İlaç parası ödenemezken Şehir Hastaneleri müteahhitlerinin alacağı garanti de!
CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “İlaç ve tıbbi malzeme alımlarının parasını ödemeyip imalatçılardan yüzde 25 ‘feragat’ talep eden iktidar, Şehir Hastaneleri ve KÖİ müteahhitlerinin garanti ödemelerini yapmaya devam ediyor!” dedi.
YENİSOLUK-ÖZEL
Toprak yenisoluk.com 'a yaptığı açıklamada; “İstihdam sağlayan, üretim yapan, hastanelerin ihtiyacını yıllardır karşıladığı halde parasını alamayanlara yapılan bu muamele ve feragat talebine karşılık, iktidar, Şehir Hastanelerini KÖİ modeliyle inşa edip işleten, 20-25 yıl boyunca döviz endeksli hasta garantisi, kira ve hizmet bedeli ödemeleri yaptığı kendisine yakın müteahhitlerden böyle bir feragat, alacaklarından vazgeçme talebinde bulunmuyor” ifadelerini kullandı.
“İktidar bugüne kadar kurlardaki artışın ulaştığı boyutları da göz önünde tutarak en azından salgın döneminde bu KÖİ müteahhitlerinin garanti alacaklarının bir kısmından vazgeçmesi ya da döviz garantilerinin sabit kurdan TL’ye çevrilmesi çağrılarımızı duymazlıktan geldi” diyen CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “İktidarın her gün değişen kararlarıyla önünü göremeyen iş dünyasında ilaç ve tıbbi cihaz imalatçılarından sonra son olarak mağdur edilenler ihracatçılar ve uluslararası nakliyeciler oldu!” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın açıklamaları şöyle:
İLAÇ PARASI ÖDEMEYEN İKTİDARIN ŞEHİR HASTANELERİ MÜTEAHHİTLERİ GARANTİ ALTINDA
“Sağlık Bakanlığı ve Üniversite hastanelerinin ilaç üreticilerine 2,3 milyar dolar tıbbi cihaz, malzeme üreticilerine ise 19 milyar TL’yi aşan ödemeleri yıllardır yapmaması üzerine ağırlaşan kriz, Tüm Tıbbi Cihaz ve Malzeme İmalatçıları Derneği (TİMAD) tarafından Ankara-Ulus’ta düzenlenen gösteriyle protesto edildi. ABD Büyükelçisinin Amerikan ilaç şirketlerinin milyarlarca dolarlık alacağının ödenmemesi halinde şirketlerin Sağlık Bakanlığı hastanelerine ilaç satışını durduracağını açıklamasıyla iktidar pazarlığa otururken, tıbbi cihaz ve malzeme imalatçılarından ise alacaklarının yüzde 25’inden feragat etmeleri halinde ödemeleri yapacağını bildirdi.
YANDAŞ MÜTEAHHİTLERDEN NEDEN FERAGAT İSTENMİYOR?
İstihdam sağlayan, üretim yapan, hastanelerin ihtiyacını yıllardır karşıladığı halde parasını alamayanlara yapılan bu muamele ve feragat talebine karşılık, iktidar, Şehir Hastanelerini KÖİ modeliyle inşa edip işleten, 20-25 yıl boyunca döviz endeksli hasta garantisi, kira ve hizmet bedeli ödemeleri yaptığı kendisine yakın müteahhitlerden böyle bir feragat, alacaklarından vazgeçme talebinde bulunmuyor. Ülke ekonomisinin ağır krizde olduğu, salgınla birlikte sağlık çalışanlarının, hastanelerin büyük fedakârlık sergiledikleri bir süreçte köprü, otoyol, havaalanı, tünel müteahhitlerine de dövize endeksli araç, yolcu geçiş garantileri karşılığında milyarlarca liralık ödemeler kesintisiz sürdürülüyor ve bu yandaş müteahhitlerden de feragat istenmiyor.
