İYİ Parti Olarak Suriye ve Irak’a asker gönderilmesine dair tezkereye evet diyoruz
İyi parti milli güvenlik politikaları başkanı İzmir milletvekili Dr. Aytun Çıray’ın dış ülkelere silahlı kuvvetlerin gönderilmesine izin verilmesine ilişkin tezkeresi vesilesiyle iyi parti grubu adına TBMM genel kurulunda bir konuşma yaptı.
Çıray, “Devasa sorunlarda muazzam sorumluluğu bulunan sayın Cumhurbaşkanın… Suriye başta olmak üzere bölgede izlediği politikaları tasvip ettiğimiz anlamına gelmez!” dedi.
Çıray’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:
Bugün, Cumhurbaşkanlığının Anayasamızın 92. Maddesi uyarınca yüce Meclisten talep ettiği bir izne dair tezkereyi görüşmek üzere toplanmış bulunuyoruz.
2014’te bizden bu izin tezkeresini karara bağlamamızı isteyen en yüksek yürütme kurumu Başbakanlıktı.
2018 Ekiminde artık rejim değişti.
Sonuçta izin tezkeresi önümüze Başbakanlık değil Cumhurbaşkanlığı tezkeresi olarak gelmeye başladı.
Meclisimiz bir kere daha kendi yetkisi dahilinde olan izni.
artık en yüksek yürütme organı konumuna gelmiş olan cumhurbaşkanlığına verdi.
İşte bugün Cumhurbaşkanlığının bu iznin bir kere daha bir yıllığına uzatılmasına dair izin tezkeresini görüşmek üzere toplanmış bulunuyoruz.
TEZKEREYİ MSB VE TSK’YA EMANET EDİYORUZ
Hemen belirteyim ki,
İYİ Parti olarak biz, tıpkı geçen yıl olduğu gibi,
bu yıl da bu izin yetkisini vermekte,
ve bu yetkiyi özellikle TSK ve MSB’nına emanet etmekte hiçbir tereddüt göstermeyeceğiz.
Bu kararımızda belirleyici olan unsur, hiç şüphesiz,
Türkiye Cumhuriyetinin varoluşuna yönelik tehditlerin gerçekten ciddi boyutlara ulaşmış olması.
EVET DEMEMİZ AKP DIŞ POLİTİKASINI ONAYLADIĞIMIZ ANLAMINA GELMEZ
Yani, en hayati yüksek çıkarlarımız tehlikededir.
Tehdit ve tehlike bu kadar açık ve somutken..
Biz bu tezkereye hayır demeyi aklımızdan bile geçirmeyiz!
Ancak bu onay, devlete ait bütün kuvvetleri kendi uhdesine almış.. Dolayısıyla.. Derin iç kutuplaşmadan ekonomik krize… Anayasasızlaşmadan dışarda karşı karşıya kaldığımız yalnızlaşmaya kadar..
Devasa sorunlarda muazzam sorumluluğu bulunan sayın Cumhurbaşkanın…
Suriye başta olmak üzere bölgede izlediği politikaları tasvip ettiğimiz anlamına gelmez!
Aksine, bu izni gerekli kılan en temel faktör.. kof hezeyanlarınız,
yanlış hesaplarınız,
öngörüsüzlüğünüz ,
anlamsız tavizleriniz ile yürüttüğünüz dış politikanın,
evlatlarını şehit veren milletimize daha ağır bedeller ödetmemesi içindir.
Bugün milli çıkarlarımız nedeni ile söylemediklerimiz…
Günü geldiğinde seçim meydanlarında Türk milletine anlatmamız muhalefet görevimizin gereğidir.
İKTİDARIN DIŞ POLİTİKASI SOSYO EKONOMİK KRİZE NEDEN OLDU
Sayın İktidar
Dış politikanızda 2010’dan itibaren kendini belirgin biçimde göstermeye başlayan..
2012’de Şam’da Emevi Camiinde Cuma namazı kılma hayaliyle somutlaşan radikal sapma olduğunu düşünüyorum.
Bu radikal sapma…
her geçen gün biraz daha derinleşen ve bizi hiç olmadığı kadar güçsüz düşüren..
Cumhuriyet tarihinin en büyük, en komplike sosyo-ekonomik krizini de hazırlamıştır.
İTİBARI SARAY DEĞİL MİLLİ ONURU KORUMAK SAĞLAR
Değerli arkadaşlarım,
manzara, hepimizin yüreklerini kanatıp, içimizi paramparça edecek kadar vahimdir.
Öyle ki, itibardan tasarruf edilmez, sözünü bir motto gibi tekrarlayan iktidar odaklarına haykırmak istiyorum:
“tamam itibardan tasarruf edilmez de, peki sizi itibarlı kılacak olan onurdan, şereften, saygınlıktan tasarruf edilir mi?”
Bu tezkere vesilesiyle milli onurun, ulusal gururun..
gerçek saygınlık ve itibarın saraylar yapmak olmadığını size hatırlatmak istiyorum.
HASAN TAHSİN GİBİ HİSSEDİYORUM
Beyler,
sanırım sözü nereye getirmek istediğim anlaşılmıştır.
Anlamak istemeyenlere, kalbimin dün akşamdan beri utanç ve acı dolu bir öfkeyle dolup sıkıştığını..
