi yönetmeye talip olan bir siyasi parti, AKP'den birçok açıdan farkı yok. Hatta bazı açılardan daha az kurumsal bu gözüküyor."
Yeni Soluk
Yorum Yap