Kılıçdaroğlu: “Erdoğan seçimi kaybettiğini anladığı an, ‘ben seçime girecektim ama YSK izin vermedi’ diyecek”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Hem Cumhurbaşkanlığı’nı hem de parlamentoyu çoğunlukla alacağız. Tereddüdümüz yok. Parlamentoda çoğunluğunu kaybedeceğini Erdoğan da biliyor. Onun bütün hedefi Cumhurbaşkanlığı. Onu da kaybedecek. Seçimi kaybedeceğine dair inancı güçlenirse, Erdoğan seçime bile girmeyebilir. YSK’dan kendi arzu ettiği kararı çıkarabilir. ‘Siz, seçime giremezsiniz’ diye” dedi. Kılıçdaroğlu ayrıca; “Altılı masa niye dağılsın? Niye dağıtalım altılı masayı. Hepimiz demokrasi istemiyor muyuz, istiyoruz. O zaman masanın dağılma şansı yok” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bugün, CHP Genel Merkezi’nde internet medyası temsilcileri ile buluştu, kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. Kılıçdaroğlu'na toplantıda; CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Genel Başkan Başdanışmanları Tuncay Özkan ve Ünal Çeviköz, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ile Genel Başkan İletişim Koordinatörü Ömer Topsakal eşlik etti.
Kılıçdaroğlu’nun, sorulara verdiği yanıtlar şöyle:
KİM OLURSA OLSUN
Cumhurbaşkanlığı sorunu değil. Sorun sistem sorunu. Fakat medya ne hikmetse, hep; ‘Cumhurbaşkanı adayı kim olacak?’ Kim olursa olsun. Bizim niyetimiz sistemi değiştirmek. Var olan sistem, Türkiye’yi getirdi felaketin eşiğine soktu. Hep birlikte görüyoruz, yaşıyoruz; tanığıyız. Bu kuşak, 7’den 70’e var olan sistemin Türkiye’yi nereye getirdiğini; hep beraber görüyoruz. Amacımız ne? Bizi bir araya getiren temel faktör ne? Biz bu sistemi değiştireceğiz. Demokrasi olsun istiyoruz. Dolayısıyla; Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunda, önce kendi aramızda demokratik standartları oluşturmak, altına imza atmak, bunu kamuoyuyla paylaşmak, ülkeyi hangi şekilde yöneteceğiz bunun kararını vermek, hükümet programı çerçevesinde ekonomiden yargıya kadar neleri yapacağımız konusunda görüş birliğini sağlamak, ondan sonra da bunları gerçekleştireceğimiz bir Cumhurbaşkanı adayını belirlemek. Bu çerçevede, kamuoyundan hep Cumhurbaşkanlığı ile ilgili soru geldiği için şöyle yaptık: ‘Bizim Cumhurbaşkanı adayımızın nitelikleri şudur’ dedik. Bunu kamuoyuyla paylaştık. Altılı masada Cumhurbaşkanı adayı nasıl belirlenecek, oylama nasıl olacak bunlar hiç konuşulmadı. Gündemimizde yok. Sizlerin gündeminde olduğu için, sürekli soru sorduğunuz için yanıt vermek zorunda kalıyoruz. Ama altılı masanın gündeminde bunlar yok. Çünkü gündeminde; 5 Ocak 2023’te oturacağız, hükümet programı üzerinde yine çalışacağız, konuşacağız. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişin yol haritası üzerinde konuşacağız, çalışacağız. Bugüne kadar aldığımız bütün kararlar oybirliği ile alınmıştır, hepsi. Bir konu, bir arkadaşımız; biz bunu biraz daha gözden geçirelim, kendi kurmaylarımla değerlendirelim diyorsa, hay hay diyoruz. Bir sonraki toplantı geldiğinde, yine hep beraber üzerinde yüzde 100 uzlaştığımız metinler çıkıyor.
Hiç konuşulmadı ki; oybirliği ile veya oyçokluğu ile olsun. Bugüne kadar aldığımız bütün kararlar oybirliği ile oldu. Bundan sonra oyçokluğu mu olur, başka bir şey mi olur… Onu zaman içinde bu konular gündeme gelince, oturur konuşuruz.
ONUN AKLI BİZDE YOK MU?
