İstanbul Emniyet Müdürü 15 Temmuz’un kitabını yazdı

Türkiye’nin 2016 yılında yaşadığı FETÖ’nün kanlı darbe girişimiyle ilgili İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan kitap yazdı. Kalkışmayla ilgili daha önce yapılmayanları da dile getiren Çalışkan’ın kitabında karekodla ulaşılan onlarca video adresi de yer alıyor. Çalışkan kitabında, 15 Temmuz gecesi neden köprüde olduğunun yanıtını da verdi.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirdiği kanlı darbe kalkışmasına engel olmak için, İstanbul’da gösterdiği çaba ile dikkat çeken İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan darbe girişimi ile ilgili kitap yazdı.

Mustafa Çalışkan ‘ın “15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi ve Milli Vuruş” adını verdiği kitabın ilk baskısı Beta Kitap tarafından yapıldı. “Vatan Toprağını kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimize ithaf olunur” sözlerinin yer aldığı kitabın ilk kısmında, 15 Temmuz kalkışmasına giden süreç yer alıyor. Mustafa Çalışkan ‘ın kaleme aldığı 222 sayfalık kitapta, Çalışkan’ın o gece yaşadıkları da yer alıyor.

Karar’ın haberine göre, Çalışkan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne yaşadıklarını kitapta şöyle anlatıyor.

“ ….Çok üst seviyede bazı vatansever askerler, O gün beni şöyle tenkit ettiler. “Ya müdür bey sen niye köprüye gittin? Komutanın en güveli yerde olması lazım. Sana bir şey olsaydı hem teşkilatın, hem İstanbul çok sıkıntı yaşardı. Senin bu riski almaman lazımdı!” Söyledikleri belki doğruydu ama o an bir karar vermek durumundaydım. Evet ne sebeple olursa olsun, köprüye hiç düşünmeden gittim. Orada bir-iki saat durup, tekrar geri döner ve en güvenli yerde Vatan Emniyet yerleşkesinden İstanbul’daki gelişmeleri takip eder, kameralardan durumu seyreder ve buradan tüm İstanbul’u yönetebilirdim. Fakat oraya yani Şehitler Köprüsü’ne gidip oradaki vaziyeti görünce geri dönmek gelmedi içimden…”

Darbe kalkışmasının İstanbul’daki ayağının ayrıntılı şekilde anlatıldığı kitapta, Çalışkan’ın kalkışmayla ilgili bilgiyi IŞİD’le ilgili bir toplantı sırasında aldığı görülüyor. Çalışkan darbeyle ilgili kendilerine hiçbir istihbarat ulaşmadığını dile getirirken, darbecilerin 55 polis müdürüne de “Darbeye destek olun ya da teslim olun” mesajı atıldığını belirtiyor.

Yaşanan olayın sıcaklığına rağmen kanunlara uyulduğunu, ateş altında olunmasına rağmen polisin tüm talimatları yerine getirdiğini belirten Çalışkan, kalkışma ve sonrasına ait yazılmamış bir çok bilgiye kitabında yer veriyor. Çalışkan’ın kitabında 15 Temmuz’da yaşanan olaylarla ilgili görüntülere ulaşılabilecek karekod uygulamaları bulunuyor.

Çalışkan, kitabında 15 Temmuz sürecini 3 ana parçaya ayırarak okuyuculara aktarıyor. Kitabın birinci kısmında “15 Temmuz FETÖ darbe girişimine doğru” ara başlığıyla 15 Temmuz darbe girişimi öncesindeki yakın tarih ele alınıyor.

YARDIMCIM HABER VERDİ
Askeri yetkililerin Gezi Parkı olayları ile başlayan toplumsal olay hassasiyeti dikkatimi çekmişti. Bizden ısrarla toplumsal olaylarda hareket tarzımıza dair bilgi ve belgeler talep ediliyordu. Vermedik, verdirmedik. Askeri makamlar, önce şifahi olarak benden, daha sonra da 31 Mart 2016’da yazılı olarak MOBESE kameralarına erişim talep etti. Bu taleplerin arkasında başka bir düşünce olduğu kanaati bizde oluştu ve talepleri kabul etmedik.

PAŞA İLE TARİHİ KONUŞMA
15 Temmuz günü, MİT’ten ve Amerikalı yetkililerden gelen 100 kişilik DEAŞ’lı teröristlere ait bir liste üzerinde operasyon için çalışıyorduk. 21.30 sıralarında, il emniyet müdür yardımcılarımdan Erkan Karalı’dan darbe girişimi ile ilgili ilk telefonu aldım. Beylerbeyi Sarayı önünde askerlerin yolu kesip “Darbe oldu, TSK yönetime el koydu” demeleri üzerine olayın ciddiyetini anladım. Haberi alır almaz ilk talimatım “Kesinlikle polis silah teslim etmeyecek, gerekirse de silahını kullanacak” oldu. Çünkü silah bizim için namustur. O sırada yaptığım telsiz anonsu personeli kendine getirdi.

Bilgi almak için aklıma gelen ilk kişi 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar oldu. Saat 21.40’ta Ümit Paşa’yı aradım. “Şu an evdeyim, bilgim yok, sorup döneceğim” dedi. 22.00 gibi köprüdeydik. Ümit Paşa’yı yeniden aradım, “Ulaşamıyorum, kimse cevap vermiyor” gibi bir şeyler söyledi. Ben de kendisine “Komutanım, bakın biz birazdan askerle karşı karşıya geleceğiz, belki birbirimizi öldüreceğiz, bildiğiniz bir şey varsa lütfen benimle paylaşın” dedim. Bu tarihi konuşma aynı zamanda ikimiz için tarihi andı.

