CHP’li Toprak: “AB üyeliği rafa mı kaldırıldı?”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Koordinatör Baş Danışmanı Erdoğan Toprak yaptığı açıklamada “AB Komisyonu Raporu’nda Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltilirken, mülteciler konusunda övgüler düzüldü. Türkiye’nin AB tam üyeliğine ‘ortaklık’ vurgusu yapılması, üyelik perspektifinin rafa kalktığını gösteriyor!” dedi.
Toprak yazılı olarak yaptığı açıklamada; “Kanımca AB komisyonu raporunda asıl dikkat çeken yaklaşım, Batı Balkan ülkelerinden ‘tam üyeliğe aday’ diye söz edilirken, Türkiye için ‘ortak’ ifadesinin kullanılması. Sırbistan, Karadağ, Kosova, Bosna Hersek, Kuzey Makedonya gibi Batı Balkan ülkelerinden çok önce AB tam üyeliğine adaylığı onaylanarak kabul edilen ve müzakerelere başlayan Türkiye için kullanılan bu ifade aynı zamanda AB’nin gündeminde Türkiye’nin birliğe tam üyeliğinin artık yer almadığının açıkça dile getirilmesidir” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Koordinatör Baş Danışmanı Erdoğan Toprak yaptığı açıklama şöyle:
TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINA YÖNELİK OLARAK SERT ELEŞTİRİLER
“Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun 2020 Genişleme Paketi kapsamında hazırlanan Türkiye Raporu kamuoyuna açıklandı. Raporda, Türkiye'nin göç ve iltica politikasında ilerleme kaydedildiği belirtilerek övgülere yer verilirken, ekonomik işleyiş, kurumsal bağımsızlık, hukukun üstünlüğü ile temel özgürlüklerin kısıtlanmasına yönelik olarak sert eleştiriler yer aldı.
AB Komisyonu'nun tam üyeliğe aday ülkeler Türkiye, Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya ve adaylık başvurusunda bulunan Bosna Hersek ile Kosova'ya ilişkin son değerlendirmelerinin yer aldığı 2020 Genişleme Paketi, AB Komisyonunun Komşuluk ve Genişlemeden sorumlu üyesi Oliver Verhalyi tarafından kamuoyuna açıklandı.
TERÖRLE MÜCADELE HÜKÜMETİN MEŞRU HAKKI…
2018'de kaldırılan Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamasının etkilerinin demokrasi ve temel hakları etkilemeyi sürdürdüğü belirtilen raporda, Avrupa Konseyi ve organlarının tavsiyelerinin yerine getirilmediği, tüm yetkilerin başkanlık düzeyinde toplanmaya devam ettiği savunuldu. Güvenlik ortamındaki iyileşmeye rağmen Güneydoğu’daki durumun büyük endişe kaynağı olduğu vurgulanan raporda, “Terörle mücadele hükümetin meşru hakkı olmakla beraber, hükümet aynı zamanda bu mücadelenin hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve temel özgürlüklere uygun olarak yürütülmesini sağlamakla yükümlüdür. Terörle mücadelede alınan önlemler bu kriterlerle orantılı olmalıdır” denildi.
Türkiye’nin göç ve iltica politikasında önemli ilerleme sağladığı belirtilen raporda, Türkiye'nin 2019 yılı boyunca Mart 2016 tarihli AB-Türkiye Mülteci Anlaşması’nın uygulanması konusundaki kararlılığını sürdürdüğü, Doğu Akdeniz güzergâhından göç dalgalarının etkin yönetilmesinde kilit rol oynadığı vurgulanarak göç politikası övüldü.
Raporda, “Türkiye, 3,6 milyonu aşkın kayıtlı Suriyeli mülteciye ve diğer ülkelerden gelen yaklaşık 370 bin kayıtlı mülteciye sağladığı benzeri görülmemiş insani yardım ve destek çalışmalarını sürdürmüştür. Böylelikle Türkiye dünyadaki en büyük mülteci topluluğunu ağırlayan ülke konumuna gelmiştir” ifadeleri yer aldı.
Türkiye'nin dış politikasının AB öncelikleriyle zıt düştüğü, Doğu Akdeniz bölgesindeki gerginliklerin daha da arttığı görüşünün yer aldığı raporda, üye ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi, gerginliğin azaltılmasına yönelik çabaların sürmesi şartıyla, AB-Türkiye siyasi ilişkilerinde pozitif bir aşamaya geçilebileceği görüşünün AB Konseyi tarafından 1 Ekim'de kabul edildiği hatırlatıldı.
SİYASİ MÜDAHALELERİN YOĞUNLAŞTIĞI GÖRÜŞLERİ DE RAPORDA YER ALDI.
Türkiye’deki piyasa ekonomisinin işleyişi konusunda değerlendirmelere de yer verilen AB Komisyonu raporunda, “Ekonominin işleyişi konusunda ciddi endişeler devam etmektedir” denildi. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı, regülasyon kuruluşları ve düzenleyici-denetleyici kurulların özerkliği konusunda endişelerin arttığı, ekonomik kurumlara ve işleyişe siyasi müdahalelerin yoğunlaştığı görüşleri de raporda yer aldı.
Dışişleri Bakanlığı, AB Komisyonu Türkiye Raporu’na oldukça sert açıklamalarla tepki gösterirken 2020 yılı Türkiye Raporu’nun da önceki raporlar gibi, AB’nin önyargılı, yapıcılıktan uzak ve çifte standartlı yaklaşımını yansıttığı öne sürüldü.
BALKAN ÜLKELERİNE ‘TAM ÜYELİĞE ADAY’ TÜRKİYE İÇİN ‘ORTAK’ İFADESİ…
Kanımca AB komisyonu raporunda asıl dikkat çeken yaklaşım, Batı Balkan ülkelerinden ‘tam üyeliğe aday’ diye söz edilirken, Türkiye için ‘ortak’ ifadesinin kullanılması.
Sırbistan, Karadağ, Kosova, Bosna Hersek, Kuzey Makedonya gibi Batı Balkan ülkelerinden çok önce AB tam üyeliğine adaylığı onaylanarak kabul edilen ve müzakerelere başlayan Türkiye için kullanılan bu ifade aynı zamanda AB’nin gündeminde Türkiye’nin birliğe tam üyeliğinin artık yer almadığının açıkça dile getirilmesidir.
Komisyon, Türkiye için ‘ortak’ tanımlamasını kullanarak, öteden beri örtülü şekilde dile getirilen ‘tam üyelik yerine AB ile özel statüde ortaklık ilişkisine’ vurgu yapmakta, Türkiye’yi de bu statüye alıştırmaya çalışmaktadır.
Olası bir seçim ve iktidar değişikliğinde Türkiye-AB ilişkilerinin çok farklı bir boyuta taşınması mümkündür. O nedenle bir kısım eleştirilerinde haklılık payı olsa da AB Komisyonu’nun raporunda Türkiye için ‘ortak’ sıfatının kullanılması kabul edilemez! Müzakerelerde yeni fasılları açmayan, bu konuda Güney Kıbrıs, Yunanistan, Fransa’nın baskılarına ve vetolarına boyun eğen AB’nin kendisidir!”
Yeni Soluk
Yorum Yap