Altı lider; hangi konuda, neyi, nasıl yapacağına dair görüş birliği sağlamayıp da Cumhurbaşkanı adayını belirlediğinde, ne olacak? Her kafadan ayrı bir şey çıkacak. Erdoğan, ne diyecek? ‘Ne güzel, bunların her birisi ayrı ayrı şeyler söylüyor.’ Biz bunu bilmiyor muyuz, biliyoruz. Altı lider bunun farkında. Hükümet programı üzerinde uzlaşacağız. Geçişin yol haritası üzerinde uzlaşacağız. Aramızda hiçbir görüş farkı kalmayacak. Yüzde 100 uzlaşma sağladıktan sonra da Cumhurbaşkanı adayımızı belirleyeceğiz. Cumhurbaşkanı adayı çıkacak; benim, Meral Hanım'ın, Davutoğlu'nun, Babacan'ın, Sayın Gültekin'in söylediğini dillendirecek. Dolayısıyla, altı lider hep birlikte aynı şeyi söyleyeceğiz. Yani aramızda bir farklılık olmayacak. Eğer biz bunu önceden belirlesek, her birimiz ayrı şey söyleyebiliriz. Bu, Erdoğan'ın eline koz vermek. Erdoğan onun için sıkıştırıyor. Bir an önce açıklayın, çünkü farklı şeyler söyleyin, ben de çıkıp kürsüye diyeyim ki: ‘Bak görüyorsunuz değil mi, her kafadan bir ses çıkıyor.’ Onun aklı bizde yok mu? Allah aşkına biz her şeyi biliyoruz.
ALTTA ÇALIŞAN MEKANİZMA GÖRÜNMÜYOR
Her ayrıntıyı; gündemimize getiriyoruz, konuşuyoruz, tartışıyoruz. Altı lider, diyelim ki 15 günde bir toplanıyor. Ama bu hiç görüşmüyoruz anlamında değil. Görüşüyoruz, ama altımız bir araya gelmiyoruz. Ama telefonla da görüşüyoruz; Genel Başkan Yardımcıları, her bir partinin genel başkan yardımcıları hükümet programı konusunda, geçişin yol haritası konusunda; oturuyorlar, defalarca çalışıyorlar. Birden fazla… Yani bir sefer gelip de dağılmıyorlar. Bitinceye kadar süreç, sürekli çalışıyorlar. Yani sistem kendi içinde çalışıyor. Ama bu altta çalışan mekanizma görünmüyor. Üste sadece liderler görünüyor. Acaba bir araya geliyor mu, gelmiyor mu?
YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ
Geliyoruz, oturuyoruz, konuşuyoruz. Biz yolumuza devam ediyoruz. Ama sarayın baskısı, sarayın medya üzerindeki baskısı, sarayın özellikle gündem belirleme konusundaki… ‘Efendim niye Cumhurbaşkanı adayını belirlemiyorlar?’ İyi de biz onların arzu ettiği zaman diliminde mi belirleyeceğiz? Hayır. Kendi Cumhurbaşkanı adayımızı belirleyeceğiz. Bizim açımızdan Cumhurbaşkanı adayından çok daha öte; sistem. Biz sistemi değiştirmek istiyoruz. Yoksa bir kişi gitsin yerine yeni bir kişi gelsin. Şimdi bu algının içine, Türkiye süratle sokuluyor. Buradan kesinlikle çıkmak lazım, kesinlikle. Demokrasiden yana olan herkesin bu anlayıştan çıkması lazım. Biz demokrasiyi savunuyoruz, ilkeleri savunuyoruz. Eğer biz; ‘Bugün burada bir tek adam var, bu tek adam da memnun değiliz, biz bunu değiştirelim yerine yeniden bir tek adam gelsin ve biz bununla yola devam edelim, bakalım bu nasıl olacak…’ Bizim; İkinci Yüzyıla Çağrı vizyonumuzda, neydi? Önemli olan sistemi değiştirmekti. Ve öyle bir değişikliği gerçekleştirelim ki Türkiye hem ekonomik hem siyasal açıdan bir daha krizlere girmesin. Gerçek anlamda demokrasi, gerçek anlamda ekonomik politikalar oluşturun. Asıl hedefimiz bu.
KAVGA ETMEDİK Kİ
Herhangi bir sorunumuz yok, Sayın Akşener ile… Görüşüyoruz, niye görüşmeyelim. Kavga etmedik ki, ayrılalım. Görüşüyoruz. Herhangi bir sorunumuz yok.
