Maden şirketlerinin zenginleşmesini işçiler hayatları ile ödüyor

İstanbul Milletvekili Oya Ersoy; Amasra’da 41 maden işçisinin hayatını kaybettiği maden faciasının araştırılması için araştırma önergesi verdi.

Ersoy önergesini şöyle açıkladı:

Bartın’ın Amarsa ilçesinde Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessese Müdürlüğü'ne ait maden ocağında patlama meydana gelmiştir. Maden ocağının - 300 kotunda meydana gelen patlamanın ardından 5’i ağır 11 işçi yaralanmış, 41 madenci hayatını kaybetmiştir.

Grizu patlamasının, derin madencilik yapılan ocaklar için en önemli tehlikelerden biri olduğunu ifade eden Ersoy; madencilikte kazılar derine gittikçe metan gazında oluşabilecek artışların olası patlamalara neden olduğunu ifade etmiştir.

Grizu kömür oluşumu sırasında oluşan metan gazının üretim sırasında ocak içerisine sızarak hava ile belli oranlarda patlayıcı karışım oluşturmasıdır.

Amasra’daki facia göz göre göre yaşandı

Ersoy; Amasra’da meydana gelen patlamanın, 2019 yılı Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait Sayıştay denetiminde yer alan tespitlere göre göz göre göre yaşandığını dile getirdi.

TTK Amasra Müessesesi’nin 2019 yılında yayınlanan Sayıştay raporuna önergede yer veren Ersoy, bulguları şu şekilde aktardı:

“Sayıştay Türkiye Taşkömürü Kurumu 2019 Yılı Denetim Raporu'nda, Bartın Amasra'daki üretim derinliğinin -300 metreye ulaştığı, çalışılan damarlarda gaz içeriklerinin yüksek olduğu, ani gaz degajı ve grizu patlama riskinin arttığı belirtilmiştir. Yeraltında kömür kazısı ve nakli sırasında oluşan kömür tozlarının havalandırma ile bütün ocağa yayıldığı, tane boyutu çok küçük olan (200 mesh ve altı) tozların sürekli ortamda dolaşmalarının infilak riskini artırtığı rapordaki bulgularda ifade edilmiştir. Yine raporda müessese ocaklarında meslek hastalıklarının önlenmesi ve iş güvenliği açısından solunabilir ve patlayabilir tozla mücadele kapsamında alınan önlemlerin zaman zaman yeterli olmayarak Tozla Mücadele Yönetmeliğinde belirtilen maruziyet sınırlarının aşıldığı belirtilmiştir.

Sayıştay raporuna göre  yeraltı kömür ocaklarında boyutları büyük olan facialara yol açan patlamaların ilk akla gelen nedeni kömür tozu patlamasıdır. Bir toz patlamasının olması için havada askıya geçmiş kömür tozu bulutunun bir ateşleyici kaynakla temasa geçmesi gerekmektedir. Bu koşulun çok kolay oluştuğu durumlar grizu patlamaları ve patlayıcı maddelerle yapılan ateşlemeler olmaktadır.

Patlayıcı nitelikteki tozların nötralize edilmesi ve patlamaların yayılmasını önlemek amacı ile taş tozu serpilerek ortamda biriken tozların etkisizleştirilmesinin yanı sıra tozlanmaya uygun damarlarda arına su enjeksiyonu yapılması ve kömürün taşınması sırasında aktarma noktalarına su fisketeleri yerleştirerek tozlu sahaların sürekli yıkanması gerektiğinin altı çizilmiştir.”

-300 metrede grizu patlaması olabileceği 2019 yılındaki Sayıştay raporunda yer aldı

Ersoy; TTK Amasra Müessese Müdürlüğü’nde yapılan denetimde üretim derinliğinin -300’e ulaştığı ve bu durumun grizu patlamasına yol açacağı şu ifadelerin Sayıştay raporunda açıkça belirtildiğini dile getirdi. Sayıştay raporundaki bulguya önergede yer veren Ersoy; Sayıştay’ın -300 metre üretim derinliğinde ani gaz degajı ve grizu patlaması gibi ciddi kaza risklerinin artacağını belirttiğini ifade etti.  

Maden faciasından günler önce hem Bakan hem de Sayıştay Başkanlığı Enerji Grup Başkanı ziyareti!

Ersoy; maden faciasından 24 gün önce Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Dönmez’in, 5 Ekim 2022’de de Sayıştay Başkanlığı Enerji Grup Başkanı İbrahim Özkarcı’nın maden sahasını ziyaret ettiğini ifade etti. Ersoy; Sayıştay Enerji Grup Başkanı İbrahim Özkarcı başkanlığındaki uzman denetçilerin  Amasra TİM'de -300/-350 kotları arasında gerçekleştirdikleri incelemelerde hangi bulgular rastlandığını ve bu bulgulara ilişkin önlemlerin alınıp alınmadığına ilişkin verilerin kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtti.

Kader, ihmal, fıtrat değil, katliam...

Sayıştay’ın raporunun Amasra’da yaşanan facianın basit bir ihmaller zinciri olmadığını gösterdiğini belirten Ersoy, maden facialarının sıkça yaşanıyor olmasının Türkiye’de madencilik faaliyetlerinde iş güvenliği ve işçi sağlığını hiçe sayıldığını ortaya koyduğunu ifade etti. Ersoy, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığını, yapılan denetimlere ilişkin bulgulara ilişkin de önlem alınmadığını söyledi.

Maden şirketlerinin zenginleşmesini işçiler hayatları ile ödüyor

Ersoy; hem işçi güvenliği ve sağlığı hem de iklim krizi açısından sürdürülebilir olmayan ve maden firmalarının daha da zenginleşmesi üzerine kurulu madencilik faaliyetlerinin azaltılması yerine hergün yeni maden sahalarının açıldığını ve yeni ihaleler verildiğini belirtti.

Ersoy Türkiye’deki madencilik faaliyeti ve maden sahalarına ilişkin şu bilgileri verdi:

“Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2010 ile 2018 yılları arasında Türkiye’de 8 bin 476 maden işletme izni, 106 bin 465 maden işletme ruhsatı vermiştir. Yine 2020 yılı itibariyle Türkiye’de maden arama ruhsat sahalarının toplam alanının 7 milyon 709 bin 205 hektar olduğunu ve bu alanın Türkiye’nin toplam yüzölçümünün neredeyse yüzde 10’una denk geldiği bilinmektedir.”

Türkiye’de madenciliğin vahşi, denetimsiz ve kontrolsüz,sermayenin çıkarlarına göre düzenlendiğini belirten Ersoy; bunun bedelini işçilerin yaşamalrı ile ödediğini dile getirmiştir. Ersoy; Amasra’da yaşanan maden faciasının yaşanmasına giden süreçte alınmayan önlemlerin, denetim bulgularına rağmen madenin faaliyetine devam etmesinin araştırılması ve sorumluların cezalandırılması için araştırma komisyonu kurulması gerektiğini ifade etti.