Cumartesi Anneleri: "Adalet varsa bizi değil sevdiklerimizi kaybedenleri yargılayın"

Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta eylemine yönelik polis müdahalesinde gözaltına alınan 46 kişi hakkında açılan davanın ikinci duruşması yarın görülecek.

Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta eylemine yönelik polis müdahalesinde işkence gören ve aralarında kayıp yakınlarının da olduğu 46 kişi hakkında açılan davanın ikinci duruşması yarın görülecek.

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesinde görülecek dava öncesi konuştuğumuz kayıp yakınları, “Bizim sevdiklerimizi bizden aldılar, işkence tezgahlarından geçirdiler, yok ettiler. Yargılanması gereken biz değiliz, devletin içindeki çeteler, eli kanlı katiller, sevdiklerimizi kaybedenler, bunlara bu emri verenler. Biz suç işlemiyoruz, faillerin ortaya çıkarılması için mücadele ediyoruz” diyor.

Cumartesi Annelerinin 700. hafta eylemine polis müdahale etmiş, aralarında kayıp yakınlarının da bulunduğu 46 kişi gözaltına alınmıştı.  Gözaltına alınan 46 kişiye, “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu”na muhalefet maddesinden 2 yıl sonra dava açıldı. 21. Asliye Ceza Mahkemesinde saat 10.00’da görülecek duruşma öncesi kayıp yakınları Hasan Karakoç, İkbal Eren ve Davanın Avukatı İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri’yle konuştuk.

"ADALET VARSA BİZİ DEĞİL SEVDİKLERİMİZİ KAYBEDENLERİ YARGILAYIN"

Gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, 700. hafta eyleminde gözaltına alınanlar arasındaydı. İşkenceyle gözaltına alındığını söyleyen Karakoç, “Beni bir anda yakaladılar ve yere yatırdılar. Gaz sıktılar. Ağza alınmayacak küfürler savurdular. Hepimizin vücudunda morluklar, şişlikler, darp izleri oluştu” diyerek o gün yaşadıklarını özetliyor. Karakoç, 700. haftada anayasal haklarını kullandıklarını, insanlığa karşı işlenmiş bir suçu ve bu suçun cezasız bırakılmasına itiraz ettikleri için gözaltına alındıklarını, haklarında dava açıldığını söylüyor. “Hukuk varsa, kanun varsa, adalet varsa bizi değil sevdiklerimizi kaybedenleri, bu suçu işleyenleri yargılamalılar” diyor Karakoç ve ekliyor: “Biz suç işlemiyoruz, suçun faillerinin ortaya çıkarılması için mücadele ediyoruz. Bizim sevdiklerimizi bizden aldılar, işkence tezgahlarından geçirdiler, yok ettiler. Biz insanlık mücadelesi, hak mücadelesi veriyoruz. Yargılanması gereken devletin içindeki çeteler, eli kanlı katiller, sevdiklerimizi kaybedenler, bunlara bu emri verenler. Bu davalar onlara açılmalıydı.”

"27 YILDIR BİR ALLAH’IN KULUNA DAVA AÇILMADI"

Karakoç, gözaltında kayıp dosyalarının tozlu raflarda bekletildiğine dikkat çekti, “27 yıldır bizim davamızla ilgili bir Allah’ın kuluna dava açılmış değil. Bizim davamız da birçok kayıp davası gibi zaman aşımına uğramak üzere” dedi.

"ÇİÇEK KOYABİLECEĞİMİZ BİR MEZARIMIZ OLSUN"

Karakoç son olarak şunları söyledi: “Biz kayıplarımızı arayacağız. Bunda yanlış bir şey yok. Asıl yanlış failleri ortaya çıkarmayanlar da, yargı önüne koymayanlar da. ‘Çiçek koyabileceğimiz bir mezarımız olsun,  bir kemik olsa bile alıp defnedeyim’ diyor kayıp yakınları. Kayıp yakınlarının yasları bitmiyor, acıları dinmiyor. Ama yetkililer duymuyor, görmüyor. Ama şunu bir kez daha söylüyorum son kayıp bulunana kadar, son fail yargılanana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Ne mücadelemizden ne de Galatasaray Meydanı’ndan asla vazgeçmeyeceğiz.”

