Dersim’de bir kardelen

Her zaman olduğu gibi seçimler öncesi haber peşinde koştuğumuz CHP genel merkezinde tanışdığımız bir adaydan bahsedeceğiz. Bu aday tek başına çıkmış AKP’li bir belediyeyi kazanabileceğini iddia eden Dilek Gürsoy.

Yerel seçimler yaklaştıkça siyaset dünyasında hareketlilik hız kazanmaya devem ediyor. CHP’de her seçim öncesi olduğu gibi bu seçim içinde müthiş bir yarış var. Bu yarışa katılanlardan biri de Tunceli’nin Pertek ilçesine talep açan Dilek Gürsoy. Dilek Gürsoy’un beş parmağında on marifet var. İnsan olmanı fıtratına ait her şeyi yapıyor. Şimdi de AKP’de olan Pertek Belediye Başkanlığını alacağım diyen Dilek Gürsoy bakınız niçin aday olduğunu nasıl anlatıyor. İsterseniz Kendi ağzından dinleyelim.

“Neden belediye başkanı olmak istiyorum?”

Cevap veriyorum:
Martin Luther gibi seslenmek istiyorum herkese:
Bir hayalim var Pertek üzerine.

Hayalini kurmadığınız bir şeyin gerçeğini yaşatamazsınız.
İlkin hayalimizde vücut bulur her şey, sonra ete kemiğe bürünür.
Yemyeşil bir Pertek, tertemiz, şipşirin…
Özgür düşünen, doğaya duyarlı, kadına saygılı, çocuğa sevgili, gençlere özenli…

Attığımız her adım başkasının izini takip eden adım olmayacak aksine kendisinden sonra gelenlere yol açacak bir iz olacak. Taklitçi değiliz asla! Açılmamış yolu açacağız, gidilmemiş yola gideceğiz, koklanmamış çiçeği koklayacağız ve yüzülmemiş suya gireceğiz. Bizler değişime inanıyoruz ve değiştiğimiz müddetçe gelişeceğimize ikna olmuşuz. Ama bu değişme ve gelişme bizi toprağımızdan, insanımızdan, kökümüzden kopartacak, yozlaştıracak bir değişim ve gelişim olmayacak. Kendi değerlerimizin üzerine inşa edeceğiz Pertek’i.

Feribotla gelirken Elazığ’dan, akşamın kızıllığı vururken Pertek’e rabbin yeryüzüne kondurmuş olduğu bu cennet için güzel şeyler düşünmemek ve bu güzelliği gerçekleştirmemek haksızlık olur diye düşünüyorum.  Bir kadın elinin değdiği adımını attığınız ilk anda kendisini belli ettirecek hemencecik. Kalbe değecek sonra… Ruha isabet edecek…

Biliyor musun kalbin içinde siyah bir noktadır süveyda.
Ve aşk orada cereyan edermiş.
Pertek bizim süveydamız.
Aşkımızın teşekkül ettiği kalbimizdeki siyah noktamız.

“Nasıl bir belediye başkanı olurum?”

Martin Luther King’in şu sözlerini anımsadım çöpçüler üzerine söylediği: “Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup ’Burada işini çok iyi yapan, dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş’ desin.” İşte yerdeki ve gökteki herkes bizim belediye başkanlığımızı Michelangelo’nun yaptığı resim gibi, Beethoven’in bestesi ve Shakespeare’in şiirleri gibi görsün. Mevlana’nın gönlü, Yunus’un sevgisi, Hacı Bektaş’ın can’ı, Pir Sultan’ın piri gibi bilsin.

Belediyenin kutsal bir ibadethane olduğunu düşünüyorum. Ne zaman o ibadethaneye adım atsam son derece saygılı ve özenli hareket ettiğimi görüyorum. Boynumun kıldan ince olduğunu düşünüyorum çünkü bir halkın vebalini taşımaya namzedim. Tepeden tırnağa dikkat kesiliyorum. Halka açılan bu makamın hakkın da gözetimi altında olduğunu biliyorum. Yanlışa, hileye, riyaya yer yok burada. Daha kaliteli hizmet edeceğimi düşünüyor ve adil olacağımı biliyorum. Hakkın ve hukukun olmazsa olmazım olduğuna inanıyorum. İnsanların hak ettiği ama bir türlü bulamadığı hak… Layık olduğu ama bir türlü nasiplenemediği hoşgörü… Şunu demek istiyorum hülasa: Kutsallığına inandığım bir makamın hizmetkârı olacağım.

Tüm insanların başkanı olacağım.
Bakmayacağım uyruğuna, kuyruk takmayacağım hiçbir kimseye.
Diline aldırmayacağım çünkü kalp dilini dinleyeceğim.
İnancına saygım olacak, düşüncelerine ihtiyacım…
Biz birlikte güzeliz buna inanıyorum.

Çocukların kendilerine güvenerek çizdiği eğri büğrü çizgilerin ne kadar anlamlı, ne kadar kaliteli olduğunu bilmelerini istiyorum. Bunu çocuklar için söylüyorum ama mesajım büyüklere. Herkesin kendi rengini korumasını, kendi çizgisini çizmesini ve o yolda mücadele etmesini istiyorum.

