TBMM önünde öğretmenlere polisten sert müdahale: Sendika Başkanı dahil çok sayıda gözaltı!
Kadının gözünde kentsel dönüşüm
Münevver Metinle Beyoğlunda Sokakhane Sohbetleri köşesinin ilk konusu Kadının gözünde kentsel dönüşüm...
Türkiye Yüzyılı'nın en büyük dönüşüm projesini kadınların gözünde dönüşüm çalışmalarının ekonomik ve sosyal yönden topluma yansımalarını Fetihtepe mahallesi muhtarı “ Ötekisi olmayan bir hizmet için geldik“ diyen Melahat Kemaloğlu ve akedemisyenler Doç. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu ve Ayşe Kaşıkırık ile masaya yatırdık.
1968 İstanbul doğumlu, Yıldız Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunu olan İstanbul Teknik Üniversitesi- Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Restorasyon Programında yüksek lisans ve İstanbul Teknik Üniversitesi- Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde Şehir Planlama Programında doktora yapmıştır. 1992 yılından bu yana İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Kentleşme ve Çevre Sorunlar Anabilim Dalı’nda görev yapmaktadır. 2005 yılında yardımcı doçent ve 2010 yılında doçent olmuş, 2010-2021 yılları arasında İBB Tarihi Yarımada Alan Başkanlığı’nda, Oda temsilcisi olarak Eşgüdüm ve Denetleme Kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. İstanbul Üniversitesi’ndeki akademik görevlerinin yanı sıra birçok farklı üniversite ve bölümde dersler vermekte ve TMMOB Şehir Plancıları Odası 17. Dönem İstanbul Şube Başkanı olarak görev yapman Kentsel Yenileme adlı iki baskı yapmış bir kitabı, Kentin Hukuku adlı bir kitabı, İçtihatlı İmar Mevzuatı adlı ortak editörlük yaptığı bir kitabı, yayına hazırladığı 12 ayrı kitap ve bilimsel dergilerde yayımlanmış çok sayıda ulusal ve uluslarararası makaleleri bulunmaktadır. Gezi davasında tutuklanan Tayfun Kahraman’dan sonra SPO şube başkanlığını yürütüyor.
“Kentsel dönüşüm”, “kentsel yenileme”, “imar hukuku” ve “kentsel suç” konularında teorikve uygulamalı çalışmalarını sürdürmekte olan Doç. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu ve İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği’ni onur derecesiyle tamamlayan. 2017 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde (SBE) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi yüksek lisans programında “Cinsiyet Eşitlikçi Perspektifle Belediye Bütçeleri: Fatih Belediyesi” konulu tezini başarıyla savunan İstanbul Üniversitesi SBE’de Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi programında doktora eğitiminde tez aşamasında 2013-2016 yılları arasında TÜBİTAK’ta liderlik, girişimcilik, performans yönetimi ve insan kaynakları yönetimi projelerinde araştırmacı olarak görev almış 2017-2020 yılları arasında Kadın Adayları Destekleme Derneği’nde projeler koordinatörü olarak; kadın dostu kentler, toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme ve kadınların eşit temsili odağında projeler yürütten Ulusal ve uluslararası çok sayıda sivil toplum kuruluşunda gönüllü olmak birlikte kurucu üyelikleri olan “Daha eşit ve kapsayıcı bir dünya mümkün!” temeline dayanan “Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı’nı kurucusu. Yerel yönetimler, yerel siyaset, kent, toplumsal cinsiyet ve kadın alanında akademik çalışmalarına devam etmektedir. Bu alanlarda çok sayıda rapor ve kitap bölümü yazdı. Makaleleri çeşitli ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayımlandı. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü tarafından yürütülen TÜBİTAK destekli “Olası İstanbul Depreminin Çevresel Zorunlu Göç Senaryosu ve Yönetimi” isimli projede doktora bursiyeri Ayşe Kaşıkırık.
Kentsel dönüşüm uygulamaları en çok hangi toplumsal kesimleri etkiliyor?
Türkiye’de kentsel dönüşüm uygulamaları uzun yıllara dayanıyor. Ancak geçen sürede kentsel dönüşüm bilimsel ve katılımcı yöntemlerle ilerlemedi. Kentsel dönüşüm sürecinde sosyal sorunlar görmezden gelindi ve idare tarafından konu sadece fiziksel bir değişim gibi görüldü. Bir diğer ifadeyle, kentsel dönüşüm “sosyal mesele” olarak ele alınmadı. Bu yaklaşım kadınların sosyal, ekonomik ve toplumsal açılardan yoksullaşmasına ve yoksunlaşmasına neden oluyor. Hak temelli ve katılımcı olmayan kentsel dönüşüm uygulamaları kadın yoksulluğunu derinleştiriyor. Bu bağlamda, kentsel dönüşüm uygulamalarının mağduru en çok kadınlar oluyor. Oysaki, kentsel dönüşümün temel ilkelerinden biri de halkın yaşam kalitesini ve refah düzeyini yükseltmek; var olan toplumsal sorunlara (kadın yoksulluğu gibi) çözüm bulabilmek. Türkiye gündeminin üst sıralarında yer alan kentsel dönüşüm uygulamalarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve tüm kadınlar ile kız çocuklarının güçlenmesi ilkesi ihmal ediliyor, bir diğer ifadeyle göz ardı ediliyor.