SNİPER DEĞİL HELİKOPTER
Köprüde darbeciler hedef gözetmeksizin halkı taradı. O an askere ve orduya dair kafamdaki bütün düşünceler allak bullak oldu. Köprüde sniper olduğu doğru değil. Darbecilere ait helikopterden yapılan saldırılar keskin nişancı zannedildi. O gece ailemi bile unuttum. İki saat sonra aklıma eşim ve çocuklarım geldi, onları güvenli bir yere aldırdım.
Kritik noktalarla ilgili, ilerleyen bir vakitte Sayın Bakan Berat Albayrak aradı. Tedbir alınması gereken yerlerle ilgili bize ikazlarda bulundu. Birtakım yerlerden kendisine ulaşan bilgileri bize aktardı.
Birtakım çevreler, 15 Temmuz gecesi yaşanan askeri hareketliliği tatbikat zannettiklerini lanse eden erlerin masum olduğunu ifade etti. Elinde silah olup tetiğe basan kişi er ya da general olsun, asla masum kabul edilemez. Bu erlerin yapması gereken ‘Ben milletime ateş etmem!’ deyip silahını kenara atmaktı.
Asla ve asla bazılarının iddia ettiği gibi bir kafa kesme ve darbeci askerlerin köprüden atılması gibi bir olay gerçekleşmemiştir.
O gece İstanbul düşseydi bu iş uzardı. Bu işin uzaması çok vahim sonuçlara yol açabilirdi.
İstanbul’da darbe girişimi Selimiye Kışlası’ndan yönetildi. Birçok askeri kışla ve binada hareketlilik mevcuttu ama çetenin lideri Selimiye Kışlası’ndaydı. Darbenin İstanbul ayağını yöneten kişiyi orada gözaltına aldık.
Darbe gecesi 10 ayrı tankın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın evinin bulunduğu Üsküdar Kısıklı’ya doğru seyir halinde olduğunu belirledik. Belediye otobüsü, çöp kamyonu ve beton mikseri gibi büyük hacimli araçlarla tankların Kısıklı’ya ulaşmasını engelledik. Bazı tankları tedbirlerimiz, bazılarını ise vatandaşlarımızın ‘yürek kuvveti’ durdurdu.
Son dakika: 15 Temmuz Şehitler Köprüsü Davası’nda karar çıktı!

TEK PARFÜM ÇALINMADI
Darbecilere müdahale etmek amacıyla binlerce insan Atatürk Havalimanı’na girmişti. Bu kalabalığa karşın o gece Free-Shop’tan tek bir şey bile çalındığını duydunuz mu? Bu çok özel örnek.
Bu darbe girişimi için senaryo diyenlere söyleyeceklerim var: Benim aklım, sözlerim ve yaşadıklarım var. Hepimizin yaşadıkları var. Bunlara senaryo demek, aklımız ile alay etmektir. Hepimiz görüyoruz, yaşıyoruz ve yaşadık. Doğrularla konuşursanız kazanırsınız.

ERDOĞAN: SİZ DE ATEŞ EDİN
Sayın Cumhurbaşkanı köprüdeki durumu sordular, “Şu an bize ateş ediliyor” dedim, “Siz de onlara ateş edeceksiniz” diye emir verdiler. Sayın Cumhurbaşkanımızın varlığı, mücadelesi bize moral verdi. Darbenin ve hayatın seyrini değiştirebilecek kritik noktalar vardır. Telekom, Çamlıca’daki röleler ve Vatan Emniyet Müdürlüğü. Eğer bunlardan biri ele geçseydi, atmosfer değişebilir, birtakım tereddütler oluşabilirdi. Şişli Emniyet Müdürü’nün aracına 350 mermi isabet etti.

WHATSAPP’TAN TAKİP ETTİK
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nü teslim almak üzere gelen darbeci askerleri saat 23.00 sıralarında etkisiz hale getirdik. Gözaltına alınan Osman Akkaya adlı subayın telefonunda ‘Yurtta Sulh’ adı altında bir Whatsapp grubu tespit ettik. Yazışmalar sayesinde de darbecilerin İstanbul’daki faaliyetlerini anlık olarak takip edebildik. Turkcell CEO Ofis Müdürü vasıtasıyla gruptaki darbecilerden Turkcell kullananların yerini de tespit ettik. Bu tespitleri o dakikalarda yapmamız çok önemliydi.

‘PATLAYICI DOLU MİNİBÜS BULDUK’
Hava Harp Okulu’nda yakaladığımız bir minibüs var. 24 adet C4 patlayıcı madde doluydu. Bunların her bir kalıbı orta ölçekte bir konferans salonunu havaya uçurabilecek etkiye sahip. Minibüs ayrıca 222 savunma ve taarruz tipi el bombası ve çok sayıda mühimmatla doluydu. Kimbilir nereyi patlatacaklardı? Bizim düşüncemiz, darbeciler muhtemelen bu bombalarla bazı yerlere sabotaj yapacaklardı. Belki bir camiye ya da bir kiliseye…