“Geçmişi anımsamayanlar, onu yeniden yaşamaya mahkûmdurlar”
Maraş Katliamı’nın yıldönümünde CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok’tan açıklama geldi. Altıok “Maraş’ta bundan tam 39 yıl önce 12 Eylül darbesine giden yolda devrimci, solcu ve Alevi yurttaşlarımıza yönelik bir katliam yaşandı, yaşatıldı” dedi.
CHP’li Altıok’un açıklamasının tamamı şöyle:
“1978’in 19-26 Aralık günleri arasında Maraş’ta yaşanan olaylarda, resmi rakamlara göre 111 kişi katledildi. 800 civarında ev ve iş yeri yakılıp, yıkıldı ve yağmalandı. 24 Aralık 1978’de Maraş sokakları kan gölüne çevrildikten sonra devrimci, aydın ve Alevi vatandaşların yüzde 80’i Maraş’ı terk etmek zorunda kaldı.
Çorum, Gazi, Sivas katliamlarında olduğu gibi Maraş katliamı da aynı gerici ve karanlık odaklar ve işbirlikçileri tarafından gerçekleştirilmiştir.
Katliam hazırlığına ve operasyonuna aracılık edenler, insanlığa karşı işlenen bu vahşetin sonucunda tıpkı diğer katliamlarda olduğu gibi halen yargılanmamıştır. Maraş davası 12 Eylül faşizmi koşulları altında katillerin değil, saldırıya uğrayan devrimcilerin, solcuların ve canları için direnen Alevi vatandaşların mağdur edildiği ve katliamın ardından sorumluların ve karanlıkta kalmasına sebep olanların milletvekili yapılarak adeta ödüllendirildiği bir sonuca dönüşmüştür.
Ezilen, ötekileştirilen, sömürülen, muhalif kesimlere yapılan örgütlü, destekli ve organize edilmiş gerici unsurların katliamları ve baskıları ile destekçilerini yakından tanınıyoruz. Darbe ve dikta süreçlerinin inşasında da bu yöntemlere sıklıkla başvurulmuştur. 7 Haziran seçimlerinden bu yana toplumsal ayrıştırmanın, dışlayıcı, yıkıcı bir dilin hatta nefret söylemlerinin etkili bir şekilde siyasetin kurgulanmasında ve politik süreçlerin şekillendirmesinde etkin kullanılışını kaygı ile izliyoruz. Her gün Türkiye’nin dört bir tarafında yaşanan katliamlar üzerinden sistemli yürütülen toplumsal kutuplaşma, geleceğe, barışa, kardeşliğe, kadın erkek eşitliğine, laikliğe ve çağdaşlaşmaya darbe vurmaktadır. Milli ve dini vurgularla yaratılan toplumsal ayrışma kadınları, çocukları, birilerine göre “yerli ve milli” olmayanları hedefe koymakta, cezasızlık ve meşrulaştırma şiddeti teşvik etmekte. “Biz ve onlar” anlayışı baskıcı bir iktidar ve bağımsızlığını yitirmiş, talimat alan, uygulayıcı pozisyonuna hapsedilmiş hukuk sisteminde ürkütücü bir zemin yaratmıştır. Daha dün Malatya’da işaretlenen evler, sıklıkla duyduğumuz ve cezasız kalan taciz, şiddet, tecavüz vakaları, artan bireysel silahlanma kaygı verici boyuttadır.
Vicdanlarda ve tarih önünde zaten mahkûm olmuş olan katliamın gerçek failleri, elbet bir gün hukuk önünde de gerekli cezayı alacaktır. Çünkü insanlığa karşı işlenen suçlar zaman aşımına uğramaz, unutulmaz, unutturulmaz ve asla affedilemez.
Maraş katliamının acısını ve etkilerini unutmak ve gidermek 39 yıl sonrasında dahi mümkün değildir. Ancak acılarımızı bilince taşıyarak, yaşadıklarımızdan çıkardığımız derslerle yaygın ve olağan hale getirilen ve demokrasiyi yok etmeye çalışan bu sisteme karşı durabiliriz. Barış içinde ve kardeşçe birlikte yaşama arzumuzdan asla vazgeçmeden, daha da kenetlenerek farklılıklarımızın zenginlik olduğu bilinci ile kişisel haklara, yaşam tercihlerine, inançlara saygı duymak temel anlayışımız olmalıdır.
Oluşturulmak istenen algının aksine tüm terör eylemlerinin karşısında acz içinde kalan; demokrasimiz ve bağımsız hukuk devleti değil, basiretsiz, tutarsız, terörle mücadele çizgisi kırık olan yönetimlerdir. Katliamları siyasi malzeme yapan, acıları, ölümleri yarıştıran anlayış barış değil kıyım getirir. İnsan hakları, hukuk ve demokrasi evrenseldir ve herkes için geçerlidir. Suçu ne olursa olsun yargıya teslim etmek ve adil bir yargı düzeni çerçevesinde hakların korunması devletin asal görevidir.
Terör ve toplumsal şiddet karşısındaki toplumsal mutabakatımızı, kardeşliğimizi, barışımızı asla bozmayacağımız gibi; üzerinde yüz yıllık mutabakatımız olan Cumhuriyetimiz’in, demokrasimizin, laikliğin ve hukuk devletinin yok edilmesiyle halk egemenliğinin saraya devredilmesini toplumsal barış adına sistemli ve planlı bir saldırı olarak görüyor ve reddediyoruz.
Maraş katliamı, tıpkı 1 Mayıs, Sivas, Bahçelievler, Çorum, Başbağlar, Roboski, Reyhanlı, Suruç, Ankara katliamlarında olduğu gibi kardeşliği, barışı, çağdaşlığı, laikliği, hukukun üstünlüğünü, eşitliği isteyen bütün kesimlerin ortak ve unutulmayan acısıdır. Ve unutulmayacak ayrıca asla unutturulmaması gereken ortak hafızamızdır. Bugün ihtiyacımız olan toplumsal iyileşmedir. Bu iyileşme ancak birbirimize kenetlenerek mümkün olabilir.
Cumhuriyet’e, laikliğe, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne olan inancımla 39. yılında Maraş katliamını lanetliyor, öldürülenlerimizi saygıyla anıyorum.”
Yeni Soluk
Yorum Yap