Erdoğan'a sunulan Türkiye'nin idari yapısını ilgilendiren 'gizli belge' anayasada!

Günboyu gazetesi yazarı Fatih Ergin, 2001 yılında AKP’yi kurmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderilen belgede yer alan taleplerin, 16 Nisan 2016 referandumu ile anayasaya girdiğini ileri sürdü. Günboyu gazetesi yazarı Fatih Ergin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 2001 yılında AKP’yi kurduktan sonra gönderilen gizli bir belgeyi köşesine taşıdı. Ergin, söz konusu belgenin, mühürsüz evet oylarının geçerli sayıldığı 16 Nisan 2016’daki referandumla anayasa girdiğini belirtti.

Fatih Ergin’in ‘Erdoğan'a sunulan gizli belge anayasada!’ başlıklı yazısı şöyle:

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan ve mühürsüz evet oylarının geçerli sayılması ile Türkiye'ye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni getiren referandum, sadece sistemi değiştirmedi. Anayasanın '123, 124 ve 127nci maddelerinin de, sistem değişikliği ile ilgili olmadığı halde 16 Nisan referandumunda değişmesi sağlandı. Refendum sürecini hatırlarsak, o dönemde çok tartışılan bu maddelerin Türkiye'nin idari yapısını eyaletlere bölebileceğinden ve özerk bölgeler yaratabileceğinden bahsedilmişti.

Cumhurbaşkanı'na özerk bölgeler, eyaletler kurma yetkisi, söz konusu üç maddenin içine dağıtılarak verilmişti. Bizce; bu sayede bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir kararname ile Türkiye'yi federasyona geçirebilecek bir yetkiye sahip.  İktidar partisi, bu maddelerin değişimine neden gerek duyduğunu hiç açıklamadı. "Milli beka" gerekçesi ile fiili durumun hukuki duruma uygun hale getirilmesini savunan ve iktidara tek adam rejimini tedarik eden MHP ise, federasyon kurma yetkisi veren maddelere yapılan itirazlara kulak tıkadı. Peki Türkiye Cumhuriyeti'nin milli-üniter devlet yapısını tehlikeye atan bu maddeler, anayasa girmeden önce nerede yer aldı?

Gelin biraz geçmişe gidelim… AKP'nin iç ve dış odakların desteği ile kurulduğu ve iktidara gelmesi için Türkiye'de saha düzenlemesinin yapıldığı Türk siyasi tarihinin hafızasındadır. Geçen günkü, "Ali Babacan Londra'da kimlerle görüştü?" başlıklı yazımda, 2001'de AKP'nin kuruluşundan on iki gün sonra Erdoğan'a gönderilen ve Türkiye'de ilk olarak gazeteci - yazar Arslan Bulut'un duyurduğu memorandumdan bahsetmiştim. O memorandum, "Mr. Erdoğan, sizin küreselleşme ile demokrasi ilişkilerini bağdaştırma yönündeki adımlarınız, Türkiye'ye kriz sırasında destek olan uluslararası güçler tarafından da kabul görecektir. Ankara, küreselleşmenin gerekliliğini anlamak ve dünyada geçerli olan kurallara uyum sağlamak zorundadır. Ankara şunu da anlamalıdır ki, uygun gördüğü kuralları uygulayıp, kendi çıkarlarına uymayanları reddetmesi mümkün değildir... Küreselleşmenin bir adı da şehirleşmedir. Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır. Dünya, bütün hükümetlerden bunu istemektedir. Bu memoranduma göstereceğiniz ilgiden dolayı takdirlerimizi sunarız..." şeklindeydi. Arslan Bulut'a göre; belgede dünya kelimesiyle kastedilen, uluslararası güç merkezleridir. Yani ABD veya Avrupa değil, dünya hükümeti kurmaya çalışan Dış İlişkiler Konseyi (CFR) gibi örgütlerdir. Ankara kelimesinden de Genelkurmay anlaşılmalıdır.

Erdoğan'a gönderilen bu memorandum anlaşılmadan, Türkiye'nin bugünkü tablosu ve yakın geçmişte yaşadıkları ve AKP'nin sırtındaki küresel ihale anlaşılamaz. Çünkü belgede istenen, Türkiye'nin küresel sermayeye teslim edilmesi, etnik nüfusa göre şehir devletleri kurulması ve bunları gerçekleştirmek için TSK'nın ikna edilmesi ya da pasifize hale getirilmesiydi. Neoliberal politikalarla Türkiye'nin iktisadi kazanımlarının elden çıkarılması, FETÖ'nün TSK'ya kurduğu kumpaslar, çözüm süreci, stratejik göç mühendisliği ile milyonlarca Suriyelilerin ülkemize gelmelerinin sağlanması ve iktidar tarafından kalıcı hale getirilmek istenmeleri, Türklüğün etnisite potasında eritilmeye çalışılması vs… Bütün bunlar ve daha fazlası, AKP iktidara getirilmeden önce, Erdoğan'a gönderilen açıklanmayan yazıyı anlatıyor.   

Erdoğan'ın kendisine gönderilen yazıya nasıl cevap verdiğini bilmiyoruz. Ancak şunu çok iyi biliyoruz ki; memorandumla iktidar olması halinde kendisinden istenilenler, AKP'nin parti programı ve tüzüğüne girdi! AKP tüzüğünün 16'ıncı sayfası ile parti programının 35 ve 41'inci sayfalarında istenen taleplerle örtüşen ifadeler mevcut. AKP'nin kurucularının tanıtıldığı kitapta da, aynı durum söz konusu. AKP, tüzük ve programına aldığı bu taleplere yönelik iktidarı boyunca birçok alanda uygulamalar gerçekleştirdi, gerçekleştiriyor.

İşte 16 Nisan 2017'deki referandumla Erdoğan'a bir kararname ile ülkeyi federasyona geçirebilecek yetkilerin verilmesinin ardında da aynı durum var. İktidar çevrelerinin referandum sırasında anayasanın ilgili maddelerinin değişikliğine neden ihtiyaç duyulduğunu açıklayamaması, bununla alakalı. Erdoğan, 2013 yılında, "Güçlü bir Türkiye asla eyalet sisteminden korkmamalıdır" demiş ve 2023 yılını işaret etmişti. Üç yıl sonra, 2016'da, eyalet sistemine kapı aralayan anayasa değişikliği gerçekleşti. 2018'in Kasım ayında ise, İstanbul Milletvekili Ravza Kavakçı Kan başkanlığındaki AKP Genel Merkezi'nden bir heyet Almanya'da federal yapıyı incelemişti. AKP, eyalet dersine çalışmaktan hiç vazgeçmedi.        

Yazının tamamı için TIKLAYINIZ