CHP’li Emecan: Yarattığınız ekonomi modeli çöktü!

CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Emine Gülizar Emecan, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmekte olan 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile Bağlı Cetvellerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine konuştu.

Getirilen ek bütçenin zamlar ve vergiler yoluyla vatandaşın sırtına yeni bir kambur oluşturacağını ifade eden Emecan, büyük şirketlerin vergiden muaf tutulurken, vatandaşın yüksek vergiler altında ezildiği söyledi.

Emecan’ın konuşması şöyle:

“Getirdiğiniz ek bütçenin içindeki vergi gelirlerinden kaynaklı rakam ne kadar diye baktığımızda, 1 trilyon 83 milyar lira olduğunu görüyoruz. Çok büyük bir vergi geliri var burada. Vergi gelirlerinde bu kadar rekor bir artışın acaba kaynağı neresi diye baktığımızda, şirketler, bankalar rekor kârlar elde ettikleri için ve kredilerle tüketim harcamalarının biraz arttırılmış olmasıyla ve asıl en önemlisi de dolaylı vergilerle vatandaşın tıkır tıkır vergisini ödemesi yoluyla bu vergiler oluşuyor. Bunun yanında, bu kadar büyüklükteki bir vergi gelirinin yanında 2021 vazgeçilen vergi rakamından bahsedildi, yüzde 54,2 milyar lira. 2022'de vazgeçilen vergi rakamı olarak da 241,3 milyar liradan bahsedildi. İncelediğimiz zaman, bunun çoğunun aslında, sermayenin vergi gelirlerinden vazgeçilerek oluştuğunu görüyoruz.

Mesela küçük bir örnek vereyim: Özellikle hastane şirketlerinin, kamu-özel iş birliğiyle yapılan hastane şirketlerinin gelirlerinde KDV, damga vergisi ve harçlardan muaf tutulmasını örnek verebiliriz. Vergi yükünün vatandaşın sırtına yüklenmesine vereceğimiz örnek de yine, vergi tablosundaki enerji yani petrol ve doğal gaz ürünlerinden elde edilen rakamlar, özel tüketim vergisi başlığı altındaki vergi listesinde en yüksek rakamı işgal ediyor. 47 milyar TL'yle petrol ve doğal gaz ürünlerinden elde edilen vergiler en yüksek kalemi oluşturuyor. Yani vatandaş doğal gaz, petrol kullandıkça, elektrik kullandıkça vergiler artıyor. Yapılan bütçenin halk için yapıldığı iddia ediliyor ama sonuç olarak, halktan alınıp birilerine kaynak aktarmaya dönüşüyor. Bunun bir diğer kanıtı da, Ocak-Mart 2022 döneminde millî gelir yüzde 7,3 artarken ücretlilerin millî gelirden aldığı payın 3,6 oranında azaldığını görüyoruz. Siz bu bütçeyi kamuda çalışanlara gelir aktarmak için getiriyoruz diyorsunuz ama rakamlar bunu yalanlıyor.” dedi.

YARATTIĞINIZ EKONOMİ MODELİ ÇÖKTÜ

“Tedavinin aslında en önemli ayağı teşhis koymaktır; tıpta, sağlıkta bu böyledir. Fakat sizin sanki soruna teşhis koymakta ve koyduğunuz teşhislerde yani açıkladığınız teşhislerde bir sorun var. Yanlış teşhis koyduğunuz zaman doğru çözümleri de hep birlikte aslında değerlendiremiyoruz, konuşamıyoruz.

Şu anda yarattığınız Türkiye ekonomi modeli çökmüş durumda. Sürekli veriler olumsuz yönlerde gitmesine rağmen siz hâlâ “ihracat, ihracat” diyerek bu konuda çok ısrarcısınız. “Bakın, bu, çok harika olacak, iyi olacak.” Böyle bir hayal içerisindesiniz ama veriler ve gerçekler bize bunun doğru olmadığını gösteriyor şu ana kadar. Daha ne kadar batacağız ve siz ekonomik olarak nasıl bir sürprizle yukarı çıkacağımızı düşünüyorsunuz ya da hesaplıyorsunuz? Matematiksel olarak açıkçası bunu da merak ediyorum.