Türkiye’de toplumsal boyutun unutulduğu bir kentsel dönüşüm projesi (de) İstanbul’un Beyoğlu ilçesine bağlı Fetihtepe Mahallesi’nde gerçekleşiyor ve süreç olağan kentsel dönüşüm projelerinden farklı olarak çok hızlı ilerliyor. Bu süreçte kadınların beklentileri, talepleri ve ihtiyaçları ne kadar önemseniyor sorusu (şiddetle) karşımıza çıkıyor. Ne yazık ki kentsel dönüşüm süreçlerinde de kadının adı yok! Kadınlar kentsel dönüşümün gölgesi altında kalıyor, kentsel dönüşümün görünen ve bir o kadar görünmeyen bin bir yüzü ile karşı karşıya kalıyor. Bu süreçte, kadınların yoksulluğu ve yoksunluğu artıyor.
Kentsel dönüşüm uygulamaları kadınları hangi açılardan etkiliyor?
Kadınlar komşularından, yaşam alanlarından ve mahalle kültüründen ve dayanışmasından; çocuklar ise okul çevrelerinden ve arkadaşlarından uzak kalıyor. Kendilerini yalnız, dışlanmış ve ötekileştirilmiş hissediyor. Kentsel dönüşümde taleplerin alınmasından bilgilendirme süreçlerine, yeni yerleşim yerine taşınmadan evine geri dönmeye kadar tüm aşamalarında cinsiyet boyutu dikkate alınmıyor, diğer bir deyişle cinsiyet körü bir yaklaşım benimseniyor. Kadınların ve erkeklerin kentsel dönüşüm uygulamalarından eşit düzeyde etkilendiği düşünülüyor. Oysaki, kentsel dönüşüm projeleri kadınların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor, mevcut eşitsizlikleri derinleştiriyor veya yeniden üretiyor.
Kentsel dönüşüm projeleri kadınların ve kız çocuklarının güvenliğini nasıl etkiliyor?
TÜİK 2022 Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre, yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken erkeklerin %10,5’u, kadınların ise %22,5’i kendini güvensiz hissediyor. Erkeklerin %58’i güvende, kadınların ise yarısından azı (%44’ü) kendini güvende hissediyor. Kentsel dönüşüm sırasında bölgenin tenhalaşması suç ve şiddet oranlarında artışa sebep oluyor. Halihazırda kadınlar için kentsel mekanlar bile güvensiz iken dönüşüm alanlarında durum daha da vahim oluyor.
Kentsel dönüşüm projeleri kadınların mülkiyet sahipliğini nasıl etkiliyor?
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’de son 10 yıl içerisinde kadınların mülk sahipliği oranı artış göstermiş olsa bile yine de erkeklerin çok gerisindedir. 2012’de erkeklerin mülk sahipliği oranı %43,7 iken kadınların %27,1’i mülk sahibidir; 2022’de bu oran erkeklerde %55,8’e kadınlarda ise %40,7’ye yükselmiştir. Görüldüğü üzere, mülkiyet açısından eşitsiz bir durum söz konusudur, kadınlar kırılgan durumdadır. Kentsel dönüşüm sonrasında kadınlar yeni ve güvenli evlere kavuşsalar dahi aile veya toplum baskısı sebebiyle tapu sahipliğinde bir değişim yaşanması riski bulunmaktadır.
Kadınlar kentsel dönüşüm süreçlerinde haklarına nasıl sahip çıkıyor?
Kadınlar kentsel dönüşümün unutulan öznesi konumda. Halbuki, nüfusun yarısını oluşturan kadınlar kentsel dönüşüm süreçlerinde kent hakkını savunmada en ön sıralarda yer alıyor. Bu durum kadının sadece kentini kurtarmak için değil kendi ezilmişliğini ve yoksulluğunu ortadan kaldırmak için de gerekli. Aslında kentin sömürülmesi ile kadının sömürülmesi eşanlı ilerliyor.
Fetihtepe’deki kentsel dönüşüm projesinden izlenimleriniz nelerdir?
Gerek yerel aktörlerle gerek mahalleli ile yapılan görüşmeler neticesinde kentsel dönüşüm sürecinde toplumsal boyutun ve özellikle cinsiyet boyutunun unutulduğunu, farkında olarak veya olmayarak görmezden gelindiğini söylemek mümkündür:
Duş alamıyoruz, sürekli katı gıdalar ile besleniyoruz. Bakım emeği yükümüz arttı (Kadın vatandaş).
Elektrik, su ve doğalgazın kesilmesiyle akşam 9’da evlerin önüne çıkıyoruz. 12’ye kadar dışarlarda oturuyoruz. Sonra eve sadece uyumaya çıkıyoruz (Kadın vatandaş, mahallede 40 yıldır oturuyor).
Ben evimi terk edersem, bir daha aynı mahalleye ve evime dönemem bunu biliyorum. Başka bir yerde yaşayamam ben (Kadın vatandaş).
Türkiye’de kadın olmak zor ama kentsel dönüşüm sürecinde kadın olmak çok daha zor. Gündelik hayatının çoğunu hatta neredeyse tamamını evinde veya mahallesinde geçiren kadınlar için kentsel dönüşüm bir dönüm noktası niteliğinde. Kadınlar sadece evlerinden uzak kalmıyor, uzun uğraşlar sonucunda ilmek ilmek ördüğü dayanışma ağlarından ve kardeş gibi gördüğü komşularından ayrılmak zorunda kalıyor. En nihayetinde, kadınlar kentsel dönüşümün yükü altında eziliyor. Kültür kaybıda getiriyor.
Kadın gözünde kentsel dönüşüm,samimyet yoksa güven eksiktir.
Kalın sağlıcakla
Yeni Soluk
Yorum Yap