"BİR İNSAN DAHA KAYBEDİLMEDİYSE, BUNU CUMARTESİ ANNELERİ’NE BORÇLUYUZ"

Gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kız kardeşi İkbal Eren, “Bu ülkede insanlık suçları işlendi ve biz Galatasaray Meydanı’nda bu suçları yüzlerine vuruyorduk” dedi.  Bu nedenle Galatasaray Meydanı’nın yasaklandığına dikkat çeken Eren, “Yargılanması gereken bu suçları işleyenler olması gerekirken adalet isteyen bizler yargılanıyor” dedi. Eren, “İlk duruşmada kayıplarımızı nasıl kaybettiklerini, mahkeme salonunda söyledik ve söylemeye devam ediyoruz. Saklanmaya, gizlenmeye çalışılan hakikatlerin bir kez daha dile getirildiği, devletin bu tutumunun bir kez daha teşhir edildiği bir dava bu. Aslında orada biz kayıplarımızı aradığımızı, faillerin yargılanması gerektiğini bir kez daha anlatma fırsatı bulduk. Yargılayan durumda olmamız gerekirken yargılanan durumdayız. Ama bu durumda bile kaybettiğimiz sevdiklerimizin hesabını bir kez daha adalet önünde soruyoruz” diye konuştu.

‘BİR İNSAN DAHA KAYBEDİLMEDİ’

Bu ülkede yaşayan insanların cumartesi annelerine çok şey borçlu olduğunu söyleyen Eren, “Hukuksal anlamda bir şey elde edemedik. Cezasızlık son bulmadı, uluslararası kaybetmelere karşı sözleşmeler imzalanmadı ama daha önemlisi bir insan daha kaybedilmedi. Bu bizim için çok önemli. İnsanlar bugün biraz daha güvenli evlere dönebiliyorsa cumartesi annelerinin eylemi sayesinde. Bu eylem yapılmasaydı gözaltında kaybetmeler devam edecekti. Kamuoyunun ve yurttaşların bu davada bize destek vermesi gerekiyor. Çünkü yaptığımız mücadele herkes için” dedi.

‘ASIL SUÇ POLİSİN ŞİDDET GÖSTEREREK MÜDAHALE ETMESİ’

Davanın avukatlarından aynı zamanda İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, davanın tarihi bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yoleri, failleri yargılamayan devletin, kayıplarının akıbetini soran Cumartesi Annelerini/ yargıladığına dikkat çekti. Davanın 2 yıl sonra açıldığını hatırlan Yoleri, “İktidarın hak ve özgürlüklere yönelik, baskıcı bir yönelime girmesiyle de paralel düşünülebilecek bir dava” dedi. Barışcıl toplanma ve gösteri hakkının, Anayasa’da, uluslararası sözleşmelerde düzenlenmiş, garantiye alınmış bir hak olduğunun altını çizen Yoleri, “Her şeyden önce bu hakka getirilen haksız, hukuka aykırı bir yasak kararı var. Asıl suç polisin şiddetle müdahale ederek bu hakkın kullanılmasını engellenmesi” değerlendirmesinde bulundu.

Cumartesi Anneleri'nden dava öncesi dayanışma çağrısı…

Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 700’üncü haftasında gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 46 kayıp yakınının yarın görülecek duruşması öncesi sosyal medyada kampanya başlattı.

Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eyleminde gözaltına alınan 46 kişi hakkında açılan davanın ikinci duruşması yarın sabah Çağlayan’da bulunan İstanbul 21’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Cumartesi Anneleri, duruşma öncesi "#KaranfilinSuçuNe" etiketiyle sosyal medyada kampanya başlattı.

