CHP’li Tanal: “İnsan Hakları Komisyonu Nuriye Ve Semih’i Ziyaret Etmeli”

CHP İstanbul Milletvekili Avukat Mahmut Tanal, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın şu anda ne durumda olduklarının kayıtlara geçmesi için, İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun bir heyet oluşturarak bulundukları cezaevine gitmeleri için dilekçe verdi. Tanal, “Sanığın avukatını görmek avukatın da müvekkilini görmek istemesi hukuk devletinde olması gerekendir. Ancak Nuriye ve Semih’in avukatları dahi tutuklu. Kendilerinden haber alınamıyor. İnsan Hakları Komisyonu, bir heyet oluşturarak bulundukları cezaevi koşullarını ve sağlık durumlarını tespit etmelidir” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Avukat Mahmut Tanal, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın cezaevi koşullarının ve sağlık durumlarının tespiti için heyet oluşturulması teklifinde bulundu. İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun acilen bir heyet oluşturarak cezaevine gitmesi gerektiğini söyleyen Tanal, yargılamanın insani şartlarda ve hukuka uygun olduğundan emin olunması gerektiğine değindi. Kişinin hüküm giymeden masumiyet karinesinin ihlalinin hukuka zarar verdiğini ve hukuksuzluğu olağanlaştırdığını dile getiren Tanal, şunları söyledi:

“Henüz hüküm giymemiş iki eğitimciye terörist muamelesi yapılıyor ve avukatları ile görüştürülmüyor. Görüştürülmek bir yana avukatları dahi tutuklanıyor. Kişinin savunma hakkı elinden alınıyor. Aileleri bilgilendirilmiyor. Hastanede mi cezaevinde mi öğrenemiyorlar. Sağlıkları durumları konusunda ayrıntılı bilgi paylaşılmıyor. Doktorları basının önüne çıkarılmıyor. Nuriye ve Semih adeta kamuoyundan kaçırılıyor. Bu ülkede hukuk kırıntısı varsa en azından kanun önünde hüküm giyene kadar kendileri hakkında yeteri kadar bilgiye sahip olabilmeliyiz. Bu şekilde kamuoyunca bir kutuplaşmaya sebep oluyorlar. Açlık grevi, haksızlığa uğramış bireylerin, haksızlığı protesto etmesi, çaresiz kalanların, haklarını araması eylemidir. Cezaevlerinde, hükümlü yahut tutuklu bulunan kişiler, devlete emanet edilmiştir. Koşulların zorlaştırılması yahut avukatlarıyla görüştürülmemesi gibi dolaylı baskılarla karşı karşıya bırakılamazlar. Tutuklu ve hükümlülerin cezaevinde bulunduğu süre içerisinde, insani gereksinimlerinin temin edilmesi, bakımı ve barınmalarıyla ilgili ihtiyaçlar ve can güvenlikleri, devlet tarafından sağlanmalı ve korunmalıdır. İki sanığın cezaevinde ölmesi başka yöneticileri, Adalet Bakanını ve bütün yargıyı dünya kamuoyu nezdinde haksız duruma düşürecektir. Çok uzun süredir açlık grevinde olan, seslerini duyurabilmek için son çare olarak açlık grevi yapan Semih ve Nuriye’nin açlık grevi ve sağlık durumuna ilişkin cezaevi şartlarının uygun olup olmadığının, hak ihlallerinin tespit edilmesi ve kayıt altına alınması için TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri olarak cezaevine gitmeliyiz.”

Tanal’ın TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na verdiği dilekçe ise şöyle:
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi ile işlerine son verilen iki gencimiz. Nuriye Gülmen Eskişehir Osman Gazi Üniversitesinde öğretim görevlisi iken, hakkında açılan soruşturma nedeniyle Eylül 2016 tarihinde görevinden uzaklaştırılmıştır. 9 Kasım 2016 tarihinde ise, “işimi istiyorum” pankartıyla Ankara Yüksel Caddesinde, İnsan Hakları Heykeli önünde protestoya başlamış, 6 Ocak 2017 tarihinde yayınlanan OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi ile, mesleğinden ihraç edilmiştir. Semih Özakça, Mardin’de sınıf öğretmenliği yaparken, 9 Eylül 2016 tarihinde genelge ile açığa alınmış, 29 Ekim 2016 tarihinde yayınlanan 675 sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi ile mesleğinden ihraç edilmiştir. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, işlerini mesleklerini, ekmeklerini geri alabilmek için, açlık grevine başladılar ve haklarında açılan bir soruşturma nedeniyle, cezaevinde tutuklu bulunmaktadırlar. Açlık grevi, haksızlığa uğramış bireylerin, haksızlığı protesto etmesi, çaresiz kalanların, haklarını aramasıdır.

Cezaevlerinde, hükümlü yahut tutuklu bulunan kişiler, devlete emanet edilmiştir. Tutuklu ve hükümlülerin cezaevinde bulunduğu süre içerisinde, insani gereksinimlerinin temin edilmesi, bakımı ve barınmalarıyla ilgili ihtiyaçlar ve can güvenlikleri, devlet tarafından sağlanmakta ve korunmaktadır. Çok uzun süredir açlık grevinde olan, seslerini duyurabilmek için son çare olarak açlık grevi yapan Semih ve Nuriye’nin açlık grevi ve sağlık durumuna ilişkin cezaevi şartlarının İnsan Hakları Komisyonunca yerinde incelenmesi, araştırılması, hak ihlallerinin tespiti ve kayıt altına alınması için gereğinin yapılmasını talep ederim.