Hükümet programını kabul ettikten sonra, hükümet programının kamuoyuna nasıl paylaşılacağını belirleyeceğiz. Onun için bir takvim vereceğiz, sizlere. O takvim de yine büyük bir olasılıkla diyorum, çünkü görüşülmedi; büyük bir olasılıkla yine altı lider bir araya geleceğiz, ‘biz iktidar olduğumuzda bunları hayata geçireceğiz’ diye kamuoyuyla hükümet programını paylaşmış olacağız. Daha sonra Güçlenmiş Parlamenter Sisteme geçişin yol haritası üzerinde de durulacak. Gerekirse yeni altı lider bir araya geleceğiz. Altı lider, kamuoyuna güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yol haritasını kamuoyuyla paylaşacağız. Üç temel konuyu, altı lider bir araya gelerek paylaştık. Anayasa ve maddeler; 2 toplantı yaptık. Şimdi, hükümet programı; Ortak Söylem ve Hükümet Programı ve Geçiş Programı. Neyi, nasıl yapacağımızı; kamuoyuna aktarmak, önemli diye düşünüyorum.
Erdoğan’a şu çağrıyı yapıyorum: Sen gerçekten millet iradesine güveniyorsan ve inanıyorsan ve gerçekten demokrasiye inanıyorsan; kurşun askerlerini geri çek. Etkilediğin yargıcından bürokratına kadar hepsini geri çek. İki… Anayasayı süratle değiştirelim, biz size destek vereceğiz. Derhal İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve İstanbul'daki bütün belediyeler için hemen seçime gidelim. Yüreği varsa, cesareti varsa; açıkça meydan okuyoruz. Madem diyor ki, ‘ben bunları yapabilirim.’ Sen, yargıyı sopa olarak kullanıp bunları yapıyorsun. Ama millet bunun doğru olmadığını biliyor ve görüyor.
HEMEN SEÇİMLERİ YAPALIM YÜREĞİN YETİYORSA GEL
Demokrasiye inanıyorsan Ekrem Bey'in yanlış bir şey yaptığını deklare etmek istiyorsan, onu gereksiz yere suçlamak istiyorsan; o zaman en güçlü irade, milletin iradesidir. Gidelim, milletin iradesine, hemen seçimleri yapalım. Yüreğin yetiyorsa, gel. Aynı şeyi Yalova için de yapalım. Üç bilirkişi raporu, üçü de Belediye Başkanı’nın lehine. Hâlâ göreve başlatmıyorlar. Cumhuriyet tarihinde bir ilktir. Bilirkişi raporu hakkında, bilirkişi ile ilgili suç duyurusunda bulundu. Niçin böyle bir rapor verdi, diye. Hukukun askıya alındığı bir dönemdir. Yargının işlemediği bir dönemdir. Tek güvencemiz, milletin iradesidir. Eğer sen de gerçekten milletin iradesine saygı duyuyorsan, gel hemen, derhal yerel seçimleri yapalım. Hemen, hemen derhal.
MASANIN DAĞILMA ŞANSI YOK
Altılı masa niye dağılsın. Dağılması için Erdoğan her türlü şeyi yapıyor. Onun havuz medyası da dahil olmak üzere… Yok dağıldı, yok dağılacak. Yok işte HDP masanın üstünde, altında… Bir sürü şeyler. Bunların hiçbirisine inanmayın. Hepimiz gayet güzel, sağduyuyla hareket ediyor. Niye dağıtalım altılı masayı. Hepimiz demokrasi istemiyor muyuz, istiyoruz. O zaman masanın dağılma şansı yok ki, yani şansı yok.
Bizim altı liderin göstereceği aday, kazanacak. Kimi gösterirse... Sağduyulu hareket edeceğiz, adayımızı göstereceğiz ve bu aday kazanacak. Bu kadar açık.
Her olasılık olabilir. Bir şey oldu diye kıyamet kopacak bir şey yok. Sonuçta benim düşüncemi sorarsanız, tek adayla seçime gitmek lazım, seçimi almak lazım ve bitirmek lazım bu işi. Bu çok doğaldır. Tartışılabilir. Ama bizim şu ana kadar altılı masada böyle bir tartışma hiç olmadı, gündeme de gelmedi. Soru soruluyor… Çoklu da olabilir diyorum. Şimdi hiç olmaz dersem, diğer liderlerin iradesini ipotek koymuş olursunuz. Öyle bir şeyimiz yok. Özgürce tartışacağız.
