İnan Güney’den tahliye sonrası ilk mesaj: Bedenim burada, yüreğim Silivri’de
İktidar ittifakı ‘AİHM kararlarının bağlayıcılığını anayasadan çıkarma peşinde’
CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “İktidarın üç aydır yinelediği ekonomik-demokratik reformlar ortada yokken, bir anda yeni bir anayasa yapma tartışılmasının başlatılması manidardır. Anlaşılan ‘sınırsız sorumsuz ama sınırsız yetkili’ tek adam sistemi iktidara yetmemektedir. Hukuk devletinin son kırıntıları, AYM, yitirilen yerel yönetimler rahatsızlık yaratmaktadır. Bu sistemle anayasal zırh sağlayacak bir sistem dizayn etmek istemektedirler!” dedi
CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
Cumhurbaşkanı Erdoğan üç aydır sürekli yinelediği ekonomik-demokratik reformlar yakında söyleminin içini doldurmadan birdenbire ‘Yeni Anayasa’ önerisini ortaya attı. Bu kez anayasa değişikliğinden değil, sayısal yetersizlikleri de ortada iken doğrudan ve tamamıyla yeni bir anayasa yazımından söz ediyor. Üstelik bunu ‘sivil ve demokratik’ sözleriyle makyajlıyor. Öneriyi ortaya attığında tüm taraflarla, partilerle, akademi ve STK’larla ortaklaşa ilk sivil anayasadan söz ediyor. Ertesi gün İttifak ortağı partiden yapılan destek açıklaması ile CB önerisinin sınırları çiziliyor. İttifak ortağı yeni anayasaya destek verirken bunun yeni yönetim sisteminin ‘tahkimi ve takviyesi’ için yapılmasını istiyor!
AKP VE MHP TARAFINDA KURULACAK ORTAK KOMİSYONDA YAZILACAK
Bunun hemen ertesinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan çizilen bu sınırı aynen kabul ettiğini ifade etmeye, yeni anayasanın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni güçlendirmek için hazırlanacağını, AKP ve MHP tarafında kurulacak ortak komisyonda yazılacağını ve ardından da diğer partilerle paylaşılacağını dile getiriyor! Yani Cumhur İttifakı bir anayasa metni yazacak, bunu meclise getirip diğer partilere dayatıp-dikte edecek ve ‘oy verin’ diyecek. Böylece daha baştan ‘en geniş katılımlı, sivil, demokratik anayasa önerisini’ kendileri tekzip ederek dillerindeki baklayı çıkarttılar.
KURGULADIKLARI SİSTEM ÜLKEYİ KARANLIĞA, ÇÖKÜŞE SÜRÜKLEDİ.
İttifak ortağı partinin ‘Cumhurbaşkanı sisteme uymuyorsa, sistemi ona uyduralım’ diyerek başlattığı süreçte de iki parti kendi kurguladıkları yönetim sistemi ve anayasa değişikliklerini referanduma götürüp, son anda YSK’ya aldırdıkları ‘mühürsüz oylar geçerlidir’ kararıyla hayata geçirdiler. Kurguladıkları sistem ülkeyi karanlığa, çöküşe sürükledi.
Türkiye’nin kurucusu ve paydaşı olduğu Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu o dönemde bu değişikliklerin demokrasinin özüyle bağdaşmadığını içeren şu tespitini duyurmuştu: “Venedik Komisyonu, teklif edilen anayasa değişikliklerinin özünde, Türkiye’nin anayasal demokrasi geleneğinde geriye atılacak tehlikeli bir adım olduğu görüşündedir. Venedik Komisyonu, teklif edilen sistemin bozularak dikta rejimine ve kişisel bir rejime dönüşme tehlikesinin altını çizmek istemektedir.
DEMOKRATİK BİR ORTAM TEMİN ETMEMEKTEDİR
Ayrıca zamanlama da son derece talihsiz olup, başlı başına bir endişe sebebidir. Mevcut olağanüstü hâl, anayasa referandumuna layık demokratik bir ortam temin etmemektedir. Taraftar ve karşıt düşüncelerin özgürce dile getirilebileceği, kampanyaların serbestçe yapılacağı, değişiklikler konusunda medyada özgürce propaganda veya anti propagandanın yapılabileceği ve dolayısıyla seçmenin net düşünce sahibi olarak oyunu kullanabileceği bir ortam OHAL nedeniyle söz konusu değildir.”
Oysa 2017 değişiklikleri OHAL koşullarında ve muhalefetin, medyanın baskılandığı bir ortamda yapıldı. Değişikliklerin hemen ertesinde HSK yapısı kontrollü şekilde değiştirildi. Cumhurbaşkanı kararnameleri ile yürütme, tek kişiyi tüm idari, siyasi, ekonomik ve yargı sisteminde sınırsız yetkilerle donatır hale getirildi. O dönemde dile getirdiğimiz tüm uyarılarımız doğrulandı. Venedik Komisyonu’nun da ‘diktaya evrilir’ diye uyardığı süreç hayata geçirildi. Nitekim son üç yıldan bu yana Türkiye özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü, şeffaflık vb. tüm küresel endekslerde hızla geriledi. Özgür olmayan ya da demokratik olmayan ülkeler kategorisine düştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mevcut anayasayı kast ederek “Ne kadar değiştirirsek değiştirelim bu vesayet izini silmek mümkün olmuyor?” sözleriyle gerekçelendirdiği yeni anayasa talebi, artık anayasadaki son güvenceleri de temizlemek istediğini ortaya koyuyor. Kişisel ve ailece korunmalarına zırh sağlayacak bir yeni anayasa istiyorlar.
Muhtemelen arzuladıkları yeni anayasa;
AYM ve TBMM’nin yargı ve yasama denetiminin tümüyle etkisizleştirilmesi,
AİHM kararlarının bağlayıcılığının anayasadan çıkarılması,
Yerel yönetimlerin, belediyelerin, muhtarların merkezi yönetime bağlanarak seçimle değil atamayla göreve getirilmesi,
Sivil toplum örgütlenmesinin kısıtlanması ya da tümden kaldırılması,
Temel hak ve özgürlüklere anayasal ve hukuki güvence sağlayan maddelerin anayasadan ayıklanması,
Etnik azınlıklara oy ve seçme-seçilme hakkının kaldırılması,
Milletvekili adayı olacakların Cumhurbaşkanı tarafından onaylanması,
Cumhurbaşkanına sınırsız kez aday olma imkânı getirilmesi, yüzde 50+1 ve iki turlu seçim koşulunun kaldırılması,
Partili Cumhurbaşkanı yanında, iktidar partisi il başkanlarının aynı zamanda Vali ve Belediye Başkanı olması,
Bütçenin Cumhurbaşkanınca hazırlanıp, kararnameyle yürürlüğe konulması,
… gibi maddelerin de mevcut siyasi zihniyet göz önünde tutulduğunda, iktidar ittifakının Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini ‘TAHKİM ve TAKVİYE’ amacıyla hazırlayacağı yeni anayasa metninde yer alması hiç de şaşırtıcı olmaz!
Yeni Soluk
Yorum Yap