İnsandır bu yer şişer, verir göçer…

Utanılacak gibi bişe sananlar ‘ay bende olmadı’ desin boş ver,

Hani insan bi basketbol topunu şişirecek kadar yellenir sonra bi umut göbeğine bakar bi milim incelmemiştir…

Bi de insan vardır, arkasında milyonlar desteğiyle oturduğu koltuğu dolduramamıştır…

***

Bizde ziyaretin anlamı büyüktür, geniştir, sınırsızdır…

Velhasıl, unutulmaz…

Ekrem bey de unutmamış, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi sürecinde Sultanbeyli’de kendisine oy vermeyeceğini ancak kete pişireceğini söyleyen teyzesini ziyaret etmiş ve hayır duasını almış…

Hızını alamamış, dua eksik kalmasın diye;

Esenyurt’ta ziyaret ettiği Ubeydullah Dede’den hediye olarak bi de Kuran almış…

Olamaz mı!..

Bi sıkıntı yok. Hediyenin ‘çam sakızı çoban armağanı’ misali büyüğü küçüğü olmaz. Ziyaret edilecek daha neler-nereler-kimler var… Sırasıyla…

Bayramdır, küçükler büyükleri ziyaret eder, öyle böyle dua sahibi olur. Büyüklerin dualarının tuttuğu söylenir. Yeter ki küçükler saygıda kusur etmesin.

Ekrem bey sağ olsun, geçenlerde bir ziyaret daha yapmış.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilişkili vakıflara yönelik sözlerinden, T3 Vakfı yöneticileri alınmış-gücenmiş. Onları kast etmediğini anlatmak için apar topar soluğu vakfın fabrikasında almış. Vakfın yöneticisi olan Selçuk Bayraktar’ın babası, İmamoğlu’na üstü kapalı ‘ayıp ettin’ demiş, sözlerinin hakaret olduğunu söylemiş. O da durumu düzeltmek için Cumhurbaşkanının damadı Selçuk Bayraktar’ın ayağına gitmiş. Şimdi sorsan, ‘Herkesi kucaklayacağız’ diyecek ama, karşısında da hedefi tutturmak için kucağını açanlar var. Dünyanın en büyük metropollerinden biri olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı medya aracılığıyla “Hemşerim, yanlış anlamışsın. Seninle bi sorunumuz yok. Herkes işine baksın” der, kendi açısından işi noktalar. Ama:

“15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı'ndaki anma töreni sırasında Selçuk beyin babası ile bir diyaloğumuz oldu. Vakıf konusundaki söylemimizden alınganlık göstermiş. Benim kendi vakıfları ile ilgili hiçbir söylemim yok. Daha doğrusu vakfı doğrudan hedef alan bir söylemim yok. Sadece bir kısım özel vakıflara yani İBB ile maddi ilişkisi olan, anlamlı olmayan gayrimenkul ilişkisi olan kurumlara dönüktü söylemim. Bunu ifade ettim. Ama kendileri ısrarla şahsına hakaret edildiğini kendi vakfıyla ilgili tüm maddi ihtiyaçlarını şahsen karşıladığını dile getirdi. Bu orada kalabalıkta bir tartışma şeklinde sürerken ‘ister sen gelirsin ister ben gelir sizi ziyaret ederim, oturur konuşuruz' dedim. Kimsenin hakkında iftirada bulunmadım bulunmam da. Sonra kendilerinden randevu talebimiz oldu gittik ziyaret ettik ağırlıklı olarak bu konuyu konuştuk. Dertleştik, hiçbir vakfa ithamımız ve iftiramız olmadığını dile getirdik” demiş…

Sonra kalkıp gitmiş. Kapısına… Ayağına…

“Senin işin kapı kapı dolaşmak mı” deseler, “Ziyaret ettim ne var bunda” der ama kazın ayağı göründüğü gibi olmayabilir.

“ister sen gelirsin ister ben gelir sizi ziyaret ederim, oturur konuşuruz” diyen bir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, oturur muhatabının gelmesini bekler…

Ama ne de olsa bayramdır düşüncesi varsa eğer, elbette küçükler büyükleri ziyaret eder. Ayrıca, ziyarette ele alınan ağırlıksız konular ne ola!..

Öyle görünüyor ki;

Ekrem beyin mütevazı kişiliğiyle her şey yavaştan çok güzel olmaya başlıyor.

Ama öyle görülüyor ki;

Her şeyi çok daha güzel yapacak;

Hadi iyi bayramlar…