CHP'li Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden çocuklara hizmet: Yaz Kuran Kursu!
Ankara Büyükşehir Belediyesi Aile Yaşam Merkezleri'nde verilen yaz dönemi Kuran kurslarına gençler ve çocuklar katılıyor. Kuran kursları ve çocuk yaşta verilen din eğitimi konusu ülkemizde laiklik ve laik eğitim sistemi konulu tartışmalarda önemli bir yer tutuyor. Psikiyatri uzmanları din eğitiminin küçük çocukların psikolojik gelişiminde telafisi güç hasarlar oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Ankara Büyükşehir Belediyesi Aile Yaşam Merkezleri'nde verilen yaz dönemi Kuran kurslarına gençler ve çocuklar katılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) tarafından düzenlenen bu kursların müfredatının yine DİB tarafından oluşturulduğu belirtiliyor.
Kurslar, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin sosyal medya hesabından şu sözlerle duyuruldu:
ABB Aile Yaşam Merkezlerimizde düzenlenen yaz dönemi Kur’an-ı Kerim kurslarına Başkentli çocuklar ve gençler yoğun ilgi gösteriyor. Kurslarda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen müfredatla temel dini bilgiler öğretiliyor. pic.twitter.com/peQHgDrAiT
— Ankara Büyükşehir (@ankarabbld) July 25, 2019
"Aile Yaşam Merkezlerimizde düzenlenen yaz dönemi Kur’an-ı Kerim kurslarına Başkentli çocuklar ve gençler yoğun ilgi gösteriyor. Kurslarda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen müfredatla temel dini bilgiler öğretiliyor."
KURAN KURSLARI 1971'de YASALLAŞTI
Kuran kursları ve çocuk yaşta verilen din eğitimi konusu ülkemizde laiklik ve laik eğitim sistemi konulu tartışmalarda önemli bir yer tutuyor.
1924 yılında kabul edilen Tevhid-i Tedrisat kanunu ile birlikte yaygın ve örgüt eğitim Marif Vekaleti'ne bağlanırken, din eğitimi ile ilgili görevler Diyanet İşleri Başkanlığı'na verilmiş, DİB hafız yetiştirmek üzere dar-ül huffazlar açma girişiminde bulunmuş ama başarılı olamamıştı.
Çocuk ve yetişkinlere Kuran okuma ve dini bilgiler eğitimi amacıyla Kuran kursları 1965'ten itibaren ortaya çıkmış, çıkarılan yönetmelikle yasallaşmaları ise 1971 yılında olmuştu.
PSİKİYATRİ UZMANI DR: POLAT: DİN EĞİTİMİ VERİLECEKSE 12 YAŞINDAN SONRA OLMALI
Daha önce okul öncesi dönem çocuklarında din eğitimi konusunda söyleşi yaptığımız Psikiyatri Uzmanı Dr. Selma Polat Özdemir din eğitiminin küçük çocukların gelişimini nasıl etkilediğini anlatmış, çocukların psikolojik gelişiminde telafisi güç hasarlar meydana getirdiğini vurgulamıştı:
Özellikle okul öncesi dönemde çocukların din eğitimi almalarının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Polat şunları anlatmıştı:
"Çocukların soyut kavramları anlamaya, muhakeme yapabilmeye başladıkları yaşlar ergenliğin biraz öncesidir. Yani 11-12 yaş ve sonrasından itibaren bilişsel fonksiyonlar tam kapasite çalışmaya başlar ve düşünme becerileri daha da karmaşıklaşır. Soyut kavramları somut kavramlar ile ilişkilendirir, yeni kavramlar üretebilir. Din eğitiminin içinde yer alan vicdan, ahlak, inanç, değer gibi soyut kavramları anlamlandırmaya çalışır. Genellikle de 18 yaşından sonra da kendi iradeleriyle yaşadıkları kültürel özellikleri, kendi gözlemlerini, okuduklarını ve öğrendiklerini, diğer kültürlerden öğrendiklerini süzer ve kendi değerlerini oluştururlar. Bu süreçte yaklaşım baskıcı, korkutucu olmadan, ayrıntıya girmeden basit ve bilimsel olmalıdır. Okullarda mutlaka resmi din eğitimi ve öğretimi verilecekse de 12 yaşından sonra seçmeli ders olarak ve farklı dinleri de kapsayan din kültürü olarak verilmesi gerektiğini düşünmekteyim."
'DİN DERSLERİ YOĞUNLAŞINCA KATI BİR SÜPEREGO OLUŞUYOR'
Çocukların yaratıcılık ve yeteneklerini ortaya koymalarında gerekli olan resim, bilim dersleri veya beden derslerinin kısıtlanmasının olumsuz etkilerini polikliniklerde gördüklerini belirten Polat "Din derslerinin yoğunlaştırılması ile katı bir süperego oluşurken, kendini ifade edebilecekleri, rahatlayabilecekleri, keşfedebilecekleri alanların artık kalmaması ile çocuk ve gençlerde performans kaygısı, çekingenlik, takıntılı düşünce uğraşları, tikler, hiperaktivite, agresyon gibi yakınmalar giderek artmaya başlamıştır" demişti.
Yeni Soluk
Yorum Yap