Kendimi 15 Mayıs 1919’unda şehri düşman tarafından işgale uğramış bir İzmirli gibi hissettiğimi söylemeliyim. Hasan Tahsin’i ilk kurşunu atmaya hangi duyguların sevk ettiğini artık çok iyi biliyorum.
Bu duyguları bana ve kalbi Türk Milletinin onuru,
refah ve barış dolu geleceği için atan tüm vatandaşlarımıza yaşatanları şiddetle kınıyorum.
Sadece 280 karakterle seksen iki milyon insanımız için… Bu kadar aşağılayıcı,
bu denli haysiyet kırıcı olma becerisini gösteren kimse, elbette Trump’tan başkası olamazdı.
TRUMP İKTİDARI TUZAĞA DÜŞÜRDÜ
Sayın Milletvekilleri,
Trump, dün akşamki tvitiyle Türk Milletini tehdit etmek ve küçük düşürmekle kalmamıştır.
Cumhurbaşkanında somutlaşan iktidarı da feci ve alçaltıcı bir tuzağın içine çekmiştir.
ABD’nin silahlı güçlerini TSK’nın operasyon bölgesinden çektiğini ve sayın Erdoğan’ın Kasım ayında Beyaz Saraya davet edildiğini açıklaması tuzağın ilk adımıdır.
İktidar, Trump’ın azledilme tehlikesiyle karşı karşıyayken
Türkiye’nin yanında yer alacağına kendisini inandırmıştır. Gerçi sürekli aldatıldığını ve kandırıldığını itiraf eden
ve neredeyse tüm başarısızlıklarını bununla izah eden bir zihniyet açısından bu şaşırtıcı değildir.
Ancak beyler bizi millet olarak topyekun aşağılayıp tehdit eden dünkü tvit..
‘aldatıldım’ gibi bir mazeretin önünü peşinen kesmektedir.
Bakın Trump, muazzam bir kibrin küstahlığı içinde ne diyor: “Daha önce söylediğim gibi yine tekrarlıyorum:
eğer, Türkiye benim eşsiz muhteşem ve eşsiz görüşümün sınırları dışında sayacağım bir şey yaparsa,
Türkiye'nin ekonomisini yok edeceğim ve mahvedeceğim. Bunu daha önce de yaptım"
Trump, daha önce söyledim derken ve yukarıda söylediklerini söylerken nereden cesaret alıyor?
Tabii ki,
Dolar olağanüstü yükselince Rahip Brunson’ın kendisi için gelen özel uçakla apar topar ABD’ye teslim edilmesinden.
Bundan o kadar kibirli keyif alıyordu ki,
bu yılın başlarında 14 Ocak 2019 tarihinde attığı aynı küstah içerikteki tvitte Türkiye’ye yönelik hezeyan dolu bir tehdit savurmuştu!
TRUMPDAŞLAR NE DİYOR
Hatırlayalım:
Ne demişti o tvitte Trump?
“Eğer Türkiye PYP/YPG’ye saldırırsa, Türkiye'yi ekonomik yönden mahvederiz."
Peki iktidar bu küstahlığa nasıl cevap vermişti? Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın çok alttan alan bir mesajıyla.
Kalın, sanki Trump’ın sanki umurundaymış gibi..
‘Sayın Donald Trump, Türkiye ABD’den, stratejik ortak yükümlülüklerini yerine getirmesini ve bunun terör propagandası ile gölgelenmemesini bekliyor’ demişti.
Bu açıklamanın ardından da iktidar ve dün gece savaş naraları atan yandaş tv baykuşları o gün Trumpdaş kesilmişlerdi.
Değerli arkadaşlarım,
Gelmiş geçmiş bütün şehitlerimizin ve gazilerimizin ruhlarını muazzep edecek bir hakaretle karşı karşıyayız.
Bunun başlıca sebebi izlenen sabahtan akşama üç kere değişen AKP’nin zigzaglı dış politikasıdır.
AKP’nin bizi içine soktuğu şu karmaşaya bakın:
Erdoğan, Putin, Ayatullah yanyana.
Putin, Ayatullah, Esad yan yana.
Trump, Putin, Ayatullah, Esad Erdoğan’a karşı.
TRUMP HEM TEHDİT ETTİ HEM SINIR KOYDU:
SADECE IŞİD’DAN BAŞKASINA BULAŞMAK YOK
Sayın Milletvekilleri,
Şimdi lütfen dikkatinizi yoğunlaştırın!
Çünkü Trump bu kez tehdidine bir de sınırlama da ilave etti.
Ne diyor Trump?
Operasyonda size çizdiğim sınırların dışına çıkmayın!
Terörist temizliğinizi IŞİD’le, yani benim terörist dediklerimle sınırlı tutun.
Sakın ola ki Fırat’ın doğusunda benim silahlandırdığım YPG-SDG’yi hedef almayın!....
Kısaca binlerce kafa kesici selefi IŞİD canisi aileleriyle, çoluk çocuklarıyla sizin belanız olsun!
Bakın dünyanın en güvenilmez siyasetçisine güvenme basiretsizliğiniz hangi sonuçlara yol açtı.
Yeni Soluk
Yorum Yap