CHP İstanbul için seferberlik ilan ediyor!

YSK’nın İstanbul seçimini yenileme kararının ardından CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında milletvekillerinin katılımıyla olağanüstü PM toplantısı gerçekleştirildi. CHP Parti Meclisi’de(PM) 45 gün boyunca topyekûn seçimler için çalışılması, parti yöneticilerin ve milletvekillerinin istisnasız olarak topyekûn İstanbul’da kamp kurmasına karar verildi.

Edinilen bilgiye göre Parti Meclisi (PM) toplantısında CHP’nin yaklaşık 45 günlük süre içerisinde tam bir seferberlik halinde hareket etmesi gerektiği görüşü dile getirildi. CHP’nin bütün imkânlarıyla İstanbul’da kamp kurması, İmamoğlu’nun uğradığı haksızlığın bütün İstanbullulara anlatılması gerektiği ifade edildi. 23 Haziran’a kadar geçecek yaklaşık 45 günlük zaman diliminde İmamoğlu’nun mağduriyetinin herkese anlatılması için milletvekillerinin ve parti yöneticilerinin de aktif olarak sahada yer alması öngörüldü.

Yenilenecek İstanbul seçimi için olağanüstü toplanan Parti Meclisi (PM) 23 Haziran’a kadar yaklaşık 45 gün boyunca olağanüstü çalışmak için seferberlik ilan etti. Parti yöneticilerinin İstanbul’da olması konusunda görüş birliğine varıldı. 45 gün boyunca Ekrem İmamoğlu’nun uğradığı haksızlığın bütün İstanbullulara anlatılması gerektiği, İstanbul’un sokak sokak, kapı kapı gezilerek partinin tüm imkânlarının kullanılması gerektiği ifade edildi. PM bildirisinde “Eğer sandık kurullarında şaibe varsa, 16 Nisan Anayasa Referandumu, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı, Milletvekili Seçimleri ve 31 Mart’ta Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle aynı sandıkta ve aynı zarflarla yapılan ilçe belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği seçimleri de aynı kıstasla yenilenmelidir” konusunda fikir birliğine varılarak PM bildirisinde duyuruldu.

MİLLETVEKİLLERİNE MEDYA AYARI

YSK’nin seçim yenileme kararıyla birlikte parti adına farklı görüşlerin dile getirilmeye başlanması üzerine CHP Basınla İlişkiler ve Kurumsal İletişim Genel Başkan Yardımcılığı tarafından yazılı bir açıklama yapıldı. Açıklamada şunlara yer veridi:

“Cumhuriyet Halk Partisi adına medyada açıklama yapma konusunda yetkilendirilmiş parti yöneticileri bellidir.

CHP Genel Merkezi tarafından görevlendirilmeyen kişilerin sözleri sadece kendilerini bağlar. Bu kişiler CHP adına konuşamazlar. Sıfatlarına CHP ibaresi koyamazlar.

Bütün parti üyelerimizin medyadan bir teklif geldiğinde CHP Basınla İlişkiler ve Kurumsal İletişim Genel Başkan Yardımcılığımızdan bilgi ve onay almaları medya yönergemiz gereğince zorunludur.

Özellikle televizyonlardan gelen tekliflere olumlu yanıt vermeden önce bu kurallara uyulması sağlıklı iletişim açısından olmazsa olmazımızdır.

Bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla’

CHP Basınla İlişkiler ve Kurumsal İletişim Genel Başkan Yardımcılığı”

 

PARTİ MECLİSİ (PM) BİLDİRİSİ

CHP Parti Meclisi (PM) gelişmelere dair “Demokrasi ve Özgürlük Bildirgesi” adı altında bir bildirge yayımladı.

Parti Meclisi (PM) Bildirisi şöyle:

Aziz Milletimizin Bilgisine;

6 Mayıs 2019 ülkemizin demokrasi tarihine kara bir gün olarak geçmiştir. Bu tarih hiç unutulmayacaktır.

Hukukun, adaletin, temiz siyaset ve ekonomik istikrarın tek bir kişinin şahsi korku ve hırsına bu şekilde feda edildiği başka bir örnek tarihimizde yoktur.

Halkın açık tercih ve talimatını ayaklar altına alan demokrasi düşmanları, sivil darbe sürecinde bir adım daha atmışlar ve bilerek, isteyerek, planlı bir hukuk cinayeti işlemişlerdir.

6 Mayıs darbesinin azmettiricisi, yargısız infazcısı ve şakşakçısı alenen ortadadır. İsimleri bundan böyle sadece lanetle anılacaktır.

