Cumhuriyet davasında savcı, 13 ‘sanığın’ 15 yıla kadar hapsini talep etti

“Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ve anayasal düzene karşı suç işlemek” iddiasıyla biri tutuklu yargılanan  Cumhuriyet yönetici, yazar, muhabir ve avukatları hakkındaki davanın yedinci duruşması bugün (16 Mart 2018) Silivri’de görülüyor.

Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay‘ın 502 gündür tutuklu bulunduğu dava kapsamında savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, “Üye olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne yardım ettiğini” ileri sürdüğü Ahmet Şık, Akın Atalay, Aydın Engin, Bülent Utku, Hakan Kara, Hikmet Çetinkaya, Güray Öz, Orhan Erinç, Önder Çelik, Kadri Gürsel, Murat Sabuncu, Musa Kart ve Mustafa Kemal Güngör‘ün  7.5 yıldan 15 yıla kadar hapsini talep etti; Turhan Günay‘ın ise beraatını istedi.

Mütalaasında iddianameyi önemli ölçüde tekrarlayan savcı, Cumhuriyet’te çıkan yazı ve haberleri iddianameye temel kaynak olarak gösterdi; “Münferit olarak haberler değil bir yayınlama faaliyeti yargılama konusudur. Bağımsız yayın yürüttüklerini beyan etmişseler de sanıklar, tarafsızlıktan uzak, gerçek dışı, örgütlerin emelleri lehine yayıncılık düzenlemiştir” dedi.

Savcı, mühimmat yüklü MİT TIR’larına ilişkin görüntüleri yayımladığı için Ankara Temsilcisi Erdem Gül ile birlikte 92 gün tutuklu kalan eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve gazeteci İlhan Tanır‘ın dosyasının ayrılmasını talep etti.

Mütalaada, “Akın Atalay özellikle etkin rol oynayarak, Orhan Erinç ve Hikmet Çetinkaya’nın birlikte hareket etmesini sağlayacak şekilde gazete poltikasını değiştirerek PKK/KCK/DHKP-C eylemlerine yardım niteliğinde ortam sağladı” iddiasına yer verildi.

Gazetenin yayın politikasına da “eleştiriler” yöneltilen mütalaada “MİT TIR’ları haberleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin hem yurt içinde hem uluslararası camiada itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı” savunuldu. 2015 yılında yayımlanan bu haberin ayrıca, 2017’de düzenlenen Fırat Kalkanı Harekâtı’na da ağır darbe vurduğu ileri sürüldü.

“Tesadüf değil”

Cumhuriyet yazarı Aydın Engin‘in, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki cunta yapılanması tarafından düzenlenen darbe girişimi öncesi kaleme aldığı “Cihanda sulh, peki yurtta ne?” başlıklı yazısı ile “Yurtta Sulh Konseyi” adının benzerlik taşıdığı ifade edilen mütalaada, bunun basit bir tesadüf olmayacağı savunuldu.

Aydın Engin’in, hâlâ tutuklu bulunan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ile “Cumhuriyet’in mali sorunları” ile ilgili olarak yaptığı yazışmalara da atıfta bulunulan mütalaada “Aydın Engin’in söz konusu mesajlarına bakıldığında savunmalarda ısrarla bağımsız ve emir almadıkları yayınlarını AB’den fon arayarak nasıl sürdürecektir?” dendi.

“Her ne kadar Ahmet Şık’ın FETÖ mağduru olduğu savunulsa da…”

FETÖ’nün emniyet yapılanması anlattığı “İmamın Ordusu” adlı kitabı nedeniyle 2011 yılında Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Ahmet Şık için de mütalaada şunlar dile getirildi:

“Her ne kadar Şık’ın FETÖ mağduru olduğu savunulsa da, röportaj ve açıklamalar dikkate alındığında DHKP-C, PKK hedefleri doğrultusunda hareket ettiği gibi FETÖ ile hareket eden savcılara ilişkin haber ve röportajlar var. Bu örgütler ortak düşman üzerinden benzer emellere sahip ve yöntemleri bir üst akla bağlı. Bu nedenle Ahmet Şık’ın savunmasına itibar edilemez.”