BUNLAR BİR HAFTADA ÇÖZÜLECEK OLAYLAR
Milletvekilliği seçimleri ile ilgili hiçbir görüşmemiz olmadı. O daha sonraki bir aşama. Önce hükümet programı, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yol haritası… Bunların üzerinde önce uzlaşmamız lazım. Bunları kamuoyuyla paylaşmamız lazım. Arkasından seçimle ilgili yani ortak liste olur, ayrı ayrı liste mi olur… Bir sefer, her parti 41 ilde seçime girmek zorunda. Bu 41 olmaz, 43 olur; 45 olur, 47 olur. Ortak liste olur, ortak liste olmayabilir. Bu daha sonra kuracağımız bir komisyon olacak. Ama bugün için böyle bir komisyonumuz yok. Bu çalışma çok zor bir çalışma da değil. Verilerden yola çıkılarak; nerede, nasıl birlikte veya ayrı ayrı seçime girebiliriz. Bunlar 3 günde, 5 günde, bir haftada çözülecek olaylar. Asıl olan hükümet programı: Neyi, nasıl yapacağımız konusunda çalışmak. Bunu olgunlaştırmaya, oluşturmaya çalışıyoruz.
KURAL İSTİYORUZ, KRAL DEĞİL. KRAL KİM OLURSA OLSUN
Sistemi niye tartışmıyoruz. ‘Cumhurbaşkanı kim olacak’ diye… Altı lider diyor ki… Demokrasiyi getireceğiz. Siz demokrasiyi istiyor musunuz? Kimi belirlerse biz hepimiz onun arkasında duracağız. Bitti. Ali mi olsun, Veli mi olsun; tartışmasından kesinlikle bunu çıkarmamız gerekiyor. Zamanlama, az önce söyledim Erdoğan ve onun yakın çevresi olayı kişi ekseninde götürmek istiyor. Anketler o çerçevede yapıyor, tartışmalar, konuşmalar televizyon programları. Ali mi olsun, Veli mi olsun; hep bunun üzerinden yapıyor. Bunun bilinçli bir yönlendirme olduğuna inanıyorum. Bilinçli bir yönlendirme var. Yani kendimize bir kral arıyoruz. Kurallardan vazgeçtik. Bir kral var onu beğenmiyoruz. Yerine yeni bir kral arıyoruz ya biz kural istiyoruz kral değil… Kral kim olursa olsun. Kurallarına göre çalışan bir devlet yapısı istiyoruz. Demokrasi olmasını istiyoruz. Bunun geniş kitlelere ulaştırılması lazım. Tamam biz söylüyoruz ama sonuçta yorum yapacak olan, eleştirilecek olan, olması gerekeni nasıl olması gerektiğini anlatacak olan sizlersiniz. Bizler sizlere saygı duyacağız. Yani bizim görevimiz bu zaten. Onun dışında başka bir şey yapamayız. Bir yanlış olursa biz ancak telefon açarız; ya burada bir yanlışlık var… Onun dışında düşüncelerinize saygı duymak bizim görevimiz. Şimdi toplum doğal olarak bu noktaya itildi. Sürekli olarak, sürekli. Hangi kanalı açarsanız, yani ben sadece x kanalı, y kanalı değil… Hangi kanalı açarsanız bu yönlendirmeyle… Üzülerek görüyorum ama görüyorum yani. Bunlar tartışılıyor.
Demokrasi bandı daralıyor. Erdoğan’ın, kamu bürokrasisini ve kamu yargısını kullanarak demokrasi alanını daralttığını biliyoruz. Tek merkezden talimat alan bir yargı, bürokrasi var. Bugün valiler ve kaymakamlar; AK Parti’nin il ve ilçe başkanları gibi davranıyorlar. Erdoğan'ın vatandaşlara yazdığı mektubu, devletin bürokratları evlere dağıtıyorlar. Çünkü AK Partililer artık evlere giremiyorlar. Ne derlerse desinler. Yeteri kadar giremiyorlar. Çünkü tepkiyle karşılaşacaklarını da gayet iyi biliyorlar.
