Dehşete düştüm, burası neresi?

Seçim arifesinde artık seçimi yazmak bana zulüm gibi gelmeye başladı neden mi?

Gözlemlediğim seçim çalışmaları artık kimliksizliğe kadar gidiyor, kim neyi ne kadar savunuyor karmakarışık oldu.

Daha düne kadar savunulan her şey bir koltuk davası yüzünden hiçe sayıp, insanların savunduğu düşüncelerini çöpe attığına tanık oluyoruz.

Bunlar olurken Türkiye’nin gün ve gün karanlığa doğru gittiğini gözden kaçırdıklarının farkında bile değiller.

Şu anda ki belediye başkanları ya da halkın vekiliyiz diyen değerli vekillerimizde farkında değiller hiçbir şeyin.

Çünkü onlara da önceden hazırlanan noktalar gösteriliyor ve oralarda olmaları sağlanıyor.

Türkiye’de pembe bir tablonun arka yüzündeki karanlığı kimse görmüyor ya da görmek istemiyor.

Evet seçim çalışmalarını yaparken adayların süslü masallarda konuşmaları ve onlar için hazırlanan süslü meydanlarda naralar atmaları sadece göz boyamaktan öte gitmiyor, ya ara sokaklarda ücra köşelerde neler oluyor, farkındalar mı? ben bu günkü köşe yazımda bunu irdeleyeceğim.

Şimdi sizlere birkaç gün önce kendi yaşadığım ve beni dehşete düşüren bir olayı yazmak istiyorum.

İstanbul’un sözde güzel bir seminde yaşıyorum, iyi bir yer ara sokaklarına çok nadir işim düşerse arabayla geçtiğim olmuştur ama birkaç gün önce ara sokaklardan yürüyerek geçtim ve dehşete düştüm olamaz bura neresi?

Yolda yürürken gündüz gözüyle ki gece herhalde oralarda yürümek akıl kari değildir diye düşünüyorum.

Neyse gündüz saat 12 civarları yürüyorum üzerimde gayet kapalı pantolon ve ceket tarzında bir kıyafet var (Mini bir etekte giymiş olabilirdim). Dehşete düştüm dedim ya yazarken bile nefesim kesiliyor, benim ülkem benim Türkiye’m ne ara bu hale geldi anlamakta zorluk çekiyorum.

Sokak aralarında kadın yok, o eskiden kapılarda muhabbet eden komşular yok, her yerde Suriyeli ya da ne olduklarını anlamadığım yeşil giyinmiş kaba saba adamlar, ben yolda yürürken yanlarından gecen kadın mı, insan mı? Umursamadıkları belli olan küfürlü konuşan, yürürken ses çıkartmak için elinden geleni yapan, yolda yürürken kadının karşısında önlerinde onlardan önce yürüyen organlarıyla oynayan, mahluklar gördüm, dehşete düştüm.

O kadar çok kendimden rahatsız oldum ki kendimi kontrol ettim acaba bir yerim mi,  açık ama hayır gayet iyiydim ki dediğim gibi ben kendi ülkemde mini etekte giyinebilirim, ne konuştukları yada hangi millete ait olduklarını anlamadığım insanlar tarafından rahatsız olmak ve kendime olan güvenimi sarsmak neyin aklıydı, ben nerede yaşıyorum burası Türkiye değil mi, neden sokakta Türk kadınların göremiyorum yada olan kadınlarda niye bu kadar ürkekler neden herkes evine kapanıyor, ya da buralardan kaçıyor burası Türkiye değil mi?

Bunları düşünerek oradan bir an önce uzaklaşmak istedim inanın yarım yamalak Türkçeleriyle bana söyledikleri burada yazabilseydim sizlerde dehşete düşerdiniz.

Evet burası benim ülkem elbette ki başka ülkelerden insanlar gelip yaşayabilir, ticaret yapabilir ve Suriyelilerin neden Türkiye’de oldukların ya da Pakistanlıların ya da İranlıların biliyoruz, hepimiz zamanında onlara yardım ettik ki, Suriyelilerin ilk geldikleri dönemlerde onlara yardım eden heyetin içinde olan biri olarak onlar için çok üzüldüğümü biliyorum.

Şu an benim kızdığım beni dehşete düşürün onların Türkiye’de bu kadar rahat ve kültürsüz bir şekilde Türk Halkını rahatsız etmeleri ve kendilerini yetiştirmek yerine buraları kendilerinin tapulu yeri görüp bu kadar terbiyesizce sahiplenmeleri, maalesef ki bizim başımızdakilerinde bunları görmezden gelip onlara müsamaha göstermeleridir. 

Evet burası neresi dehşete düştüm dediğim kadar beni üzen sokaklar gördüm, el kadar erkek çocukların ellerinde sarma sigaralar gördüm ve pis sokaklar, çöpten görünmeyen kapalı perdelerin çok olduğu, burası Türkiye’mi dediğim kadınları ezik çekimser korkak bir şekilde yaşamaya çalıştığı, bina duvarlarında ne yazdığını anlamadığım dehşete düştüğüm sokaklar gördüm ve ben Türkiye’de böyle sokaklar görmek istemiyorum, ecdadımızın kemikleri sızlasın istemiyorum.

Ben Türkiye’nin bir karış toprağı için ölümüne savaşırım, kimseye ama kimseye bu toprakları vermem veremem nasıl oluyor da bu kadar cüretkâr davranılıyor, bu sokaklarda bu kişiler var oluyor, anlamak zor, en zoru da bu insanlara nasıl bu kadar izin veriliyor? Lütfen bu Türkiye bizim kimseye ama kimseye bu kadar cüretkar ve rahatsız edecek noktada izin vermeyelim, süslü meydanlardan ara sokaklara inin, süslü masalardan Halkın sofralarına inin ki dehşete düşmeyelim, burası neresi gibi yaşadığımız ülkeyi sorgulamayalım…

Sevgiyle kalın…