EHP’li Öztürk: "Adı Millet İttifakı ama, millet veya milletin bir ferdinin adı bile yok"

Emekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Hakan Öztürk Millet ittifakının Mutabakat Metnindeki eksiklere ilişkin, “Metni incelediğimde en başta bu metinde  millet yok. İşçi sınıfı var mı? Halklar var mı? Toplum var mı? Bir adım geri çekiyorum. Millet veya milletin bir ferdi bile yok burada. Sözüm ona AKP'yi eleştiriyorlar. AK, MHP ne diyor? Bizim için diğer konular teferruattır. Bizim için önemli olan devletin bekasıdır. Sermaye sınıfının bekasıdır.”değerlendirmelerinde bulundu. 

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarmayı planladığı aday profilini özetleyen Öztürk, ittifaklarının programını daha da detaylandıracaklarını belirterek;  İlk başta hazırlamış olduğumuz politik programı daha detaylı hale getireceğiz. Sonuçta bizde bu ülkenin çehresini değiştirmeye adayız. Millet İttifakı gibi yüzeysel bir yaklaşımla değil, derinden çözümler nasıl olur, bu şekilde ele alacağız.   dedi. 

Millet ittifakının yayınladığı 244 sayfalık mutabakat metni beraberinde büyük tartışmalar getirirken EHP Genel Başkanı Öztürk metinde ki eksikleri şöyle değerlendirdi:

“Metni incelediğimde zaten önceden beri olan şöyle bir problemi görüyorum. Bu ittifakın adı Millet İttifakı milliyetçilerde kendi yaklaşımlarını anlatırken milleti sevmekten söz ederler. Bir kere en başta bu metinde millet yok. İşçi sınıfı var mı? Halklar var mı? Toplum var mı? Bir adım geri çekiyorum. Millet veya milletin bir ferdi bile yok burada. Sözüm ona AKP'yi eleştiriyorlar. AKP MHP ne diyor? Bizim için diğer konular teferruattır. Bizim için önemli olan devletin bekasıdır. Sermaye sınıfının bekasıdır.”

Artı TV’de Merve Çakmakçı’nın sunduğu Odak programına konuk olan Emekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Hakan Öztürk Millet İttifakının yayınladığı mutabakat metnini değerlendirirken AKP ve MHP ile var olan benzer ve farklı yönlerini de kıyasladı.

EMEKÇİLERİN PAYINA NE DÜŞECEK?”

Mutabakat metninin vaatlerini değerlendiren Öztürk, “Verimli bir ekonomi olacak ama bütün bu olacaklardan halkların, işçi sınıfının payına ne düşecek bu konu en ufak bir biçimde açılmıyor. Hatta bütün bu konular geriye bırakılınca bireyin ya da milletin durumu ne olacak?”

Öztürk, Millet İttifakı’nın mutabakat metnine yönelik eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:

“Yine devletin ve sermaye sınıfının bekası mevzusu var. Bunu nasıl iyileştireceğiz? Bu iyileşmeden, gelişmeden ve devletin güçlenmesinden bireyin payı ne olacak? Bu bahis asla açılmıyor.”

“BİR KERE DE DEVLETE, SERMAYEYE KARŞI MİLLETİ SAVUNUN”

Millet ittifakının ilk iddialarına bile sadık olmadığını belirten Öztürk bu yaklaşımlarını da eleştirdi, “Bu ülkede üretilen herşeyi halk üretiyor ama onun adı yok. Geçecekse bile yoksullar olarak geçiyor. Yardım edilecekse de şöyle yardım edilecek. Aşırı yoksulluk ortadan kaldırılacak. İnsan onuruna yakışır bir statü yok burada. İnsanlar burada ancak bu metinde bir yoksul olarak belirtiliyor. Parasal yardımlar yapılacak, teknik bir konu olarak ele alınıyor. Dünyada bütün bu emeği ile üretenler ve el koyanlar sorunu hiç yokmuş gibi. Kendilerinin ilk iddiasına bile sadık kalmadılar. Millet adı bile yok. Devlete karşı milleti savunun. Sermayeye karşı milleti savunun. Şarkılarında geçiyor ya ‘ırmağında ölürüm Türkiye’ bir kerede o ırmağı savunun. Haksızlığa uğramış olanları savunun.”

“PARTİ KAPATMA OLMAMALIDIR DENİLİYOR FAKAT ENGELLEYİCİ BİR DÜZEY YOK”
Mutabakat metninin parti kapatma ve kayyum atama konularına yaklaşımlarını Millet İttifakının geçmiş meclis tutumları ile değerlendiren Öztürk şöyle devam etti:

“Daha önce anayasa ile getirdikleri önerileri kapsayan metin bundan daha da gerideydi. Şimdi çok genel manada kayyum düzenine son verilecek gibi bir ifade kullanıyorlar. Fakat anayasa önerisinin söz konusu olduğu metinde bu sadece ve sadece danıştay'ın kararına bağlanıyor. İçişleri bakanlığının yapacağı iş olmaktan çıkarılıyor ve danıştayın yapacağı bir iş olmaya bağlanılıyordu. Burda daha belirleyici ama genel kalmış. ‘Parti kapatma olmamalıdır’ gibi konuşuyor fakat engelleyici bir düzey burdada yok. Eğer istenirse meclisin alacağı bir kararla yapılmalıdır da diyor. Mecliste de bu kararları almak uzak değil.”

Sözlerine devam eden Öztürk halkın hak ve özgürlüklerindeki kısıtlamalarla ilgili yaklaşımlarını da şu sözleri ile değerlendirdi:

 “Haklardan ve özgürlükten yana olduklarını söylüyorlar ama bu doğru değil. Mevcut anayasanın sınırlama getireceği ifadesini onlarda benimsemiş durumda. Hiç de iddia ettikleri hak ve özgürlüklerden yana değiller. Bilakis geleneksel olarak nasıl sınırlamacı olunuyor ise o tarzda sınırlamalardan yanalar. Söyledikleri özgürlük, güçlendirilmiş parlamento, demokrasiden yana olmak, hak ve hürriyetten yana olmak. Genelde bir retorik olarak kalıyor.”

“EMEK VE ÖZGÜRLÜK İTTİFAKA’NIN CUMHURBAŞKANI ADAYI NASIL OLACAK?”

Emekçi Hareket Partisi’nin de içinde olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarmayı planladığı aday profilini özetleyen Öztürk, ittifaklarının programını daha da detaylandıracaklarını belirtti:

“Türkiye'deki derin meseleleri bilmeli. Çözüm konusunda kafa yormuş, çaba göstermiş olmalı. Bu konuda bizim ortaya koyduğumuz, ittifakın ilk kurulduğu aşamada ortaya koymuş olduğu politik programı çok iyi kavrayan ve onu yaratıcı bir şekilde çok iyi ele alan bir aday olması gerektiğini düşünüyoruz. Adayımızda elbette ki böyle bır aday olacak. Bu açılardan değerlendiriyoruz. Aynı zamanda ilk başta hazırlamış olduğumuz politik programı daha detaylı hale getireceğiz. Sonuçta bizde bu ülkenin çehresini değiştirmeye adayız. Millet İttifakı gibi yüzeysel bir yaklaşımla değil, derinden çözümler nasıl olabilir gibi bir yaklaşımla ele alacağız.”