Hem kasım ayında getirdiğiniz bütçe hem de şu anda görüştüğümüz ek bütçe aslında bir faiz ve borç ödeme bütçesi hâline dönüşmüş durumda. Faiz ödemeleri için bütçeden 89 milyar lira bir pay ayrılıyor. Borçlarımıza baktığımız zaman, bugün Türkiye'nin sadece bir yılda vadesi gelen borçlarını, 180 milyar doları konuşuyorsak, bunun yanında 50 milyar dolarlık cari açığı konuşuyorsak durum daha da vahim. Bu noktada CDS'lerimiz -bazı arkadaşlarımız konuşmalarında Türkiye için yine dış güçleri suçladılar CDS rakamlarıyla ilgili- 800'ün üzerine çıktı, 840 baz puanlara geldi. Bu faizlerimizi, borçlarımızı nasıl ödeyeceğimizi hayal ediyorsunuz kaynak gelmedikçe? Bu kaynakları çekmek için birçok hamle atıyorsunuz ama bu ülkede hâlâ yargı bağımsızlığını, hukuku, adaleti konuşuyorsak biz, hâlâ gelir dağılımında adaletsizliği konuşuyorsak eğer bunun kolay olmayacağını, dışarıdan da sermaye akışının kolay olmayacağını da bilmemiz gerekiyor.

KUR KORUMALI MEVDUAT TAHMİNLERİNİZ TUTMADI

Bir iki soru sormak istiyorum. Örneğin, bu bütçede kur korumalı mevduat için 40 milyar liralık bir ödenek veriyorsunuz, ayırıyorsunuz. Aşağı yukarı şimdiye kadar 21,1 milyar lira ödendi. Sizin öngörünüz de yaklaşık olarak 12,5 milyar civarındaydı yani ilk bu kur korumalı mevduat çıktığında 12-13,5 milyar liraya mal olacağını öngörmüştünüz, bugün 40 milyar lirayı konuşuyoruz burada. Bununla ilgili bir açıklama bekliyoruz sizden.

Diğer bütçe rakamlarına baktığımız zaman, 135 milyar lira BOTAŞ ve EÜAŞ'a gidecek, yine enerjiyle alakalı. Ben enerjiyle alakalı açıkçası birkaç rakam paylaşmak istiyorum. Kasımda brent petrol fiyatı aşağı yukarı 78 dolarlar civarındaydı ve bugün 113 dolarlar civarında seyrediyor. Evet, bir yükseliş olmuştu ve sonra yavaş yavaş azalmaya başlamıştı, ara ara. Brent petrol fiyatında azalış varken ama nedense bizde benzine, mazota hep zam geldi.

KUR FARKINDAN DOLAYI GETİRDİĞİNİZ BÜTÇELER HER GEÇEN GÜN ERİYOR

Ek bütçe kanun teklifini görüşüyoruz. Aslında, değerlendirmeme başlarken, öncelikle bütçe rakamları üzerinden başlamak istiyorum çünkü 2022 yılı bütçe büyüklüğü belirlendiği zaman ve biz kasım ayında bütçeyi görüştüğümüzde 1 trilyon 751 milyar lira olarak görüşmüştük fakat bu bütçenin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulduğu 17 Ekim günü kuruyla baktığımızda 190 milyar dolara geldiğini görüyoruz. İlk sunulduğunda 211 milyar dolara geliyordu ve bütçe Mecliste kabul edildiği 17 Aralık günü 108 milyar dolara düşmüştü, bugünkü kurla da getirdiğiniz bütçe 101 milyar dolara inmiş durumda.

Getirdiğiniz bu 1 trilyon 80 milyar liralık ek bütçe, bugünkü kurla 63 milyar dolar ediyor. Evet, yüzde 61 oranında artmış gibi görünüyor fakat ilk açıklandığı günkü 211 milyar dolarla kıyasladığımızda, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulduğu tarihteki 190 milyar doların bile altında kalıyor. Yani, ilk getirdiğiniz bütçenin bugünkü kurla toplamı artı bugün getirdiğiniz ek bütçe 163 milyar dolarla her halükârda 190 milyar doların altında kalıyor; öncelikle rakamları bu gerçeklikle tanımlamak gerekiyor.

