Kılıçdaroğlu: "İnsanların oturdukları konutu onlara mezar ettiler, bir de üstüne para aldılar!"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Hatay’daki MYK toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, "Devlette çürüme var dediğim zaman kızdılar. Bugün bu felaket bize devlette çürümenin nelere mal olduğunu gösterdi. Kurtarılması gereken hayatlar kurtarılamadı. Zamanında talimatların verilemediğini gördük" dedi.

Kılıçdaroğlu, "Devlet nefes almazsa sorunları çözemez. Sorun karşısında bürokrasi sessizliğini koruyor ve bir yerden talimat gelirse harekete geçiyorsa, o zaman devlet nefessiz kalıyor demektir. Güçlü devletin nefes alması lazım. Talimat gelmeden iş yapamam kavramı yoktur devlet yönetiminde. Çünkü devlet yönetiminde herkesin görevi yasalarla tanımlanmıştır. Devlet ayağa kalkamazsa devlette çürüme başlar. Nefessiz bıraktığını zaman devlette liyakat ok olur.Uzmanlar deprem konusunda uyardı. Ama imar affı çıktı. İnsanların oturdukları konutu onlara mezar ettiler, bir de üstüne para aldılar!" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

"Makam aracı kullanmadık, yarım otobüsle dolaştık. Sıcaklıkların eksiklere düştüğü ortamda insanların ailelerini, komşularını beklediğini görünce o dramın bir parçası oluyorsunuz. 

Milletvekili arkadaşlarımızın yakınları da hayatlarını kaybettiler. Bütün yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet dilemek isterim.

Bazı şeyleri açık ve net konuşmak lazım.

Genel başkan olduktan sonra en çok telaffuz ettiğim sözcük liyakatti. Liyakatin devlet yönetiminde ne kadar önemli olduğunu gittiğim her yerde söyledim. Önce pişersiniz aşama aşama yükselirsiniz. Devlette liyakati yok ettiğiniz zaman devlette çürüme başlar. Aşağıdan getirdiğiniz birisi ülke sorunlarını bilemez ve bir sorunla karşılaştığnda o süreci nasıl yüreteceğini de bilemez. 

Nefessiz bıraktığınız zaman devlette liyakat yok olur. Bunları bu ortamda dile getirmek doğru değil diyenler oldu. Yediğiniz ekmeğin, bindiğiniz otobüsün, uçtuğunuz uçağın fiyatını siyaset belirliyorsa ve bir sorun varsa halk gelip benim yakama yapışıyorsa onun sesi olmak zorundayım. Siyaset halka hizmet etmek demektir. Halka hizmet ediyorsanız gerçek anlamda siyaset yapıyorsunuz demektir. Siyaset dünyanın bütün demokrasilerinde halka hizmet yarışıdır. Siyaset aynı zamanda geleceği görebilmektir, geleceği okuyabilmektir.

Son 10 aya bakın neredeyse tüm televizyon kanallarında önlem alın diye hocaların yakardığını görürsünüz. Ne yapıldı imar affı çıkarıldı. Böyle bir siyaset olur mu? Batsın böyle devlet yönetimi. Gidin depremde evleri yıkılanlara bakın, kolonlar kesilmiş binalar çökmüş.

Para için sen kalkıp da hala o kişinin evini başına yıkar mısın ya? Bütün bunların dışında yurtların  kapatılması, üniversite öğrenimin online yapılmasına karar verildi. Üniversitelerden, öğrencilerden ne istiyorsunuz? O yurtlar depremzede aileler için çok uygun değildir. 5 yıldızlı otellere bak. Sen devlet yönetiyorsa o otellere koy, bütün masraflarını karşıla kardeşim. Devlet yönetmeyi bilmiyorlar.  Eğitimin ne kadar öneml olduğunu, eğitimsiz bir toplumun nerelere sürüklendiğini bunlar bilmiyor.

Deprem kuşağının üzerindeki kentleri büyütüyorsak gerekli önlemli alamıyorsak bu tür felaketler her zaman kapımıza gelecektir. Biz devlet yönetiminin daha tutarlı olmasını istiyoruz. 

500'ün üzerinde deprem raporu vardır. Bakanlıklar, belediyeler, meslek kuruluşları, üniversiter yaptı bu çalışmaları. Meclis'te en az 7-8 tane deprem raporu var. Bunlar okuma yazma bilmiyorlar. Alıp bakmıyorlar bile.

Hep birlikte depremin yaralarını sarmak için belediye başkanlarımız büyük çaba harcıyor."