Özel: “Biz bu meydana mitinge değil; haksızlığa itiraza, direnmeye, eyleme geldik”
Kemal Okuyan: 'AKP sermayeye hizmet etmeseydi, bir gün dahi iktidarda kalamazdı’
Kemal Okuyan: Sermaye sınıfının penceresinden bakarak Cumhuriyetçilik yapılamaz
soL TV'de yayınlanan Komünist Bakış'ta TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Nevzat Evrim Önal'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Programda öncelikli konu TKP'nin "Yolları ayırma zamanı" başlıklı açıklamasıydı. Önal, Okuyan'a "TKP kiminle yolların ayrılmasını hedefliyor?" diye sordu.
Açıklamayla ülke gündemine ilişkin yaklaşımlarını ortaya koyduklarını belirten Okuyan, TKP'nin varlık nedeninin emek-sermaye çelişkisi olduğunu hatırlattı. "Türkiye yolunu sermaye sınıfından ayırmalıdır. Bu aslında 'Bu memleketin sahibi kim?' sorusunun da yanıtıdır" diyen Okuyan, kapitalistlerin tüm kaynaklara el koyduğunu söyledi. Marjinal olanın sermaye sınıfı olduğunu ifade etti.
'AKP sermayeye hizmet etmeseydi, bir gün dahi iktidarda kalamazdı’
TKP Genel Sekreteri şunları söyledi:
"AKP sermayeye hizmet etmeseydi, bir gün dahi iktidarda kalamazdı. Bu ülkenin büyük holdingleri AKP dönemi içerisinde dolar üzerinden 3-4 kat büyüdü. Yani büyük paralar kazandılar. Dolayısıyla AKP böyle bakınca 'başarılı'dır."
'Sermaye savunusuyla Cumhuriyet'e gölge düşürülüyor'
Okuyan, işçi sınıfını merkeze koymayan Cumhuriyet savunusunun, karşı-devrimin "Cumhuriyet elitist bir projedir" saldırısına açık olduğuna ilişkin TKP’nin yaptığı değerlendirmeyi de yorumladı.
Milli Mücadele'nin yükünü yoksul köylülüğün çektiğini, Cumhuriyet projesini de yaygın olarak selamladıklarını söyleyen Okuyan, "Sistem Cumhuriyet'i kusuyor, devam etmek istemiyorlar. Mesele sadece AKP de değil, 50 yıllık bir karşı-devrimden söz ediyoruz. Mevcut sistem Cumhuriyet değerlerinden adım adım kurtulmaya çalıştı. Bunu yaparken 'Cumhuriyet tepeden inmeci, salon devrimi, yoksulların çıkarlarıyla ilgisi yok' dediler. Bu tezi sol da aldı" dedi. Ve şöyle devam etti:
"Cumhuriyetin halkçı kökleri inkar edildi. Cumhuriyeti TÜSİAD penceresinden savunmaya kalkarsanız, haklı olurlar. Dolayısıyla bunun sona ermesi gerekiyor. Sermaye düzenini savunarak Cumhuriyet savunusu bitmiştir. Dileyen çıkar savunur kavga ederiz. MÜSİAD'ı, TÜSİAD'ı hepsi sınıf olarak Cumhuriyet karşıtıdır. Sermaye sınıfının penceresinden baktığınız zaman Cumhuriyetçilik yapamazsınız. Bu savunuyla Cumhuriyet'e gölge düşürülüyor."
Kürt sorunu: 'Bu sistemi değiştirirken de birliğe ihtiyacımız var'
TKP'nin bugünkü açıklamasındaki Kürt sorunuyla ilgili kısım da programda detaylandırıldı.
Türkiye tarihinde kapitalizm ağırlığını koydukça ülkenin çok büyük bir kesim için yaşanmaz hale geldiğini dile getiren Kemal Okuyan, Sebahat Tuncel'in "Emperyalizmle ittifak taktik ittifaktır" sözü için "Taktik ittifak her zaman strateji ile uyumlu olmak zorundadır. Böyle laf oyunları yapılmamalı" dedi.
Yalnızca Kürt ayrılıkçılığı üzerinden değerlendirme yapılmasının yanlış olduğunu vurgulayan Okuyan, "Ülkemizi seviyoruz ama değiştirmek istiyoruz ve bu iradeyle hareket ediyoruz. Kürt meselesi de bu değiştirme iradesine bağlanmak zorunda. Bu sistemi değiştirirken de birliğe ihtiyacımız var" şeklinde konuştu.
'Ülkeye hayrı dokunabilecek tek ayrım sınıfsal ayrımdır’
TKP Genel Sekreteri şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'nin parçalanması o parçaların hiçbirisine yardımcı olmaz. Sonu gelmeyen savaşlara mı girmek istiyoruz? Mesele 'biz bugünkü sistemden nasıl kurtuluruz'dur. Biz de bunun için uğraşıyoruz. Bugün de dahil olmak üzere bunun için bir birliğe ihtiyaç var. Yolları da o küçük azınlıkla ayıracağız.
Ülkeye hayrı dokunabilecek tek ayrım sınıfsal ayrımdır. Onun dışındaki tüm kutuplaşmalar yapaydır, felakettir. Niye bir Kürt aşiret reisiyle Kürt yoksulu aynı tarafta kalsın? Niye Türk işçiyle Türk patron aynı tarafta kalsın? Meselemiz bu."
