En şeffaf parti, AK Parti!..

Sadece var olanlar değil, ne hikmetse var olacaklar da aynı; sanırsın her biri deniz anası…

Bak üstten, gör altındaki Nil timsahını!

Niye; çünkü her biri bir diğerine göre tamamen şeffaf!..

Bak şimdi, yeni bir parti kurulacakmış. Olur elbet, ilerde yeni bir parti daha kurulduğunda önceki eskir. Bizde bit pazarlarına nur yağması, her yeni partiye “Allah’ım, bizden sonra yeni bir parti kurulsun” duasını da yanında getirir. Niye, o sırada sen eskiyeceksin ki, nurlanasın.

Ali Babacan adı geçiyor son zamanlarda, yeni parti lafı edildiğinde. Şeffaflığı öne çıkaran söylemleriyle. Aynı Ali Babacan, Kürt oylarına talip olduklarını da söylüyor. Kimse çıkıp da “Vay bölücü” demiyor. Hadi bunu geçtik, zaten Kürt oylarına talip olmayan yok. Kürt kavramı, insanı, geleneği, varlığı yüzyıllardır bu coğrafyanın temel taşlarını oluşturuyor. Kültürün kendisi… En azından türküleri serbestçe söylenmeye başlandıktan sonra büyük bir değeri ne kadar geç keşfettiğimizi anladık! Ama hala Kürdü bi türlü adam yerine koyamadık. Belki Babacan’ın partisi bu işi becerir diyelim de hevesleri kırılmasın.

Şimdi Babacan’ın şeffaf geleceğinden bakıp gerisine bi göz atalım:

Gezi olayları vardı altı yıl önce, gençler iyi hatırlar bütün Türkiye’yi nasıl harekete geçirdiklerini… Ne demişti Babacan o zaman:

“Bu bizim gelecekte görmek istediğimiz bir gençlik davranışı değil!”

İyi de, partisi kurulduğunda gezi olaylarında yer alan dönemin gençlerinden oy istemeye çıkınca ne diyecek merak eden var mı!..

Tabi, söylediklerini cımbızla çekip ayıklamanın bi anlamı olmaz, şöyle demişti:

“Bir kere geri adım attığınızda, bir kere şiddet karşısında şiddetle birlikte gelen talebi kabul ettiğinizde bu hükümete, yetkili kurumlara iş yaptırmanın yöntemi haline gelebilir. Buna izin vermeyiz. İş şiddete varıyorsa orada da katı bir duruş, kesinlikle devam etmelidir, devam edecektir.”

MİT’in başında değil, İçişleri Bakanlığı yapmadı, Milli Savunmanın yanından geçmedi, Jandarma ile ilgisi yok. Ekonomi ondan sorulurken, yani para sayarken; “İş şiddete varıyorsa orada da katı bir duruş, kesinlikle devam etmelidir, devam edecektir” diyebildiyse eğer, hadi bunu icraatın başında düşün…

Türkiye’nin geleceğini şekillendirmek için yola çıkacaksın, Türkiye’nin fotoğrafını veren gençleri altı yıl öncesinden dışlayacaksın; şimdi kendisinde ne değiştiğini nasıl açıklayacak, göreceğiz…

Kuracakları partide, Ahmet Davutoğlu’nun da adı geçiyor. Sadece kafasından bak, arka planı görürsün. Manzara olarak. Çok konuşmayan Abdullah Gül dersen, al birini vur ötekine…

Şeffaflık dedik ya;

Yenilerin içi şimdiden dışından belli…

CHP dersen;

O kadar şeffaflar ki, insan “Bu ne” demeye utanıyor.

Katılımcılığa çok önem verildiğinden, partililerin müdahil edilmesine özen gösteriliyor. Zaten ne var ne yok, örgütten çıkıyor. Harita orda. Bildiğin Türkiye Haritası. Bütün maden yataklarını göz önüne seriyorlar. Şeffaflıkta bi derece geçerli not alırlar. Ama “katılımcılık” dersen eğer, işte bu konuda eline su dökülmez. En son örneğini İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde gördük.

CHP’li Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinden birinin başına AK Partili kişilik getirildi genel müdür olarak. Sonra öyle böyle oldu, adam istifa etti. Bunu üzerine, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li Başkanı Ekrem İmamoğlu işin siyasi yönüyle ilgilenmediklerini açıklarken;

“Başarı, beceri ve liyakat kısmıyla ilgilendik” dedi.

İşte, CHP kanadının en güzel şeffaflık örneği de budur:

Açıkçası;

“Bizde bu işe layık adam yok!”

İşte buna şeffaflık denir!

Ama öyle ya da böyle, şeffaflık deyince AK Parti açık ara önde gidiyor.

Gizli saklıları yok;

Nasıl geldikleri, nasıl OLDUKLARI…

Nasıl buldukları, nasıl YIKTIKLARI…

Nasıl aldıkları, nasıl SATTIKLARI…

Ulan biri de çıkıp;

“İktidara gelirsek devlet ihaleleriyle milletin cebinden çekip halkı soğan ekmeğe muhtaç eden iktidarın başı-kıçı… 5 milyona aldığı halkın fabrikasını 60 milyona satıp köşe dönen fırsatçı… Ülkenin cennet köşelerini cehenneme çeviren yabancı… Gelirsek geriye dönük hepsinin hesabını soracağız” diyemiyor.

Şeffaflık öyle mi!..

AK Parti, hesap sordurmayacak şekilde gözüne bakarak, gözüne sokarak götürüyor;

Ayrıl da gel!..

 

Önceki Haber

Yapmadım demişti: Melih Gökçek, başkanlığının 2 yılını tatilde geçirmiş!