DEM Partili Cupolo’dan Sağlık Bakanı Memişoğlu'na 7 Kritik Soru

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, küresel ölçekte tırmanışa geçen kanser vakalarına karşı Türkiye'de alınması gereken önlemleri Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılması talebiyle soru önergesi veren Cupolo, e-Nabız veri tabanı kullanılarak birinci ve ikinci derece akrabalarında kanser öyküsü olan risk grubundaki vatandaşlara aile hekimlikleri aracılığıyla ücretsiz genetik test ve periyodik takip yapılması çağrısında bulundu.

2050 YILINDA KANSERE BAĞLI ÖLÜMLERİN 18 MİLYONU AŞMASI BEKLENİYOR

Önergesinin gerekçesinde "Küresel Hastalık Yükü" çalışmasının son verilerine atıfta bulunan Diyarbakır Milletvekili, 2050 yılına gelindiğinde dünyadaki yıllık kanser vakası sayısının 30 milyonu, kansere bağlı ölümlerin ise 18 milyonu aşmasının öngörüldüğünü belirtti. Bu küresel felaketten kaçınmanın en kritik yolunun erken teşhis mekanizmaları olduğunu vurgulayan Cupolo, "Kanser genetik testleri bir lüks değil; bireyin genetik haritasındaki riskli mutasyonları önceden tespit ederek hastalığın henüz ortaya çıkmadan engellenmesini sağlayan en güçlü koruyucu tıp kalkanıdır" dedi.

"VATANDAŞI HASTANE KAPISINA GELMEDEN ÖNCE KORUMALIYIZ"

Devletin elindeki merkezi veri tabanlarının ve algoritmaların, ailesinde kanser öyküsü bulunan yüksek riskli vatandaşları otomatik olarak tespit edebilecek kapasitede olduğunu ifade eden Cupolo, mahallelerdeki aile hekimliklerinin proaktif birer takip merkezine dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Sosyal devletin görevinin hastaları hastane kapısına gelmeden korumak olduğunu belirten vekil, zamanında yapılmayan taramaların binlerce insanı göz göre göre ölüme terk etmek anlamına geleceğini savundu.

SAĞLIK BAKANI KEMAL MEMİŞOĞLU'NA 7 KRİTİK SORU

Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, Türkiye genelindeki onkoloji altyapısını ve özellikle Doğu ile Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki kapasite yetersizliklerini dikkat çekerek Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na şu soruları yöneltti:

Bakanlığınızın veri tabanında ailesinde kanser öyküsü olan milyonlarca vatandaşın ismi zaten kayıtlıyken, bu insanları korumak için neden aile hekimlikleri üzerinden ücretsiz genetik tarama ve periyodik takip sistemini hemen başlatmıyorsunuz?

Son 10 yıl içinde Türkiye genelinde ve Doğu ile Güneydoğu Anadolu bölgeleri özelinde, zamanında tedaviye erişemediği için hayatını kaybeden kanser hastası sayısı kaçtır?

Şu an ülke genelinde aktif olarak onkolojik tedavi gören (kemoterapi veya radyoterapi alan) mevcut hasta sayısı nedir ve bu hastaların bölgelere göre dağılımı nasıldır?

Bakanlığınızın elinde, nüfus artışı ve yaşlanma projeksiyonları dikkate alınarak hazırlanmış, önümüzdeki 10 ve 20 yıla ait bölgesel kanser vaka artış tahminleri ve risk haritası bulunmakta mıdır?

Diyarbakır ve çevre illerden gelen yoğun hasta göçünü göğüsleyen Dicle Üniversitesi Onkoloji Hastanesi’ndeki aktif tıbbi cihaz, onkoloji yatağı ve tıbbi onkolog sayısı, bölgedeki toplam hasta havuzunun yüzde kaçına yanıt verebilmektedir?

Ülke genelindeki yetişmiş tıbbi onkolog, radyasyon onkolojisi uzmanı ve onkoloji hemşiresi sayısı, uluslararası sağlık standartlarının ne kadar altındadır; bu açığı kapatmak için kadro planlamanız var mıdır?

Bölgesel bazda yaşanan yatak ve randevu krizleri, kamunun tedavi olanaklarındaki yetersizliğin mi, yoksa sevk ve planlama zincirindeki bir yönetim zafiyetinin mi sonucudur?

KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ VE KANSERLE MÜCADELE

Önergede geniş yer tutan "koruyucu sağlık hizmetleri", modern tıp otoriteleri ve halk sağlığı uzmanları tarafından sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği için en temel şart olarak kabul ediliyor. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı bünyesinde hizmet veren Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) aracılığıyla meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerine yönelik ücretsiz taramalar halihazırda yürütülüyor.

Ancak tıp dünyası, özellikle ailesel geçişli (herediter) kanser türlerinin önlenebilmesi veya erken yakalanabilmesi için standart tarama programlarının ötesine geçilerek riskli popülasyonda "genetik risk analizleri" ve "yeni nesil dizileme (NGS)" gibi ileri genetik testlerin de birinci basamak sağlık hizmetlerine entegre edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Eksiksiz bir koruyucu sağlık politikasının, uzun vadede tedavi maliyetlerini (kemoterapi, akıllı ilaçlar vb.) ve hastaneler üzerindeki yoğun batan maliyet yükünü ciddi oranda düşüreceği belirtiliyor.