İktidar bugüne kadar kurlardaki artışın ulaştığı boyutları da göz önünde tutarak en azından salgın döneminde bu KÖİ müteahhitlerinin garanti alacaklarının bir kısmından vazgeçmesi ya da döviz garantilerinin sabit kurdan TL’ye çevrilmesi çağrılarımızı duymazlıktan geldi. Bütçe rekor açık verirken, hazine rekor faizlerle borçlanırken, İktidar, halkın rızkından kesip müteahhitlere ödeme yapmayı sürdürüyor.
Diğer yandan ise İKTİDAR; ilaç ve tıbbi malzeme imalatçılarından yıllardır ödenmeyen ve şirketleri iflas noktasına getiren alacakları için feragat istiyor, ‘alacaklarınızın en az yüzde 25’inden feragat etmezseniz paranızı ödemem, batarsanız batın’ diye tehdit ediyor. Böyle bir çifte standart ve adaletsizlik olabilir mi?
İktidarın her gün değişen kararlarıyla önünü göremeyen iş dünyasında ilaç ve tıbbi cihaz imalatçılarından sonra son olarak mağdur edilenler ihracatçılar ve uluslararası nakliyeciler oldu!
Yeni yönetim sistemiyle, sadece toplumda değil iş dünyasında, sanayiciler, iş insanları, işletmeciler, şirketler arasında da ayrımcılık, kamplaştırmanın ulaştığı bu boyut ekonomi ve sağlık sektörü için ayrı bir tehdittir.
TIR’LARIN TÜRKİYE’DEN ÇIKIŞ SÜRESİ 98 SAATE ÇIKTI
Bir yandan ülkeye döviz gelsin diye çırpınan ihracatçılarımız diğer yandan Avrupa’dan gelen siparişlerin artmaya başlamasına sevinirken iktidarın 15 Eylül’de sınır kapılarında TIR geçişleri için uygulamaya koyduğu Randevulu Sanal Sıra Sistemi (RSS) ile ihraç mallarını Türkiye sınırında çıkartamaz hale geldi!
Ticaret Bakanlığı ve ekonomi yönetiminin dijital RSS sistemini gümrük sistemine entegre etmeksizin devreye sokmasıyla Kapıkule’de kaos ve kargaşa sonrasında ihraç malı yüklü TIR’ların Türkiye’den çıkış süresi 98 saate (4 gün) çıktı.
Bu öngörüsüz, günü birlik değişen kararlar ve liyakatsiz yönetim anlayışıyla ülkenin dövize en çok ihtiyacı olan bir dönemde iktidar adeta ihracatçıyı, uluslararası taşımacılığı engelleyerek kendi ayağına kurşun sıktı!
SINIR KAPILARINDA ESKİ SİSTEME DÖNÜLMESİNİ KARARLAŞTIRDI
TİM ve İhracatçı Birlikleri ile Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) uyarıları, yakınmaları sonrasında hafta sonu Yunanistan ve Bulgaristan sınır kapılarında inceleme yapan iktidar yetkilileri yaptıkları yanlışı bizzat gözleriyle görünce 16 Ekim’den itibaren RSS uygulamasından vazgeçerek sınır kapılarında eski sisteme dönülmesini kararlaştırdı.
Büyük iddialarla uygulamaya konulan, sınır kapılarında dijital randevu sistemiyle TIR geçişlerini hızlandıracağı savunulan RSS sistemi bir ayda çökerken, ihracat ve uluslararası taşımacılığın önünde en büyük engele dönüştü.
Tek adam yönetiminin, yeni hükümet sisteminin günü birlik değişen kararlarla yürütmeye çalıştığı ekonomi bizzat iktidarın kendi yanlışları, yetersizlikleriyle daha da ağır hasara uğratılıyor. Sadece bu son iki örnek bile tek adam yönetim sisteminin devlette, ekonomide ve diğer tüm alanlarda yarattığı ağır tahribatı gözler önüne sererken, sistemin iflasını da kanıtlıyor!
Yeni Soluk
Yorum Yap