HDP: Kayyum demokrasinin reddidir, mücadelemiz sürecek

İçişleri Bakanlığı tarafından Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı'nın görevden alınarak yerine kayyım atanmasına tepki sürüyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi binası önünde açıklama yapmak isteyen HDP'li grubun çevresi polis tarafından sarılırken, belediye binasına çıkan tüm yollar polis bariyerleriyle kapatılarak yollara TOMA’lar yerleştirildi.  Elazığ Caddesi ve yan yollar polis bariyerleriyle kapatıldı.

Araç trafiğine kapatılan yollara giriş çıkış yapan vatandaşlar Genel Bilgi Taraması (GBT) kontrolünden geçirildi.
 
Protestocuların, "Baskılar bizi yıldıramaz" sloganları attığı duyuldu. Belediyeye yürümek isteyen kitleye polis tarafından izin verilmedi. Aralarında milletvekilleri ve Selçuk Mızraklı'nın da olduğu kitle oturma eylemine başladı. Oturma eyleminin ardından HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan tarafından saat 13:00'da basın açıklaması okundu.

"Kayyum demek hırsızlık demektir, direnişimiz sürecek"

Basın açıklaması şöyle:

Ne yazık ki iktidar eliyle modern bir şark ıslahat planı ortaya konmuştur. Kürdün dilini yok sayan, kültürünü, varlığını yok sayan anlayış şimdi de Amed’de Mardin’de olduğu gibi siyasi irademizi yok sayıyor. Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim, her kim ki bizim AKP-MHP faşizmiyle uzlaşacağımızı zannediyorsa, her kim ki bizim kayyum darbesiyle uzlaşacağımızı sanıyorsa yanılıyor. Eylemlerimiz sürecek. Bugünden yarına da direnişimiz devam edecektir. Kayyım nedir? İktidar ve onun İçişleri Bakanı Kürt halkına, ‘Sen kendini yönetme ehliyetine sahip değilsin. Seni yönetmek için biz kendi adımımızı atıyoruz’ diyor. Kayyım demokrasinin reddidir, insan haklarının, temel hak ve özgürlüklerin, bir halkın kendi kendini yönetme hakkının reddidir. Bu nedenle kayyuma karşı direnişimiz sürecek. Her sözü ağızlarına aldıklarında milli iradeden bahsedenler, başta AKP Genel Başkanı Erdoğan olmak üzere her zaman milli iradeden dem vuranlar burada açıkça milli iradeyi katletmeye çalışıyorlar, açıkça bir gasp suçu işliyorlar. Amed halkı ve bütün Kürt halkı kayyum zulmüne gereken cevabı vermekten geri durmayacaktır. Kayyumun ne olduğunu anlamak için Diyarbakır’ı nasıl yönettiklerine bakalım. Yüz binlerce liralık tatlı, çerez siparişlerini hatırlayalım. O banyoyu hatırlayalım. Kayyumlar nerede iş yaptılarsa arkalarında korkunç bir borç yükü bıraktılar. Bu para, senin benim paramdır, bizim halkımızın parasıdır. Kayyum demek hırsızlık demektir. Bugün birileri çıkmış diyor ki; ‘AKP’li bazı kalemşörler bölgede halkın zaten siyasi eğilimi dikkate alınmamalıymış, zaten halk cahilmiş. Evvel Allah Kürt halkı daha önceden olduğu gibi bundan sonra kimin cahil olduğunu, kimin politik kimliğe sahip olduğunu, kimin kimliği, onuru, tarihi, kültürü için bedel ödediğini ve ödeyeceğini dün gösterdiği gibi bugün de gösterecek.

"Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz"

Kürt halkının siyasi iradesini yok sayanları bilin ki yok sayacağız. Bugün bu kayyum zihniyetinin temel sebebi aslında bu zevatın güçlü olması değildir, tam tersine güçsüzlüğüdür. AKP-MHP faşist koalisyonunun çaresizliğiyle karşı karşıyayız. Orta Doğu’da kitlenmiş bir siyasi durum, dış politikada yere çakılmış bir siyaset, bir taraftan bu ülkenin tarihinin gördüğü en büyük ekonomik krizle ülke çalkalanırken işte Kürt meselesinde de üretmeye çalıştıkları çözüm bu. Bir taraftan kamuoyunda yeniden bir çözüm süreci başlar mı derken işte iktidar kaosu artırmak suretiyle iktidarda kalmaya niyet edeceğini bir kez daha gösterdi. Kasım seçimlerinde nasıl ki kaostan medet uman, yine kaotik bir süreci Kürt meselesi üzerinden çekmek suretiyle siyasi iktidarına devam edeceğini zannediyor. Yapma yok. Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz. Sizin siyaseten hiçbir meşruiyetiniz demokratik olarak kalmamıştır. Bunu iyi bilin. Dün kayyumu halkımız nasıl süpürdüyse eyvallah yine süpürmeyi biliriz. Aynı şeyi yapı da, ondan farklı sonuçlar doğacağını zannetmek ahmakların harcıdır. Eğer yaparsanız bunun cevabını da en net biçimde alacaksınız. Direnişimiz sürecek, eylemlerimiz sürecek kayyumu kabul etmiyoruz. Seçilmişlerin seçildikleri yerden uzaklaştırılmasını kabul etmiyoruz. Kayyum da gidecek, AKP-MHP faşist koalisyonu çöp sepetine göndereceğiz."