SEÇİM GÜVENLİĞİ İÇİN GERÇEKTEN ÇOK İYİ HAZIRLIKLAR YAPIYORUZ
Ama biz bütün bunların hepsinin farkındayız. Seçim güvenliği için gerçekten çok iyi hazırlıklar yapıyoruz. İllerden ve ilçelerden gelen sandık görevlileri için gönüllülerden oluşan bir ekibimiz var. Diyelim ki Şırnak’ın bir ilçesinde, bize liste gönderilmiş sandık görevlileri diye… Her birisi tek tek aranıyor. Görevli olduğu sandığı biliyor mu, bilmiyor mu diye… Görevli olduğunu biliyorsa yanına bir artı koyuyoruz. ‘Hayır bilmiyorum diyorsa, haberim yok’ diyorsa; yanına eksi koyuyoruz ve ilçe başkanı arıyoruz yeni bir kişi bulacaksın diye. Dolayısıyla bunun yaklaşık yüzde 76’sı bitti. Tamamlayacağız. Onları eğitime alıyoruz. Tutanakları ne zaman imzalamaları gerektiğini, elektrikler söndüğü zaman ne yapmaları gerektiğini… Büyük kentlerde, barolar ile de ortak bir çalışma yaptık. Her okulda bir gönüllü avukat olacak sorun çıktığı zaman avukat hemen müdahale edecek olaya böyle bir çalışmamız da bu sadece bizim diğer partiler de benzer çalışmaları yapıyorlar. Son sandık başındaki arkadaşımız tutanağı imzaladıktan sonra cep telefonuyla fotoğrafını çekip bize gönderecek. Bitti. Ondan sonra zaten bir sorunumuz olmayacak. İstanbul sonuçlarını böyle yaptık ve asıl başarıyı oradan elde ettik. Çünkü biz Yüksek Seçim Kurulu’na güvenmiyoruz. Malum, İstanbul seçimlerinde bir ara tuttular yayını kestiler, açıklamadılar. Ama bizim elimizde bütün tutanaklarının fotoğrafları vardı. Dolayısıyla ne yaparlarsa yapsınlar biz sonucu önceden zaten biliyorduk.
ERDOĞAN SEÇİME BİLE GİRMEYEBİLİR
Hem Cumhurbaşkanlığı’nı hem de parlamentoyu çoğunlukla alacağız. Tereddüdümüz yok. Bütün seçeneklerde biz bunu görüyoruz. Erdoğan da görüyor. Parlamentoda çoğunluğunu kaybedeceğini Erdoğan da biliyor. Onun bütün hedefi Cumhurbaşkanlığı. Onu da kaybedecek. Ve ben Erdoğan’ın seçimi kaybedeceğine dair inancı güçlenirse, Erdoğan seçime bile girmeyebilir. Diyebilir ki; ‘Ben girecektim ama…’ YSK’dan kendi arzu ettiği kararı çıkarabilir. ‘Siz, seçime giremezsiniz’ diye… Arzu ettiği kararı çıkarabilir.
SEÇİMİ KAYBETTİĞİNİ ANLADIĞI AN, ‘BEN SEÇİME GİRECEKTİM AMA YSK İZİN VERMEDİ’ DİYECEK
Seçim kaybetmek istemez. Seçimi kaybettiğini anladığı an, ‘Ben seçime girecektim ama YSK izin vermedi’ diyecek. Ama mağduriyet yaratamayacak çünkü YSK’nın onun emrinde olduğunu hepimiz biliyoruz, sadece ben değil bu ülkede yaşayan herkes bilir. Adaylık sürecinin öncesinde bakacak, görecek, yüzde 100 kaybettiğini gördüğü takdirde aday olmayacaktır. Bunu sadece ben değil yakın çevresi de dillendiriyor.
Demokrasinin öngördüğü bütün özgürlükleri sağlayacağız. İktidar rahatlıkla eleştirilebilecek. Gazeteciler rahatlıkla eleştirilerini yapabilecekler. Medyanın özgürce eleştiri yapması; bir siyasi iktidar için aslında akıllı bir iktidar için bir nimettir aslında. Yanlışını görme, eksiğini görme imkânı; gazetecinin kaleminden dökülen satırlarla öğrenir. Veya bir yerde bir olay olduğunda biz olayı değil gazeteciler olayı çok daha önceden öğrenip yazabilirler. Dolayısıyla medya özgürlüğü bizim açımızdan çok önemli.
Yeni Soluk
Yorum Yap