Türkiye'nin güvenlik tehdidi ve 'emperyal güç olma' arzusu
Kemal Okuyan emperyalist ülkelere öykünerek bakıldığında aydınlığa çıkmanın mümkün olamayacağını kaydetti.
"Emperyal bir Türkiye istiyorsanız haksızlıklara imza atarsınız" diyen Okuyan, sınıfsal bakılmaması halinde varılacak sonucun bu olduğunu söyledi. Ve ekledi: "Uluslararası rekabette öne geçebilmek için kendi halkınızı daha fazla sömürmeniz gerekiyor. Ayrıca kendi ülkenize yakın bölgeleri sömürmeniz gerekiyor. Bu ahlaki değil aynı zamanda sınırlar tek taraflı gevşemez. Ülkenin güvenliği de tehdit altında kalır."
"Dış tehdit" olgusunun yanlış olmadığını belirten Okuyan, "Bize göre ülkenin savunusu İncirlik'ten başlar. İncirlik Türkiye'nin içindedir Ülke ekonomisini ele geçirmiş tekellerin tasfiyesinden başlar" dedi.
Komünistlerin de güçlü bir ülke istediğine ancak o güçlü ülkenin emekçi halkın refaha kavuşmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çeken Okuyan "Gerçekten egemen ve bağımsız bir ülke istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Planlı ekonomi mümkün mü?
"Merkezi ekonomi" kavramına ilişkin değerlendirmesinde piyasa ekonomisinin ülkeyi getirdiği noktayı ve ortaya çıkardığı çürümeyi belirten Okuyan, merkezi planlamanın çok kıymetli olduğunu, eşitlik vurgusu üzerinden anlattı. Kaynakların gereksiz kullanımının önüne geçildiği bu sistemin sosyalist bir ekonomide mümkün olabileceğini altını çizdi.
"Sosyalizmde ağırlıklı devlet mülkiyeti ve merkezi planlama olmalı. Türkiye bu kavramlara yabancı değil, Cumhuriyet'in ilk döneminde denemeler yapıldı" diye konuştu. Bunları genel kural haline getirmenin mümkün olduğunu söyledi.
İşçi sınıfı ayağa kalkabilir mi? 'Başka bir dünya mümkün’
"İşçi sınıfı ağırlığını koymaya başladığını dönemden itibaren bir mücadele içerisinde var oldu" diyen Okuyan, kapitalist üretim varsa sömürünün de olacağını hatırlattı.
Dolayısıyla kapitalist düzeni yıkma fikrinin aslında başından bu yana işçi sınıfıyla beraber anıldığını belirten TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, "Devrim hep işçi sınıfıyla birlikte akla gelirdi. 90'larla beraberse işçi sınıfı etkisizleşmeye başladı. Bunu düzen değişikliği talebinin giderek geri çekilmesiyle tarif edebiliriz" dedi.
Okuyan şöyle devam etti:
"İşçi sınıfı birbirinden bağımsız mücadelelerle ağırlığını koyamaz. 'Ben buradayım' demesi için kendisine ait bir dünyayı savunması gerekir. Yani sosyalizmdir. Kapitalizmin iyileştirilmesi ya da farklı bilimlerde sürdürülmesi işçi sınıfı için motivasyon kaynağı olamaz.
Biz diyoruz ki, işçi sınıfı var ama bu hissedilmiyor. Bunun hissedilebilmesi için bu düzenin değiştirilebilir olduğunun bilinmesi ve bunun savunulması gerekiyor. İşçi sınıfı eğer ayağa kalkacaksa, bu düzenin layık gördüğü çaresizlik hissi, geleceksizlik, uyuşturucu, kumar, bencilleşme gibi şeylerin karşısına dikilmesi için 'başka bir dünya mümkün' hedefine ihtiyacı var."
ABD'nin Küba ablukası ve Türkiye'deki imza kampanyası: 'İnsanlığın Küba'ya borcu var'
Programda son olarak ABD'nin Küba'ya dönük giderek artan baskısı ve José Martí Küba Dostluk Derneği'nin başlattığı imza kampanyası gündem edildi.
Önal'ın "Küba dayanabilecek mi? Dünyada sol-sosyalist kamuoyu Küba ile dayanışmak istiyorsa bunu nasıl yapmalı?" sorularına Okuyan şöyle yanıt verdi:
"Küba 60 küsur yıldır yanıbaşındaki dünyanın en büyük emperyalist gücüne karşı tek başına direniyor. Sadece kendisi için değil insanlık için direniyor. Bu direnç düşerse Türkiye ve dünya üzerinde çok büyük etkisi olur. İnsanlığın Küba'ya borcu vardır.
Küba elinden gelenin fazlasını yapıyor, bunu hafife alan solcular da var. Ticaret yaptırılmıyor, bankacılık izole edilmiş durumda. Ülkeye giden tankerlere el konuluyor. Yakıt gitmiyor. Sonra da 'Küba sosyalizmi başarısız' demek alçaklıktır. Direnmek için ellerinden geleni yapıyorlar ama zor durumdalar. Dolayısıyla dayanışma ve ABD emperyalizmine karşı mücadele başlatmak gerekiyor. Küba dostları imza kampanyası başlattı, sürüyor. Biz de dayanışma kampanyaları başlatıyoruz, elimizden geleni yapacağız. Küba'nın direnmesi insanlık meselesidir.”
Yeni Soluk
Yorum Yap