Bu kare seçim kaybettirir!

CHP’nin yeni ‘Millet ittifakı’nın İstanbul başarısının altında bizim mahallenin çocuklarının hikayesi yatıyor. Popülist olmayan, halkın içinden çıkan, sokaktan gelen amatör bir kadro seçim galibiyetinin mimarıdır.

Ekrem İmamoğlu’nun “Kurban olurum sana” söylemleri çok kişinin gönlünü çeldi. İsimsiz kahramanların sessiz sesiz çalışması, üye ve seçmenin bütünleşmesi, mütevazi tavırlı duruş sergileyen bölge temsilcileri bu seçimde CHP’nin çatısı altında toplanan ‘Millet İttifakı’na seçimi kazandıran faktör oldu.

Bakırköy’de yapılan iftar sonrası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir yanına İBB’nin seçilmiş lakin mazbatası elinden YSK kararıyla alınmış adayı Ekrem İmamoğlu, diğer yanında Mart seçimi öncesi istifa edip geri gelen CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu(!)

Hani bu ‘Millet İttifakı’ydı?

Sayın Kılıçdaroğlu, hani bu ittifakı destekleyen bileşenler vardı?

Siz bir yanınıza CHP’nin İstifa edip geri dönen, en ufak bir durumda öfkesi yüzüne yansıyan, hırçın il başkanını alacaksınız, diğer yanınıza ‘Millet İttifakı’nın oyu ile İBB’yi kazanmış, birtakım nedenlerden dolayı mazbatası alınan ve yenilenen seçimin adayını alacaksınız!

 Peki bunu Millet ittifakına nasıl anlatacaksınız?

Canan Kaftancıoğlu seçime negatif olarak yansır. Bunu CHP üst yapısı bilsin!

Üç tane Genel Başkan Yardımcısı içinde sadece Oğuz Kaan Salıcı’nın bu işe uygunluğu ve tecrübesi var. Geçmişten gelen 1. Bölge sorumluluğu, uzunca bir zaman il başkanlığı ve çok sayıda yaşadığı seçimler Salıcı’nın İstanbul’da olmasını destekler.

Ya diğerleri?

Onursal Adıgüzel, Haziran seçimlerinde basına manşet olan manav faturasıyla mı İstanbul gibi dev bir şehirde ombudsmanlık yapacak. Biz buna güler geçeriz.

Kendi vilayetini kaybeden Seyit Torun mu 5 yılı garantilemiş belediye başkanlarını harekete geçirecek?

Bu belediye başkanları 5 yıl yerlerini garantilediler. Kimse bunları yerinden kendileri istemediği sürece kıpırdatamaz… Bunu da herkes bilsin.

Dün mahallesinden dışarı çıkamayanlar, bugün İstanbul’da Galata Köprüsünde balık tutmaya heveslenmişler. Balık tutanları seyretmek güzeldir. Lakin balık tutmak maharet ister meşakkat ister sabır ister. Kısacası oltayı nasıl tutacaksınız bunun için tecrübe ister!

Geçin bunları beyler ve dün bu seçime nasıl bir anlayış ve nasıl bir mütevazi kadro ile gidildiyse öyle devam edin.

Buradan iddia ediyorum. Bu dörtlünün en azından bir kısmımın ‘tek derdi’ kendi ‘kazanımlarıdır.’

Yarın bu seçimi burun farkıyla kaybettin, bugün İstanbul il başkanlığı kürsüsünde olanların hiçbirini bulamayacaksınız.

Mesele şu kardeşim!

Konjonktür seçimi altın tepside Millet ittifakına sunuyor. Hedefi sadece parti içi makam olan yöneticiler ise kendi koltuklarının sağlamlaştırmak için harcadıkları enerjiyi seçim için harcamadığından seçim garanti olmaktan çıkıyor. Ve alınan mazbata geri veriliyor.

Sahi bu mazbatayı geri vermekten utanmayan Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı halen yerinde nasıl durabiliyor?

Birde yüzü dahi kızarmadan İstanbul gibi dev bir kentte seçim çalışmasına öncülük yapacakmış.

Aslında bu şahısta biraz siyasi terbiye, biraz utanma sıkılma olsa derhal seçim sonrası istifa ederdi. Ama neredeeee!

Seyit Torun’u ilk geldiği zaman aldığım referanslarla kutlayanlardan biriyim. Hatta sadece onu kutlamak için Ankara’ya gitmiştim. Şimdi kendime kızıyorum. Lakin ben kendime kızıyorum ama, ona referans olan ‘abi’ dediği 30 yıllık arkadaşı bile “ben yanlış tanımışım” diyorsa, ben pekte üzülmemeliyim…

Son söz; Şu anda İstanbul’a yığılan ne kadar kurmay masklı şahıs varsa, birkaçı hariç tamamı Kılıçdaroğlu’na “ben yaptım, benim dediğim oldu da kazandık” diyebilmek için oradalar.

İnanın bana, seçim kaybedilirse bunların hiçbirini ortalık yerde göremezsiniz. Yine Söğütözü’ndeki o binaya kapanır dışarı çıkmazlar.

Suçlu, yani günah keçisi kim olur biliyor musunuz?

Ekrem İmamoğlu ve sade üyeler!

Onlar ise; “Dün dünde kaldı cancağızım. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” der, Mevlana’nın bu sözüne sığınarak kendilerini unutturur ve yeni seçimde nerden nasıl aday olacak onun hesabını yaparlar!