İstanbul’da Dev Uyuşturucu Operasyonu: Ünlü İsimler ve İşletmeciler Adliyeye Sevk Edildi
Kahraman Güler: '46'lık dergisi' alanında uzman isimlerle genç fikirleri bir araya getiriyor
Fikir, Sanat, Edebiyat ve Psikolojisi dergisi 46'lık 4. sayısına hazırlanırken, 46'lık dergisi Genel Yayın Yönetmeni Kahraman Güler, Yeni Soluk'a konuştu. Güler, "Birey, kendini geçmişi üzerine var eder" derken, "Biz dergicilikte de bunu yapıyoruz aslında. İlk üç sayının üzerine dördüncüyü var edeceğiz. Beşi de ilk dördün üzerine var edeceğiz" ifadesini kullandı.
İki ayda bir yayımlanan; sanat, edebiyat ve psikoloji konularını işleyen ’46’lık’ dergisi üçüncü sayısıyla okurlarıyla buluştu. İlk iki sayısıyla büyük beğeni toplayan dergi, üçüncü sayısıyla da okurlarından tam not aldı. Her sayısında farklı bir tema işleyen 46'lık, dördüncü sayısında 'Yabancılaşma' temasını işleyecek. Derginin Genel Yayın Yönetmeni ve Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Kahraman Güler, yeni sayıyla ilgili; "Mutlaka bir yol var. Umutluyum. Tekdüze gitmeyeceğiz. Dördüncü sayıda da güzel bir sürprizimiz var. Dışardan bakıldığından rastgele gidiyormuşuz gibi bir hava olsa da belli bir sistematik üzerinden gidiyoruz. Dördüncü sayımızın teması; ‘yabancılaşma.’ Bireyin kendi özüne yabancılaşması, içinde bulunduğu topluma, toplumsal koşullara yabancılaşması, ayrışması…" şeklinde konuştu.
İşte 46'lık dergisi Genel Yayın Yönetmeni Kahraman Güler röportajının tamamı:
- Bu soru çok sorulmuştur ama bilmeyenler için bir daha alalım, neden 46’lık ismi?
Eski Türk Ceza Kanununun 46. maddesine göre akli dengesi yerinde olmayanların işledikleri suçlardan, eylemlerden muaf tutulmalarıyla ilgiliydi. Fikirlerinden dolayı ceza alanlara bir göndermemiz var. Biz şunu diyoruz; fikrin cezai ehliyeti olmaz. Hiçbir insan inandığından dolayı yargılanmamalı, sorgulanmamalı.
- Küresel basın özgürlüğü endeksinde son 20’ye gerileyen Türkiye’de böyle bir girişim yapmak sizi korkutmadı mı?
Hayır! Neden korkutmadı mı biliyor musunuz? Ben şuna inanıyorum; biz, fikrimizi kimsenin gözüne sokmadan varlığını sürdürmeye çalışan insanlarız. Buradaki amaç karşıtlık üzerine var olmamak. Hiç kimseye zarar vermeden kendini ifade edebilme becerisini geliştirebilmek. Zaten fikir özgürlüğü, basın özgürlüğü konusundaki sorunda burdan kaynaklanıyor. Çoğu zaman biz saldırı refleksiyle fikirler üretiyoruz.
- Basılı yayının güç kaybettiği bir dönemde sizi dergi çıkarmaya iten motivasyon ne oldu?
Çok akıllı işler yaptığımızı iddia etmiyoruz (Gülüyor). Ne zaman bir işe girişsek hep böyle zamanlarda olur. Cesaretim hep böyle zamanlara denk gelir. İki buçuk yıllık bir fikir bu. Nasıl başlatabiliriz, nereden başlatabiliriz bunun endişesini yaşadık. Baktık ki şartların kötüye gitmesinin önüne geçilemeyecek. Biz bekledikçe şartların daha kötüye gittiğini gördük. Amaç bir maddi kazanç elde etmek değil. Amaç bir saldırı ya da karşıtlık yaratmak değil. Temeldeki motivasyon şu; artık varolmalıyız.
Yeni Soluk Genel Yayın Yönetmeni Şafak Can Hınıslı
- Ot, Kafa, Kafkaokur gibi edebiyat dergilerinin ilgi gördüğü bir kulvarda yeni bir soluk getirme hedefiniz var gibi. Sizde psikoloji tarafı da ağır basıyor, farklı olduğunuz nokta bu mu?
Bence bu dergilerin olması büyük bir şans, mutluluk verici, iyiki varlar, iyiki varlıklarını sürdürüyorlar, bize de motivasyon oluyor varlıklarını sürdürmeleri. Bizim farkımız şu; biz bilgilendirme ve bilinçlendirme üzerine de gard alan bir dergiyiz. Sanat toplum için mi, sanat sanat için mi noktasından yola çıkacak olursak, biraz da toplum için açıkçası. Tabiki kendi bireysel varoluşumuzdan asla taviz vermiyoruz. Temel mantık bilinçlendirmek. Toplumsal alanda aşk üzerine, kadın üzerine, güven üzerine eksik noktalar var. Ötekileştirilenler var, diğerleri var. Eksik olan noktaları merkeze alıp hareket etmek çok daha sağlıklı olur düşüncesindeyim. Bence temel fark toplumsal bir sorumluluk üstlenmiş olmak.
- Her sayıya farklı bir konsept belirliyor gibisiniz…
46’lıktaki ilk sayımız Freud kapağı. Biz dedik ki ‘aşk’la başlayalım. İkinci sayıda da dedik ki güvensiz aşk olmaz. Üçüncü sayımızda LGBTİ+ ve başkalarına da aşk dedik. Konseptlerimizde ana tema belirliyoruz, beş, altı yazı belirliyoruz ve yazarlarımızı özgür bırakıyoruz. Bir temanın ve fikrin kölesi olmayalım, savunduğumuz şey bizi kontrol altına almasın.