Cumartesi Anneleri paylaştıkları mesajda “Galatasaray Meydanı'ndaki 700. hafta buluşmamıza yapılan polis saldırısında gözaltına alınan 46 kayıp yakını, hak savunucusu ve destekçimize, barışçıl toplantı ve gösteri özgürlüğünü kullandığı için dava açıldı. Yarın (12 Temmuz Pazartesi) Çağlayan Adliyesi'nde görülecek 2. duruşma öncesinde, bugün (11 Temmuz Pazar) bir sosyal medya kampanyası düzenliyoruz. Tüm destekçilerimizden, dostlarımızdan kampanyamıza destek bekliyoruz" ifadelerine yer verdi.

Kampanyaya birçok isimden destek geldi. Paylaşımlardan bazıları şöyle:

İstanbul Tabip Odası Başkanı Pınar Saip: 12 Temmuz Pazartesi Çağlayan Adliyesinde, Cumartesi Annelerinin yanındayız.

HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy: 700. haftada Galatasaray Meydanı’nda kayıplarını arayanlar, hak savunucuları gözaltına alındı, yargılanıyor. 2. duruşma 12 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek. Kayıplarımızı aramaktan da Galatasaray Meydanı’ndan da vazgeçmeyeceğiz!

Maside Ocak: Abimi elimizden alanlara karşı elimde bir fotoğraf ve karanfille adalet arıyorum.

Reklam

HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu: 30 yıldır yakınlarını arayanlar değil, failler, onları aklayan, saklayanlar yargılandığı gün bu ülkede karanfiller acı kokmayacak!

HDP Milletvekili Züleyha Gülüm: “Cumartesi insanları Yargılanamaz” demek için Pazartesi 09.30’da Çağlayan Adliye önündeyiz.

HDP Milletvekilli Musa Piroğlu: Kayıpları arama çabası insanların kaybedilmediği bir ülke yaratma çabasıdır. Yargılanmak istenen aydınlık bir gelecek arayışıdır. Vicdandır, onurdur.

CHP Milletvekilli Sezgin Tanrıkulu: Cumartesi Anneleri 699 hafta boyunca Galatasaray Meydanı’nda Türkiye’nin en uzun barışçıl buluşmalarını gerçekleştirdi. Ta ki 25 Ağustos 2018 tarihinde 700. Hafta buluşmasında ağır polis şiddetiyle engellenene kadar.

CHP Milletvekili Turan Aydoğan: Cumartesi Anneleri tam 850 haftadır dünyanın en barışçıl eylemini yapıyor. Bu barışçıl eylemden dahi bir yargılama ortaya çıkardılar. 12 Temmuz Pazartesi saat 09.30'da Çağlayan'da İstanbul Adliyesi'nde Cumartesi Anneleri'nin yanında olacağım.

Barış Akademisyenleri: Hakikat ve adalet mücadelelerinde Cumartesi Annelerinin, Cumartesi İnsanlarının, insan hakları savunucularının yanındayız. Kayıp yakınları değil, kaybedenler yargılansın.

Besna Tosun: Gözaltında kaybedilen insanlarımız için hakikat ve adalet talep ettiğimiz için yargılanıyoruz. Yarın, 12 Temmuz Pazartesi 9.30’da 2.duruşmamız için Çağlayan’da buluşuyor, #KaranfilinSuçuNe diyoruz.

NE OLMUŞTU?

İstanbul Galatasaray Meydanı’nda 2018 yılında 700’üncü hafta eylemi için buluşmak isteyen Cumartesi Anneleri’ne Beyoğlu Kaymakamlığı izin vermemişti.

Buna karşın aralarında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve önceki dönem Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDP ve CHP’li milletvekilleri, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ile aydınların da bulunduğu çok sayıda kişi Galatasaray Meydanı'nda toplanmaya başlamıştı.

Eyleme müdahale eden polis, Maside Ocak, Ali Ocak, Besna Tosun, Cihan Tosun, Adilcan Ocak, Hasan Karakoç, Sebla Arcan, Leman Yurtsever, DİSK/Gıda-İş Genel Sekreteri Levent Gökçek, Berkin Elvan'ın ablası Gamze Elvan ve gazeteci Faruk Eren'in de aralarında olduğu 46 kişiyi darp ederek gözaltına almıştı.

Ardından 46 kişi hakkında dava açılmıştı.