Demokrasimiz açısından esas acı olan, seçim güvenliğini sağlamakla görevli hakimlerin de bu kirli darbeye iştirak etmesidir.

Demokrasinin olmazsa olmazı sayılan Meclis denetimi, bağımsız yargı, tarafsız medya ve sivil toplum katılımı ne yazık ki zaten tarihe karışmıştır. Demokratik meşruiyetin elde kalan son kalesi ve namusu olan sandık, o namusu korumakla görevli olanların eliyle, millet iradesine kast edenlerin emellerine teslim edilmiştir.

Ülkemizde tuz artık kokmuştur.

Demokrasinin temelini oluşturan “hukukun üstünlüğü”, “kuvvetler ayrılığı”, “seçme ve seçilme hakkı” bu kararla açıkça ortadan kaldırılmıştır.

Ülkemizin rotasını çağdaş uygarlıktan, Ortadoğu’nun başarısız diktatörlükleri düzeyine düşüren bu kararın azmettirici ve sorumluları, elbette tarih huzurunda ve millet vicdanında hak ettikleri sonu bulacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, ülkemize çok partili demokratik yaşamı getiren Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyeleri olarak ülkemize dayatılan bu rota değişikliğini reddediyoruz.

Ülkemizin 180 yıllık çağdaşlaşma, 73 yıllık demokrasi yürüyüşüne ve kurucu Genel Başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği “çağdaş uygarlığı yakalama ve geçme” hedefine bir kez daha kuvvetle sahip çıkıyoruz.

Hem partinin, hem de devletin başına aynı kişiyi oturtan partili cumhurbaşkanlığı sisteminin, iktidar partisi ile devlet arasındaki sınırları yok ettiği kısa sürede görülmüştür. Mülkiye müfettişleri, polisler, savcılar iktidarın seçimi yeniletmeye dönük çalışmalarında sahaya sürülmüş, devlet memurlarına siyasi amaçlar doğrultusunda talimatlar verilmiş, baskılar yapılmıştır. Başa geçen parti ile devlet arasındaki sınırları ortadan kaldıran bu sistem, demokrasimizin önündeki en büyük tehdit olduğunu göstermiştir.

Ülkemizde ekonomik sıkıntılar artık taşınamaz hale gelirken, huzursuzluk her geçen gün artarken, içeride ve dışarıda güvenlik riskleri giderek belirginleşirken, buna bir de bizzat ülkeyi yönetenler tarafından yönetimde meşruiyet krizi eklenmiştir.

Meşruiyet krizinin aşılabilmesi ve sandığın namusunun bihakkın korunması için Cumhuriyet Halk Partisi’nin Parti Meclisi üyeleri ve Milletvekilleri olarak aşağıdaki adımların atılmasını gerekli görüyoruz:

1- Eğer sandık kurullarında şaibe varsa, 16 Nisan Anayasa Referandumu, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı, Milletvekili Seçimleri ve 31 Mart’ta Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle aynı sandıkta ve aynı zarflarla yapılan ilçe belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği seçimleri de aynı kıstasla yenilenmelidir.

2- Seçim kurullarında bir hata varsa sorumlusu sadece ve sadece YSK’dır. YSK’nın kusuru seçmene yüklenemez, seçmen cezalandırılamaz. YSK üyeleri seçmene karşı işledikleri suç sebebiyle topluca istifa etmelidir.

3- İçişleri ve Adalet Bakanlarının seçim dönemlerinde tarafsızlığını sağlayacak düzenlemeler mutlaka yapılmalıdır.

Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, seçme ve seçilme hakkının tam güvence altında olmasından yana olduğumuzu, milletimiz ve tarih huzurunda ilan ediyoruz.

Gücümüzü milletten alarak demokratik mücadelemizi artan bir azim ve güçlü bir kararlıkla sürdüreceğimizi açıkça taahhüt ediyoruz.

Türkiye’nin karşılaştığı bu yol ayrımında demokrasiye inanan, hak, hukuk ve adalet duygusunu içinde taşıyan, siyasi düşüncesi ve parti aidiyeti ne olursa olsun, tüm yurttaşlarımıza elimizi uzatıyoruz. Bu uzatılan elin 23 Haziran’da kuvvetli bir şekilde tutulacağına, demokratik mücadelemize güç katacağına ve 31 Mart’tan çok daha büyük bir zafere ulaşacağımıza yürekten inanıyoruz.

Saygılarımızla.

Cumhuriyet Halk Partisi PM Üyeleri ve Milletvekilleri