İktidar, ABD’ye selam niyetine gündeme aldığı Montrö’yü saklamaya çalışıyor

Amiraller bildirisi ülke gündeminin hâlâ ilk sırasında. İktidar üst perdeden “darbe” çığırtkanlığı yaparak, tartışmanın odağında olan ve ABD’ye selam niyetine gündeme aldığı Montrö’yü saklamaya çalışıyor. Erdoğan ve ortaklarının sahte antiemperyalist tutumu deşifre oldu. Türkiye sağının geleneği, sıkıştığında ABD’ye yüzünü dönüp el açması olmuştur. Bu anlamıyla bildiri Erdoğan’a duyulan güvenin hayal kırıklığıdır.

ABD seçimleri Türkiye siyasetinde ilk sonuçlarını üretmeye başladı. Ortadoğu ve Kafkaslar’da daha aktif rol almaya başlayan ABD, ittifak kurduğu ülkelere de yeni görevler veriyor. 3 Mart tarihli Geçici Ulusal Güvenlik Stratejik Kılavuzu’nda Rusya ve Çin’e özel yer ayıran Biden hükümeti yapacaklarının da sinyalini vermişti.

Anlaşılan o ki ekonomik ve siyasal alanda sıkışan Erdoğan ve yancıları (Bahçeli ve Perinçek) ABD’nin bu yönelimiyle pozisyon aldılar ve yüzlerini bir kez daha Batı’ya döndüler. Her adımda Rusya ile ilişkiler konusunda tercihe zorlanan Erdoğan hükümeti utangaçça dile getirdiği ilişki talebini yüksek sesle ifade etmek zorunda kaldı. Dört beş aydır alt düzeyde zorlanan ilişkiler, net bir iyi niyet gösterisiyle taçlandırıldı.

İTTİFAK NİYE BOZULDU?

Burada asıl konuşulması gereken Erdoğan’ın tutumundan çok 104 emekli amiralin bildirisi. AKP-Cemaat koalisyonun bozulmasıyla birlikte bir dönem önce hapse atılan askerler yeniden hatırlanmaya başlandı. Anlaşılan o ki bu kesimlerle iktidar bloku arasında bazı temel meseleler konusunda bir anlaşma yaşandı. Bu ilişkinin oluşmasında Perinçek ve Bahçeli’nin çok özel gayreti olduğu anlaşılıyor.

Cumartesi gecesi yayımlanan bildiri yaklaşık 4-5 yıldır kademe kademe ilerleyen ilişkinin son bulduğunu açıklayan deklarasyon oldu. Kuşkusuz bu ayrılıkta, AKP iktidarının yeni yönelimi ve TSK içerisinde cemaat-tarikat yapılandırmasının medyaya düşecek kadar görünür olmasının etkisi çok büyük.

BirGün’e değerlendirmelerde bulunan Rusya Uzmanı Aydın Sezer iktidarın yaşadığı gerilimi ve kendine çizdiği yol haritasını anlatırken “Türkiye bir NATO üyesi, Boğazları kontrol ediyor ve Kırım’ın ilhakına geçmişten beri karşı çıkıyor. Türkiye bir yandan Rusya ile son derece girift ilişkiler içinde. Öte yandan ABD ile sancılı bir süreç yaşıyor. Ankara henüz kendi sorunlarını çözememişken Karadeniz’deki NATO hareketliliğine ve gerilime müdahil olma durumunu üstüne alıyor. Ankara’nın bu cendereden çıkabilmesi çok zor görünüyor” ifadelerini kullandı.

Sezer, emekli amirallerin bildirisiyle ilgili olarak esas sıkıntıya dair net bir vurgunun olmamasına dikkat çekiyor. Aydın Sezer, “Bunlar S-400’lerin alımında etkili Doğu Perinçek yöneliminde ulusalcı gruplar. Öte yanda geleneksel Batıcı kesimler var. Türkiye 2010’a kadar Batıcı, sonra bir dönem Avrasyacı pozisyon ortaya koydu. Ancak amirallerin bildirisine baktığımızda imza atanların bir kısmı Avrasyacı bir kısmının Batıcı olduğunu görüyoruz. Sarıklı asker görüntüsü tüm ordu içinde rahatsızlık yaratıyor. Bildiride Montrö mü yoksa sarıklı rütbeli asker meselesine mi asıl tepkinin verildiği konusu net değil” diyor.
Kuşkusuz imzacıların tamamını bir torbanın içine koymak mümkün değil. Ama ortada olan bir gerçek var ki iktidar blokuna desteklerini çektiler ve bunu tüm ülkeyle paylaşma gereği duydular.