Gazeteciliğin en önemli ilkesi ‘Temas ve mesafe!’

Gazeteci, üyesi olduğu partinin başkanlarından herhangi birine özel durumlar haricinde ‘Başkanım’ demez ‘Sayın Başkan’ der. Soru sorarken kesinlikle Başkanım cümlesini kullanamaz. O kuruma aidiyet belirten cümlelerden kaçınır… Bazıları ise haber yapmak, haber yetiştirmek ile taraf tutmayı sürekli birbirine karıştırır. Yorumları balta gibi ortadan keseceğine, nalıncı keseri gibi hep kendine yontar… Kısacası gazetecilik mesleğini siyasette yükselmek, yer kapmak yada maddi kazanç elde etmek için kullanırlar! Tabii ki gazeteci de ailesinin yaşamını, kurumunun faaliyetini sürdürmek için para kazanacaktır. Lakin onların da bir yolu vardır. Ajans çalışması, ilan, reklam, PİAR yapmak gibi gelir elde edeceği işleri layıkıyla yapabilirse oda hayatını idame ettirir.

Son günlerde CHP’de olağanüstü kurultay için imza sürecine müdahil olan kendilerine de gazeteci diyen bazı kerameti kendinden menkul kalemşorlar ne yazık ki gazeteci ile gaz-atıcı olmayı birbirine karıştırmış durumdalar.

Bunların çok büyük bir bölümünün gazeteciliği temsil eden hiçbir meslek örgütü ile üyelik bağı yoktur. Kendi kendilerine fotokopi makinesinde çıkarttıkları bir tanıtım kartı ile kendilerini gazeteci olarak pazarlar bilmeyende onları gazeteci sanır…

2007 yılında yazdığım bir yazıyla durumu birazcık ta olsa aydınlatmak istedim(!)

“Gazetecilik ilkelerinden biridir “temas ve mesafe”. Bir gazetecinin izlediği olaylar karşısında sergilemesi gereken yaklaşımı ifade eden tanımlamadır “temas ve mesafe”.

Gazeteci olaya karşı mesafeli olmalı, haberi içeriden biri gibi yazmamalı lakin yazarken içeriden biri kadarda oldukça fazla bilgiye sahip olmalıdır, ya da aynı şekilde haber kaynakları ile sürekli temas halinde olmalı ama aradaki mesafeyi hep korumalıdır.

Temas ve mesafe, iki kelimeden ibaret olsa da uygulaması oldukça güç bir beşeri ilişkidir.  Kaynak ile gazeteci arsındaki görülmeyen kırmızıçizgide durabilmektir, oldukça fazla sabır, birikim ve tecrübe gerektirir.

Bu yaklaşıma sahip olmayan gazeteci olabilir mi?

Neden olmasın burası Türkiye tabii ki olur; zira Türkiye’deki yazılı ve görsel basında bunların sayısı çoğunluktadır.

“Bir gazeteci bir haber kaynağıyla görüşür. Ama o görüşmede, soruları gazeteci sorar, yanıtları kaynak verir. Durum tersine döndüğünde, mesafe kalmaz, salt temasla da gazetecilik yapılmaz”.

Önceleri çok yadırgardım, fakat sonra sonra anladım ki umumiyetle kaynakların hemen hemen tamamına yakını sürekli “basını kullanmanın” çabası içinde, gazeteci de “haberin peşinde” olunca bu ilke yani “temas ve mesafe” çokta önemli ve yerinde bir uygulama olma önemi arz ediyor.

Kaynak, ya kaçan olarak basından görülmek istemez, ya da basınla haşır neşir olup rakibinin kötü kendisinin iyi haberini yaptırmanın peşinde olabilir. Doğal olarak basınla ilişkisi olan basını kullanmanın peşindedir. Ya beni görme ya da beni iyi tarafımdan gör reklamımı yap der.

Kaynakla insani ilişkileriniz var ise “temas ve mesafe” ilkesine uymakta zorlanırsınız. Bu ilkeyi kollamak isterseniz kaynak sizi “kendini beğenmiş” olarak addeder.

Temas ve mesafede neymiş canım deyip te; 3. sınıf siyasiler için güzel şeyler yazıp yıkayıp yağladığınız sürece, onların propagandasını reklâmını varsa yüzlerinin güzel tarafını yazdığınız sürece sizi başlarını üzerinde taşırlar. Her davetin başköşe konuğu olursunuz. Siz olmadan en ufak bir faaliyet yapmaz özellikle telefon üstüne telefon edilir; Nerde kaldın, bak başlayacağız ama seni bekliyoruz denilir. Ertesi güne güzel şeyler yazmanız için masa altından içkiler getirilir. Bu şatafatlı gösteriyi nasıl yapıyorsun nereden buldun diye sorulmasın diye samimiyetler kurulur. Gizli ilanlar verilir daha neler neler yapılır. Yeter ki siz onların sözünden çıkmayın, görmeyin, aleyhlerinde yazmayın, duymayın, duyurmayın, konuşmayın, konuşturmayın bakın en popüler en sevilen en hokkabaz gazeteci nasıl olunuyor görün.

Öyleyse her şeye rağmen “kendini beğenmiş” deseler bile, “temas ve mesafe” ilkesine sadık kalarak gazeteciyi çıkarı uğruna kullanması muhtemel dost yüzlü sahte gülüşlülerden uzak kalmak gerekiyor.”

Arşiv yazıları 13 Ocak 2007