Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli’nin savcılıkta verdiği ifadesi ortaya çıktı!
Gürer: “Deprem Kadar Yanardağlar İçin de Planlamalar Yapılmalıdır”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in gündeme getirdiği bu konu, Türkiye'nin deprem odaklı afet yönetimi anlayışının, volkanik riskleri de içerecek şekilde genişletilmesi gerektiğini savunuyor. Gürer, özellikle Hasan Dağı gibi yakın jeolojik geçmişte aktivite göstermiş volkanların çevresindeki yapılaşma ve enerji altyapılarının (Tuz Gölü Doğalgaz Depolama Tesisi gibi) güvenliği konusunda daha proaktif bir yaklaşım bekliyor.
Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu kabulüyle deprem hazırlıkları yapılırken, volkanik hareketliliğin "potansiyel bir afet riski" olarak İl Risk Azaltma Planlarında (İRAP) yer almaması eleştiriliyor.
Gürer, MTA verilerine atıfta bulunarak Hasan Dağı'ndaki gaz çıkışlarını ve bölgenin aktif fay hatlarıyla (Ecemiş ve Tuz Gölü Fayları) olan etkileşimini hatırlatıyor.
Hasan Dağı'nın yaklaşık 8 bin yıl önce patladığına dair Çatalhöyük'teki bulgular, bu tür doğal olayların insanlık tarihi boyunca bölgede gerçekleştiğini ve tekrarlanabileceğini gösteriyor.
Türkiye genelinde Erciyes, Nemrut, Ağrı, Karacadağ gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 14 farklı volkanik risk alanı olduğu belirtiliyor.
Gürer'in talebi, sadece bir "uyarı" değil, aynı zamanda idari bir "planlama" değişikliği içeriyor:
Volkanik aktivite riski taşıyan 14 ilin (Niğde, Aksaray, Kayseri, Nevşehir, Konya, Kars, Bitlis, Ağrı, Van, Isparta, Manisa ve Diyarbakır gibi) İl Risk Azaltma Planlarına mutlaka volkanik tehlike senaryolarının eklenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Resmi kurumlara göre tesislerin volkanik risklerden "etkilenmeyeceği" yönündeki açıklamalar, bilim insanlarının "100 km'lik etki alanı" öngörüleri ile kıyaslanarak sorgulanıyor.
Afet riskleri gözetilerek, bu bölgelerde daha güvenli yerleşim alanları ve stratejik tesisler kurulması hedefleniyor.
Bu tür risklerin yönetimi, genellikle jeofizik izleme (sismik aktiviteler, gaz çıkışları, yer şekli değişimleri) ve ardından gelen erken uyarı sistemleri ile mümkün olmaktadır. Türkiye'de MTA (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü) ve ilgili üniversiteler bu alanlarda izleme çalışmaları yürütse de, Gürer'in vurguladığı nokta, bu bilimsel verilerin idari karar alma mekanizmalarına (İRAP gibi) entegre edilmemiş olmasıdır.
Konuyla ilgili, bahsi geçen 14 ilin jeolojik risk haritaları veya genel afet yönetimi politikaları hakkında daha fazla bilgi edinmek ister misiniz?
Yeni Soluk
Yorum Yap