Dünya Sağlık Örgütü'nden kritik uyarı: Çatışma bölgelerinde güvenli kan tedariki alarm veriyor
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Doğu Akdeniz Bölgesi başta olmak üzere küresel ölçekte güvenli kana erişimde yaşanan derin eşitsizliğe ve çatışma bölgelerindeki tedarik krizine dikkat çekti. Dünya Kan Bağışçıları Günü kapsamında yapılan açıklamada; çatışmalar, doğum dalgalanmaları ve ağır hastalıklar nedeniyle her gün binlerce insanın hayatının "güvenli kan" tedarikine bağlı olduğu, ancak küresel bağışların adaletsiz dağıldığı vurgulandı.
DSÖ, hükümetlere ve uluslararası topluma seslenerek, özellikle kriz dönemlerinde kan sistemlerinin çökmesini önlemek adına sürdürülebilir ve gönüllü bağış mekanizmalarına acil yatırım yapılması çağrısında bulundu.
Gelişmiş ülkeler ile kırılgan coğrafyalar arasındaki uçurumu gözler önüne seren raporun detayları ve küresel kan krizinin perde arkası şöyle:
KÜRESEL KAN BAĞIŞININ YÜZDE 40'INI ZENGİN ÜLKELER TOPLUYOR
Dünya genelinde her yıl ortalama 118,5 milyon ünite kan bağışı toplanıyor. Ancak bu bağışların yüzde 40'ı, dünya nüfusunun yalnızca yüzde 16'sını oluşturan yüksek gelirli ülkelerde gerçekleştiriliyor. Bu durum, geri kalan milyarlarca insanın, özellikle de acil sağlık hizmetlerine en çok ihtiyaç duyulan az gelişmiş veya çatışma altındaki bölgelerde güvenli kana erişimini büyük ölçüde kısıtliyor.
Doğu Akdeniz Bölgesi'ndeki birçok ülke; acil durumlarda talebin hızla artması ve sağlık hizmetlerinin kesintiye uğraması nedeniyle kan ve kan ürünlerinin mevcudiyeti, güvenliği ve kalitesi konusunda ciddi zorluklarla karşı karşıya kalıyor.
ÇATIŞMALAR STOKLARI BİR ANDA TÜKETİYOR
Son yıllarda bölgede tırmanan sıcak çatışmalar ve insani krizler, güvenli kan stoklarının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bombardımanlar ve şiddet olayları nedeniyle yaralı sayısı katlanırken, hastanelerin kan stokları saatler içinde tükenebiliyor.
DSÖ yetkilileri, dirençli ve sürdürülebilir kan sistemleri inşa etmenin sadece genel bir sağlık politikası olmadığını, aynı zamanda acil durumlara hazırlık ve müdahale stratejilerinin en temel unsuru olduğunu belirtiyor. Savaş ve kriz anlarında hayat kurtarmanın yolu, barış döneminde kurulmuş güçlü bir stok altyapısından geçiyor.
AİLE BAĞIŞI DEĞİL GÖNÜLLÜ BAĞIŞÇILIK ŞART
Pek çok gelişmekte olan ülkede kan bankaları, düzenli ve gönüllü bağışçılar yerine hâlâ hastanın ailesinden veya yakınlarından alınan "takas/ikame" bağış yöntemine dayanıyor. DSÖ, kanın ihtiyaç duyulan her an ve her yerde hazır bulunabilmesinin tek güvenli ve sürdürülebilir yolunun, karşılık beklemeyen (gönüllü ve ücretsiz) düzenli bağışçı ağını genişletmek olduğunu ifade ediyor. Aile içi acil bağışlar, anlık krizleri çözse de ulusal stokların sürdürülebilirliğini sağlamaya yetmiyor.
DENETİM YETERSİZLİĞİ HASTALARI RİSKE ATIYOR
Güçlü bir kan sisteminin sadece tedarikle bitmediğini, sıkı bir kalite yönetim sistemi ve "hemovijilans" (kan tetkik ve takip zinciri) gerektirdiğini belirten DSÖ, Doğu Akdeniz Bölgesi'ndeki ülkelerin yalnızca yarısında bu takip sisteminin kurulu olduğunu açıkladı.
Ulusal düzenleyici çerçevelerin ve yasal mevzuatların zayıf olduğu ülkelerde, kan bulunsa dahi bunun güvenliği ve kalitesi garanti edilemiyor. Bu durum, zaten yaşam mücadelesi veren hastaları enfeksiyon ve yanlış uygulama gibi çok daha büyük risklerle karşı karşıya bırakıyor.
Küresel Kan İhtiyacının En Yoğun Olduğu Alanlar
Sağlık örgütlerinin verilerine göre, dünyada toplanan güvenli kan üniteleri en çok şu kritik süreçlerde hayati rol oynuyor:
Özellikle anne ölüm oranlarının yüksek olduğu coğrafyalarda, doğum sırasında yaşanan şiddetli kanamalar güvenli kan desteğiyle durdurulabiliyor.
Ağır anemi riski taşıyan yetersiz beslenen çocuklar ve sıtma gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadele eden bebekler için kan nakli hayati önem taşıyor.
Onkoloji tedavisi gören hastaların kemoterapi süreçlerinde ve büyük cerrahi operasyonlarda kesintisiz kan tedariki operasyon başarısını doğrudan etkiliyor
Yeni Soluk
Yorum Yap