Kılıçdaroğlu bu detayı ilk kez açıkladı!

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü'nün 2. yıldönümünde katıldığı bir TV programında açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, "Ankara'dan Kocaeli'ne geldiğimizde gişelerde polisin bize müdahale edeceği duyumunu almıştık" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, KRT’deki canlı yayında önemli açıklamalarda bulundu.

Adalet Yürüyüşü’nün 2. yıldönümü dolayısıyla gazetecilerin karşısına çıkan Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü sırasında Ankara’dan Kocaeli’ne doğru gelirken yaşadıklarını ilk kez dile getirdi.

"Gazeteciler, iktidara göre farklı düşünenler, tutuklanıyordu hapse atılıyordu. Bunlar artarak birikiyordu. Böyle bardağın içine düşen damlalar gibi.

Muğla'dan iki belediye başkanımız da vardı, onlarla konuşuyorduk nasıl çözülür neler yapabiliriz diye. O sırada Enis Berberoğlu'nun tutuklandığını söyledi. Buna karşı bir şey yapılması lazımdı. Tabloya baktığınız zaman giderek ağırlaşan bir tablo vardı. İktidar bu baskıyı toplum sessiz kaldıkça giderek arttırıyor.

Dolayısıyla ne yapalım diye uzun uzun konuştuk. Sonunda milletvekillerini topladık ve grup toplantısı yaptık genel merkezde. Orada bu yürüyüşün kararını aldık. Bunun kamuoyuna açıklanması gerekiyordu."

'POLİSİN YOLU KESECEĞİ İFADE EDİLDİ'

“Kocaeli’ne yaklaştığımız bir dönemde. İktidar Bolu’ya falan gidemez diyordu. Kızılcahamam’ı aşamazlar deniyordu. Kocaeli’ne yaklaşırken gişelerde polisin yolu keseceği ifade edildi. Böyle bir şey olursa gişelerde oturacağız dedik. Ama böyle bir engelleme olmadı, biz Maltepe’de yürüyüşümüze tamamladık”

"Adalet arayışımız hala devam ediyor. Türkiye'de adaletin olmadığını herkes biliyor. Bugün hapishaneler ağzına kadar dolu. Bir bilim insanı 'Barış Bildirisi'ni imzaladı diye hapse mi atılır, bir gazeteci yorum yaptı, haber yaptı diye hapse mi atılır? Bir gazeteciye saldıranlar ise savcının odasından güle oynaya çıkıyor.

AKP Genel Başkanı Erdoğan bile Meclis'e adalet reformu getiriyoruz diyor. Onlar da adalet olmadığını bilmiyor."

YOLA GÜBRE DÖKEN KİŞİ HAKKINDA AÇIKLAMA

Bizi protesto etmek isteyen insanlar da oldu. Protesto edenlere hak hukuk adalet sloganını attık sadece. Herhangi bir şey yapmadık, el salladık onlara. Beni üzen olaylardan birisi Düzce'de yaşadığımız bir olaydı. Biz bir ailenin daveti üzerine yemeğe gitmiştik. Akşam o yemekten dönerken bir haber geldi 'yola gübre dökmüşler' diye. Üzüldük tabi sonra bunlar temizlendi. Orada AKP'li bir vatandaş bunu protesto etti 'doğru değil' diyerek. O kişi şimdi hapiste ve geçen gün bana bir mektup yazmış. O mektupta da özür diliyor, 'Bana hakkını helal et" diyor. Mektup da yanımda. İsmini izin verirseniz ben okumayayım, ondan izin almadım bu konuda. 'Sosyal medyada. Maalesef iktidarın borazanlığını yapan TV kanallarında bu yürüyüşü DHKP-C'nin yürüyüşü diye duyunca bu işi yaptık' diyor. Sonuçta ben bayramda milletvekillerimi gönderdim gidin bayramını kutlayın diye. Ben de kendisine bir mektup göndereceğim. Ben kimseye kin ve öfke taşımam onun da beni protesto etme hakkı var. Biz sonuçta insanız, düşüncelerimizi beğenmeyebilirler ama insanı tahrik edici düşüncelerden, söylemlerden kaçınmak lazım. Bu vatandaşımız da özür dileyerek kabahatini kabul ediyor."

"LİNÇ ETMEK İÇİN HAZIRLIK YAPILMIŞ"

"Şehit cenazesinde beni linç etmek için hazırlık yapılmış. Savcılık görüntüleri bile incelemedi. Talimat verilmiş, ifadesini alın bırakın demişler. Gözleri dönmüş, bunları yaparlar ama linç girişimi affedilmez. Linç girişimi kavramı da benim değil. Oradaki bir bürokratın söylediği bir kavramdır.