CHP’li Toprak: Bir mafya artığına sahip çıkmak Savcılara gözdağı ve cezasızlık mesajıydı!

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak yaptığı açıklamada, “Bir mafya artığına ve tehditlerine 24 saat sonra Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı konumundaki partinin genel başkanı sahip çıkarak, söz konusu suç örgütü organizatörünü ‘dava arkadaşım’ diyerek kanatları altına, korumasına aldı. Bu sahiplenme, olası soruşturma açılması durumunda Cumhuriyet Savcılarına bir nevi gözdağı ve cezasızlık uyarısı mesajıydı!” dedi.

Toprak açıklamasında şunları dile getirdi:

“İktidarın hukuk devletini güçlendirme, ekonomide, demokraside yeni dönem ve reform seferberliği vaatleriyle, 19 yıldır iktidardaki baskıcı, ayrıştırıcı yönetim zihniyetine yapılmak istenen geçici makyajın boyası bir haftada aktı. Yeni dönem iddiasıyla ortaya çıkıp, hukuk devletini güçlendirmekten, reform seferberliğinden söz edenlerin samimi ve gerçekçi olmadıkları, kendi kendilerini tekzip etmeleriyle ortaya çıktı!

İktidar, ekonomi, demokrasi, hukuk devleti, yargı alanlarında yeni bir dönemin başlatıldığını, reform seferberliğine geçildiğini ilan ettiğinde, iktidarın benzer vaatleri defalarca dile getirdiğini hatırlatarak, önceki değerlendirmelerimde gerçekçi ve dürüst bulmadığımı ifade etmiştim. Bir hafta içinde yaşanan somut gelişmeler bu tespitimi teyit etti.”

CUMHURİYET SAVCILARINA BİR NEVİ GÖZDAĞI VE CEZASIZLIK UYARISI MESAJIYDI

Öncelikle Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tehdit ve hakaret açıklamaları karşısında iktidar cephesinin sessizliğe bürünmesi, Cumhurbaşkanı, Adalet ve İçişleri Bakanlarının yanı sıra Cumhuriyet Savcılıklarının siyasi iktidardan işaret bekleyen bir tavır sergilemesi iktidarın aczini açığa çıkarttı. Bir mafya artığına ve tehditlerine 24 saat sonra Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı konumundaki partinin genel başkanı sahip çıkarak, söz konusu suç örgütü organizatörünü ‘dava arkadaşım’ diyerek kanatları altına, korumasına aldı. Bu sahiplenme, olası soruşturma açılması durumunda Cumhuriyet Savcılarına bir nevi gözdağı ve cezasızlık uyarısı mesajıydı!

Nitekim mafya artığını sahiplenen bu beyanlardan 24 saat sonra, AK Parti Grup Başkanvekili ürkek bir açıklama yaparak savcılığın soruşturma başlattığını söyledi. Bu yaşananlar demokratik, hukuk devletinin ayakta olduğu bir ülkede olsaydı iktidar gücünü elinde bulunduranların sergilediği sorumsuzluk ve duyarsızlık karşısında en başta bağımsız yargı kurumu resen harekete geçerdi. Yapılan suç duyurusuna karşılık savcılığın soruşturma açtığı bilgisi de suç duyurusunda bulunanlara değil, iktidar partisinin Grup Başkanvekiline iletiliyor. Tek başına bu olay bile yargının siyasi vesayet altında olduğunun ve talimat alamadan bir dosya için işlem yapamadığının somut işaretidir!

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, CB Erdoğan’ın MÜSİAD EXPO FUAR AÇILIŞINDA yine ekonomide, demokraside, yargıda yeni dönem vaatlerini anlattığı saatlerde, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığının başlattığı operasyonla Diyarbakır Barosu’nun yanı sıra Aydın, İzmir ve daha birçok ildeki barolara kayıtlı onlarca avukatın evleri basılıp gözaltına alındı. İktidarın reform ve yargı güvencesi vaatlerinin laftan ibaret olduğu apaçık ortaya çıktı!

“KILIÇDAROĞLU’NA GÖZDAĞI VERİLMEYE ÇALIŞILMASININ ASIL SİYASİ HEDEFİ ERDOĞAN VE AKP…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeme getirdiği reform seferberliğinin akabinde, iktidar ortağının bu söylemlerin aksi yönünde takındığı tutum ve sergilediği sert tavrın, “bir mafya artığı üzerinden dile getirilip devreye sokularak”, Ana Muhalefet Lideri’ne gözdağı verilmeye çalışılmasının asıl siyasi hedefi ve muhatabının CB Erdoğan ve AK Parti olduğu gerçeğidir! Bu olay Cumhur İttifakı’nın kendi içinde yaşanan derin güç mücadelesini açığa çıkarmıştır!

Bu tablo, iktidar içindeki derin bir güç mücadelesinin ve ortakların birbiri üzerinde hegemonya kurma, devlette etkin olma hamlelerinin dışa vurulması yanında, bunun için her türlü yol ve yöntemin mubah görüldüğünü, gerekirse mafya artıklarının da siyasi güç mücadelesine dahil edilecekleri kanaatini güçlendirmektedir. AK Parti’nin kurucuları arasında yer alan, TBMM Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlerinde bulunan ve şu anda da Cumhurbaşkanı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi konumundaki iki ismin yaşanan süreçten rahatsızlıklarını ifade ederek, yargıdaki uygulamalara tepki göstermeleri ve reform vaatlerini inandırıcı bulmadıklarını söylemeleri, AK Parti için de görüş ayrılıklarının bulunduğunu göstermektedir.

Diğer yandan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından düzenlenen Türkiye Ekonomi Şurası Toplantısı iktidarın ekonomide yeni dönem ve Hazine ve Maliye Bakanının tüm sorunların ‘istişare ve ortak akıl’ ile çözümleneceği söylemlerinin de gerçek dışı ve aldatmacadan ibaret olduğunu somutlaştırdı. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da hiçbir muhalefet temsilcisinin çağrılmadığı, konuşmalarına, eleştiri ve önerilerini dile getirmelerine izin verilmeyen toplantı, iktidarın ekonomi alanındaki söylemlerinin de samimi olmadığını gösteren bir turnusol kâğıdı işlevi gördü. Daha 1,5 ay önce, görevden istifa eden eski Bakan’nın açıkladığı YEP’e övgüler düzen TOBB yönetiminin bu defa aynı övgüleri iktidarın ‘ekonomide yeni dönem’ vaatleri için düzmesi iş dünyasının iktidarın uygulamaları karşısında baskı altında olduğunu, yanlışları ifade etmekten kaçındığını sergileyen bir tutumdur.

BİR BAŞKAN, BİR BAKAN DEĞİŞİKLİĞİYLE ESTİRİLEN İYİMSERLİK RÜZGÂRINA İNANANLARI DÜŞ KIRIKLIĞI BEKLİYOR

Türkiye’nin siyasi, ekonomik, insani, sosyal, hukuksal, temel hak ve özgürlükler ekseninde, demokratikleşme yönünde önündeki engellerin kalkacağına, birikmiş sorunlarının çözümü konusunda adımlar atılacağına ilişkin güven, inandırıcılık ve samimiyet yoksunluğu, aynı şekilde ülke gündemindeki ağırlığını, varlığını sürdürmektedir. Başlı başına sadece bu tablo ve sergilenen görüntü; bir başkan, bir bakan değişikliğiyle sanki iktidar değişmişçesine estirilen iyimserlik rüzgârına aldanılması halinde, Türkiye’yi ve tüm toplumsal kesimleri ağır bir düş kırıklığının beklediğini, apaçık ortaya koymaktadır!