Geldikleri gibi gittiler
İstanbul deyince aklıma martılar gelir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık, yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma masallar gelir
Bir varmış bir yokmuş ( B.R.Eyupoglu)
1.Dünya Savaşı, 1914 yılında aslında Avrupa’da başladı. Ancak dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin katılması ve sömürgelere sıçraması ile ” Dünya Savaşı ” oldu. Savaşın başlamasından sonra Osmanlı Devleti ittifak grubunda savaşa girdi ve yenik ayrıldı.
Osmanlı imparatorluğu ve itilaf devletleri arasında Mondros Mütarekesinin imzalanmasından sonra 13 Kasım 1918 de İstanbul’a düşman askerleri çıkmaya başladı. 61 parça harp gemisinden oluşan donanma İstanbul boğazına demir atarak top bataryalarını saraya doğru çevirdi. 465 yıllık Osmanlı başkentine ilk defa bir düşman askeri ayak bastı ve İstanbul’da esaret günleri başladı. Adana’daki görevinden dönen Mustafa Kemal Paşa Haydarpaşa rıhtımından İstanbul boğazına demirlemiş düşman gemilerini göstererek” Geldikleri gibi giderler” sözünü söyledi. Ancak bu resmi bir işgal değildi. 16 Mart 1920 de İstanbul resmen işgal edildi. Mustafa Kemal Paşa 16/17 Mart’ta kolordulara, Valilere bildiriler göndererek İstanbul’un işgalinin protesto etmelerini istedi. İstanbul’daki vatanseverler Anadolu’ya geçerek milli mücadeleye katıldılar. İşte bu kendinden emin ve kararlı davranıştan sonra hepimiz biliyoruz ki zorlu, çetin mücadele cumhuriyetin ve modern Türkiye’nin yolunu açtı. 6 Ekim 1923’te İstanbul’da bağımsızlığına kavuştu.
Artık itilaf devletleri yok bu güzel şehir de ama yeşile, maviye, ormana düşman bir iktidar var. Gözünü para hırsı bürümüş gönlü fakir, kendi zengin insanlar var. Sözüm ona modernleşme adına şehrin her yerini beton yığını haline getirenler var. Şehrin her noktasında çirkin beton AVM diken iş adamları var. O koca binalardan gökyüzünün maviliğini göremiyoruz artık. Betonlaşma yüzünden ya yağmur yağmıyor ya da yağdığında yıkıp geçiyor güzel şehrimizi. Denizden balık çıkmıyor eskisi gibi. Derelerinden su yerine çöp akıyor, martıların kanatları bile eskisi gibi beyaz değil.
Ne yazık ki İstanbul yine işgal altında, hem de içindeki düşmanlar tarafından işgal edilmiş durumda. Milyonlarca araç, milyonlarca bina ve İstanbul’u sevmeyen milyonlarca insan…. Ancak biz yine de seviyoruz bu Şehr-i İstanbul’u. Her sorununa rağmen her hâline her şeyiyle seviyoruz İstanbul’u. Bu dünyada bir vatan sevdamız bir de İstanbul sevdamız hiç bitmeyecek. Ne mutlu ki İstanbul da yaşıyoruz.
İstanbullu olmanın gururunu her nefesimizde hissederek diyoruz ki; gerektiğinde savaşmaya ve uğrunda ölmeye hazırız kurtuluş günün kutlu olsun.
Dursun Ali Toraman
ADD MYK Üyesi
Yeni Soluk
Yorum Yap