DÜŞÜK FAİZ, YÜKSEK ENFLASYON VE HIZLI BÜYÜME POLİTİKANIZ HALKA YARAMIYOR

 Bütçenin gerekçesine, genel gerekçesine baktığımız zaman ek ödenek ihtiyacı şöyle tanımlanmış: “Başta doğal gaz ve elektrik fiyatlarında yaşanan maliyet artışlarının vatandaşlarımıza yansıtılmaması için BOTAŞ'a yapılan kaynak transferleri, enflasyon nedeniyle kamu görevlilerinin maaş ve ücretlerinde yapılan artışlar, emekli maaşlarında yapılan artışlar, sosyal güvenliği olmayan vatandaşların sağlık prim ödemeleri...” diye uzun bir listenin ek ödenek ihtiyacını doğurduğu ifade ediliyor gerekçede. Ama gerekçenin başlangıcında, evet, doğal gaz ve elektrik fiyatlarında yaşanan maliyet artışları neden olarak gösteriliyor. Genel olarak da ek bütçeyi savunurken dünyada ve Türkiye'de yaşanan ekonomik ve jeopolitik gelişmeleri hep önümüze sürüyorsunuz.

Öncelikle sizin bu tezinizin ne kadar doğru olduğu üzerine birkaç değerlendirme yapmak istiyorum. Evet, hükûmetler, iktidarlar bütçeleri kendi politik harcama tercihleri üzerine kurgularlar ve getirirler. Gelirler hangi kaynaklardan ve nasıl temin edilecek, giderler de nerelere aktarılacak; bunlar, hükûmetlerin tercihleriyle doğru orantılıdır ve evet, sizler birtakım siyasi tercihler yaptınız, özellikle de bu siyasi tercihinizi tam da bütçe görüşmeleri döneminde, kasım-aralık ayları döneminde, böyle bir U dönüşüyle değiştirdiğiniz için bir anda zaten dolar fiyatı, döviz fiyatı yükseldi. Bir anda bunun enflasyonist etkisinden, fiyatların artışına etkisi falan derken bugünkü noktaya geldik. Geldiğimiz nokta biraz da sizin siyasi tercihlerinizle alakalıdır. Bahsettiğiniz Rusya-Ukrayna savaşı, enerji fiyatları, gerçekten doğru mu, ona da bir bakmak gerekiyor. Ama şu ana kadar geldiğimiz noktada, sizin bu düşük faiz, yüksek enflasyon ve hızlı büyüme politikanızın, halkın hiç de menfaatine işlemediğinin de altını çizmemiz gerekiyor.

TÜRKİYEDEKİ ENERJİ VE ENFLASYON ARTIŞLARI NEDEN OECD ÜLKELERİNİN BU KADAR ÜZERİNDE?

OECD ülkelerinin enerji ortalamasıyla bir karşılaştırma yaptığımızda, örneğin, OECD ülkelerindeki artışın yüzde 32,7 olduğunu görüyoruz, Türkiye'ye baktığımızda yüzde 136,9. OECD ülkelerinin ortalaması yüzde 32,7 iken Türkiye'de neden yüzde 136,9 oldu bu enerji fiyatlarındaki artış, bunu nasıl açıklayacaksınız? OECD ülkelerindeki enflasyon ortalamasına baktığımız zaman, yüzde 9,7; Türkiye'de yüzde 73,5 -on iki aylık verilerden bahsediyorum- yine, gıda enflasyonuna gelelim, OECD ülkelerindeki artış yüzde 11,5; Türkiye'de yüzde 91,6. Tüm dünyadaki jeopolitik ve ekonomik gelişmelerden kaynaklı artışlar diyorsanız eğer bu ortalamalarla Türkiye'nin artış oranları arasındaki farkı da bize açıklamak durumundasınız.

MAARİF VAKFI’NA ÖDENEK YETİŞMİYOR

Türkiye Maarif Vakfıyla ilgili 482,5 milyar TL ayrılmış. Geçtiğimiz günlerde, geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı kararıyla Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinden bir ödenek ayrılmıştı, 1,8 milyar TL kadar ayrılmıştı. Tekrar bu bütçenin içerisinde neden böyle bir ödenek ayrıldığıyla ilgili de bir açıklama yaparsanız seviniriz.