O hep dik durmayı başaranlardan oldu

Birikimli, zeki, farklı.

“Böyle gelmiş, böyle gider” diyenlerden değil.

Ona göre Mersin Türkiye’nin, hatta dünyanın göz bebeği bir kent olabilir.

Akdeniz’in incisi olabilir.
Öyle değil mi zaten; değil.

Bir yağmur yağmayagörsün; sokaklar, caddeler derya deniz. Turizm nanay; narenciye kendi halinde,
sanayisi ite kaka…
Şiştikçe şişen, yönünü şaşırmış bir acayip kent!

Sanat mı, kültür mü; nerde o eski Ak Kahveler.

Bahçeli evlerin yerinde estetikten yoksun, bir birine benzeyen, altı dükkan, on – on beş katlı apartmanlar. Her biri denizden gelecek meltemin önünde birer kalkan!
Planlama yok, alt yapı yok.
Peki, hiç mi umut yok?
Var.
Yaklaşan seçimlerde Mersin aklını başına alırsa var.

Mersin birikimli, zeki, farklı bir başkan istiyor.

Kendi çıkarlarını halkın çıkarlarından üstün görmeyen, çalışkan, dürüst, görmüş geçirmiş bir başkan.
Böyle biri var mı peki?
Var.

Ali Galip Özkan var.

Seksen öncesi yılların efsane gençlerinden biri. Tekstil Yüksek Mühendisi. Yalınayaklı, yalınayak bir bir köylü çocuğu. Baba fanatik CHP’li bir çiftçi.

İkide bir darbelerle önü kesilenlerden biri.
Yine de yılmayan, yıkılmayan, dik durmayı başaranlardan.

Yıllar yılı siyasetin göbeğinde. SODEP, SHP, CHP. Seçimle gelen ilk merkez ilçe başkanı bildiğim.

Toroslar ve Mersin Büyük Şehir Belediye Meclis Üyeliği.
Hem iktidar hem muhalefet dönemlerinde parti yöneticiliği.

Ticaretin içinde aynı zamanda, sanayici.

Nerdeyse bütün sivil toplum örgütlerine üye ya da yönetimde aktif gönüllü.

Düşenin dostu; çiftçinin, köylünün yanında.
“acıları paylaşıp azaltmak; mutlulukları paylaşıp çoğaltmak “ lazım diyen bir güzel yürek.

Eşi, oğlu, kızı her zaman , her seçimde, her eylemde en önde. CHP’nin yılmaz neferleri.
Hele bir tanısanız kendisini, bir çay içimi dinleseniz.

Üreten bir Mersin diyor Ali Galip Özkan, kalkınmış esnaf diyor, turizm diyor, tanıtım diyor, gençlik diyor.
Bir de “Yapamayacağın sözü verme; verdiysen de yap” diyor.

Daha ne desin…