- Konsept belirleme durumu belli bir yerden sonra kısır döngüye girmez mi?
Mutlaka bir yol var. Umutluyum. Tekdüze gitmeyeceğiz. Dördüncü sayıda da güzel bir sürprizimiz var. Dışardan bakıldığından rastgele gidiyormuşuz gibi bir hava olsa da belli bir sistematik üzerinden gidiyoruz. Dördüncü sayımızın teması; ‘yabancılaşma.’ Bireyin kendi özüne yabancılaşması, içinde bulunduğu topluma, toplumsal koşullara yabancılaşması, ayrışması…
- O zaman ilk sayıdan itibaren temaların birbiriyle bağlantısını kurup o şekilde devam ediyorsunuz…
Evet. Aslında biz insanların da bunu yapması gerekiyor. Birey, kendini geçmişi üzerine var eder. Biz dergicilikte de bunu yapıyoruz aslında. İlk üç sayının üzerine dördüncüyü var edeceğiz. Beşi de ilk dördün üzerine var edeceğiz.
- Kağıt maliyetleri çok yüksek. Dergi satışlarınız nasıl gidiyor. İki ayda bir çıkardığınız derginizi aylık dergi yapma düşünceniz var mı?
İki ayda bir çıkarıyoruz. Gerçekten diğer herkes gibi maddi olarak olarak zorlanıyoruz. Hiçbir maddi beklentimiz yok. Açıkçası satışlardan memnunum. En azından yeni çıkmış bir dergi kendini çevirebiliyor bu iyi bir şey. İlk sayıdan itibaren ikinci ve üçüncü sayıların birbirini telafi etmesi güzel bir şey. Yükselen bir grafik var. Sosyal medyadaki destekten ve medyada çıkan haberlerden diyebilirim ki net bir şekilde yükseliş var. Bunun doğal bir reklam akışı var.
Bu biraz şey gibi değil mi; çok fazla tanıtımı yapılan bir film gişede çakılırken, yıllar önce ‘Babam ve Oğlum’da olduğu gibi ilk haftalardaki gişesi yüzbinler civarındayken insanlar birbirine söyleye söyleye daha sonra milyonları buldu…
Çok talep alıyoruz. Eski sayılarınızı bulamıyoruz, gönderebilir misiniz diyenler çok oluyor. Kağıdın, matbaa işlerinin çok pahalı olduğu bir dönemden geçiyoruz. Ekonomik bir kaygımız yok. Aylık dergiye geçme planımız var ama bu kadar erken değil. Sürdürülebilir bir grafikle var olmak istiyoruz. Amacımız; olmadı, geri çekilelim değil. Olacağız ve devam edeceğiz!

- 46’lıkla ilgili gelecek planlarınız nedir?
Daha 46’lık ismi ve dergimiz ortada yokken amacımız şuydu; alanında uzman insanlar, tanınmış, fikir sanat alanında ifade gücü yüksek bireyler, üniversite gençliği, lise gençliği… Sosyal medya hesaplarımıza gelen yazılar, mail adresimize gelen yazılanlar bir şeyler harmanlamak. Hem yeni insanlara yer vermek, hem ustaları bir araya getirmek hem de mesleğinde profesyonel, uzmanlaşmış insanlara da edebi yönlerini hatırlatmak, onlar üzerinden de diğerlerine bunu hatırlatmak. Amaç şu değil; sonrasında sadece ünlülere yer verelim, tanınmışlara yer verelim değil! Bu iş böyle gidecek. Yine maile gelen yazıları yayınlayacağız, yine 18 yaş altı kişilerden gelen yazıları yayınlayacağız, yine üniversite gençlerinden yazı alacağız, yine uzmanlardan yazı alacağız. Bence bu işin tadı hepsini bir araya getirmek. Teknik noktaya gelecek olursak; kullandığımız görsellere çok dikkat ediyoruz. Kapak çizimlerimiz için farklı kişilerden destek alıyoruz. Bir editör grubumuz var; Eda hanım, Zühre hanım ve Kemal bey onlar çok emek harcıyorlar. Görsel tasarımla uğraşan arkadaşlarımız çok emek harcıyor. Tamamen gönüllü bir ekip. Tasarımından, çizim ve yazımına kadar. Burda yazan insanlar zamanı çok dolu olan insanlar ama yine de bu işe inanıyorlar ve zaman ayırıp yazıyorlar bu çok keyifli bir şey.
- Son sözlerinizi alalım…
Bence medyanın, basın yayınla uğraşan grupların bu tarz oluşumları desteklemesi gerekiyor. Kültür, sanat, fikir, edebiyat alanında yapılan çalışmaların çok arkasında durulmuyor. Yine de umutsuz olmanın anlamı yok. Destek veren, arkamızda durmaya çalışanlar var bu işi seven bireyler var. Bence bir şey düşünüyorsak mutlaka harekete geçmek gerekiyor. Başlamak gerekiyor, başlamadan hiçbir şey yapılamıyor.
Açıkçası şöyle bir girişim düşüncemiz var; '46’lık Mekan’ ya da ’46’lık Salon.’ Tamamen kültür sanat konsepti üzerine kurulu kitap cafe, psikotalk havasında gidecek, edebi yönü güçlü bireylerin geleceği, rahatlıkla oturabileceği, istediğini yapabileceği bir mekan düşünüyoruz. Eğer çok kazanırsak mutlaka paylaşacağız.
46'lık Genel Yayın Yönetmeni Kahraman Güler, Edebiyatçı-yazar Zühre Küçükbezirci, Yeni Soluk Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Şafak Can Hınıslı
Yeni Soluk
Yorum Yap