Pertek böyle güzelleşecek ve ülkeme model olacak.
İnandığım yolda kaybetmeyi de göze almışım.

Tarafım belli.
Yenilgi yenilgi büyüyen zaferlerin olduğunu biliyorum.

Ressam gözüyle bakıyorum ve şunu söylüyorum: Herkesin kendi çizgisi, kendi rengi olsun ve lütfen kimse kimseye müdahale etmesin.

Gençlerin her türlü fikrini dinleyip onların bizleri bir adım daha ileriye nasıl götüreceğini, Pertek’in nasıl güzelleşeceğini, ilerleyeceğini ve yaşanılır bir ilçe olacağını öğrenmek istiyorum. Ve onların fikirlerini hazine gibi gördüğümü ve bu zengin maden ocağının açılışını ve ilçemize insanımıza katkısını görmek istiyorum. Buranın genci buraya fikrini söyleyebilmeli… Farklı seslerin güzel bir koro oluşturacağını ve Pertek’in tek bir ağızdan okunan marşı olacağını görüyorum.

Kadınların kendilerine güvenmelerini istiyorum. Kadınsız bir toplumun ilerleyemeyeceğini, kadının olmadığı bir yapının eksik kalacağını düşünüyorum. İki patates bir soğanla yemek yapmayı beceren kadının aynı çatı altında sevdikleriyle huzur ve güven içinde kahvaltı yapmasını arzuluyorum. Çünkü biliyorum ki şairin dediği gibi kahvaltının mutlulukla bir ilgisi var. Daha güzel bir Pertek için bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Mutlu bir kadın mutlu bir Pertek demektir.

Ezik olmayacak kadın. Başı önde gezmeyecek. Geri durmayacak. Baskı altında hissetmeyecek kendisini. Kadının, çalışacağı ve parasını kazanacağı istihdamları oluşturacağız. Çünkü Cumhuriyetimizin kadını bunu hak ediyor. Özgürlüğün kadını… Güzelliğin.

Pertek’in yeşil kalması için çalışacağım ve betonlaşmaya karşı duracağım.

Biliyorum ki yeşil Pertek bize doğal çiçekler veriri beton Pertek ise plastik çiçekler sunar. Biz doğal olandan yanayız tarafımız belli, yapay ve sahte değiliz.

Esnafımızın ve çalışanımızın yüzünün gülmesi için sosyal projeler üreteceğiz. Çünkü bizler hep birlikte Pertek’iz. Acımız ve sevincimiz bir çünkü aynı mahallenin çocuklarıyız, aynı sokağın insanlarıyız. Taziyemiz de ayrı değil düğünümüz de! El ele, kol kola, omuz omuzayız her daim.

Bir psikoloji profesörü, üstünde çalıştığı konuyu kanıtlamak için bir deney yapmış: Bir adamı, baltanın ters tarafı ile bir kütüğe sürekli vurması için kiralamış. Adama normalde kazandığının iki katı ödeneceği söylenmiş. Adam bu işte yalnızca yarım gün dayanabilmiş. İşi bırakmış ve gitme nedeni olarak da, “Çalışırken tahta parçalarının uçuştuğunu görmem gerek.” demiş.

İşte naçizane ve âcizane şahsım da, Pertek’in tozunu çekecek, çakılını toplayacak, havasını soluyacak, suyunu içecek; çoluğunu çocuğunu sevecek, yaşlısını gencini önemseyecek, kadınını erkeğini destekleyecektir.

Kelebeğinden termaline kadar, havasından suyuna…

Her zerresini, kırıntısını dahi solumak istiyorum Pertek’in. Makamda oturmak için değil yağmurunda ıslanmak, güneşinde kavrulmak, tarlasında hasada durmak, bağında üzümünü dermek istiyorum ve Pertek’in türküsünü söylemek istiyorum.
Bizler derdi olanlarız.
Derdi olan anlar bizi.

DİLEK GÜRSOY KİMDİR

1981 Yılında Tunceli ili Pertek İlçesinde doğdu . Evli ve iki çocuk annesi. Eşinin memuriyeti münasebetiyle Türkiye’nin çeşitli vilayetlerinde bulundu. Çeşitli sivil toplum örgütlerinde gönüllü çalışmalar yaptı. Özellikle kadın ve çocuk eksenli dernek ve vakıflarda faaliyet yürüttü. Günümüzde kadın ve çocukların uğradığı şiddet ve istismarlara yönelik faaliyetlerde kişisel çalışmaları oldu. Bu çalışmalarını daha aktif yürütebilmek için 2018 yılında Ankara genel merkezli EMEL-DER’i (Emin Eller Uluslararası Medeniyet Kültür Eğitim ve Yardımlaşma Derneği) kurarak Kurucu Genel Başkanı oldu. Profesyonel tezhip ve resim sanatı ile iştigal ediyor. Tunceli başta olmak üzere bir çok İldeki Camilerde tezhip süslemesi yaptı. Özellikle tedavi için imkanı olmayan çocuklar yararına birçok Resim sergisi açtı.