Kuyu Tipi Cezaevlerinde Ölüm Sınırı: "Güneşi ve İnsan Sesini Esirgemeyin!"

Ankara’nın simge noktalarından Yüksel Caddesi, 20 gündür evlatlarının yaşaması için direnen annelerin çığlığına ev sahipliği yapıyor. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve 27. Dönem Milletvekili Ali Kenanoğlu, oturma eylemi yapan mahkûm ailelerini ziyaret ederek, kritik eşiği çoktan aşan açlık grevlerine ve "kuyu tipi" hapishane koşullarına karşı acil çağrıda bulundu.

38 KİLOYA DÜŞEN YAŞAMLAR: "ÖLÜMLER BAŞLAMADAN SES VERİN"

Antalya Cezaevi’nde tutulan mahkûmların, insani olmayan barınma koşullarına karşı başlattığı açlık grevi tam bir yaşam savaşına dönüşmüş durumda.

Hüseyin Özen (56): 230 gündür açlık grevinde. Kilogramı 38’e kadar düşen Özen, artık telefon görüşmelerine dahi tekerlekli sandalye ile çıkarılabiliyor.

Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu: Açlık grevinde 250. günü geride bırakan tutukluların sağlık durumları geri dönülemez bir noktaya evrilmek üzere.

"DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ '20 GÜN' DİYOR, ONLAR BİR ÖMÜR HAPSEDİLİYOR"

Ziyaret sırasında çarpıcı açıklamalarda bulunan Ali Kenanoğlu, "kuyu tipi" olarak adlandırılan hücre sisteminin modern bir işkence yöntemi olduğunu vurguladı. Kenanoğlu, cezaevlerindeki izolasyonu şu sözlerle özetledi:

"Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre, bu hücrelerde bir insan en fazla 20 gün kalabilir. Ancak burada tutukluların tüm ömürlerini bu kuyularda tamamlaması isteniyor. Hava yok, güneş yok, insan sesi yok... Bir parça gökyüzünü bile görmekten mahrum bırakılan bu insanlar, sadece insani koşullardaki cezaevlerine sevklerini talep ediyor."

80 YAŞINDAKİ ANNENİN ADALET NÖBETİ

Yüksel Caddesi’nde 20 gündür betonun üzerinde oturan 80 yaşındaki Hüseyin Özen’in annesi ve diğer mahkûm yakınları, tek bir talebi dile getiriyor: Evlatlarımızın tabutları çıkmasın. Kenanoğlu, mahkûmların sadece sevk talebiyle bedenlerini açlığa yatırdıklarını hatırlatarak, Adalet Bakanlığı ve tüm yetkilileri derhal harekete geçmeye çağırdı: "Bir insan hüküm giymişse cezasını çeker; ancak onu ömür boyu izole etmek, tecrit etmek bir işkencedir. Geç olmadan, ölümler yaşanmadan bu sese kulak verilmelidir."

KAMUOYUNA DUYARLILIK ÇAĞRISI

Sürecin siyasi bir tartışmanın ötesinde bir insan hakları faciası olduğunu belirten HDK Eş Sözcüsü, tüm kamuoyunu ve vicdan sahibi çevreleri ailelerin sesine ses katmaya davet etti.