Berlinale’de Altın Ayı’yı İlker Çatak, Gümüş Ayı’yı Emin Alper kazandı!

76. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı İlker Çatak’ın “Sarı Zarflar” filmine verilirken, Emin Alper “Kurtuluş” ile Jüri Büyük Ödülü’nü kazandı. Türk sineması festivalin en büyük iki ödülüyle törene damga vurdu.

76’ncısı düzenlenen Berlin Film Festivali’nde (Berlinale) Türk sineması tarihi bir başarıya imza attı. Festivalin en büyük ödülü olan Altın Ayı, İlker Çatak’ın yönettiği “Sarı Zarflar” filmine verilirken, Emin Alper’in “Kurtuluş” filmi Jüri Büyük Ödülü olan Gümüş Ayı’nın sahibi oldu.

Başrollerini Özgü Namal ve Tansu Biçer’in paylaştığı “Sarı Zarflar”, bir gecede işlerini ve evlerini kaybeden bir çiftin 13 yaşındaki kızlarıyla birlikte idealleri ve hayatta kalma mücadelesi arasında sıkışan yolculuğunu anlatıyor.

Berlin doğumlu yönetmen İlker Çatak, daha önce kısa filmi “Sadakat” ile Altın Öğrenci Oscar’ı kazanmış, Almanya ve uluslararası alanda ödüllerle adını duyurmuştu. Çatak, son filmiyle kariyerinin en büyük başarısına ulaşarak Altın Ayı’yı Türkiye’ye getirdi.

Türk sinemasının uluslararası alanda en çok konuşulan yönetmenlerinden Emin Alper ise “Kurtuluş” ile Berlinale Jüri Büyük Ödülü’ne layık görüldü. İlk uzun metrajı “Tepenin Ardı”ndan bu yana Venedik, Berlin ve Cannes gibi önemli festivallerde ödüller kazanan Alper, bu başarıyla festivalde bir kez daha adından söz ettirdi.

Berlinale’de kazanılan Altın Ayı ve Gümüş Ayı ile Türk sineması, dünya sinemasının en prestijli buluşmalarından birinde tarihi bir gece yaşadı.

GÜMÜŞ AYI ÖDÜLÜ'NÜ ALAN ALPER ONLARI DA UNUTMADI... 

Gümüş Ayı'ya layık görülen yönetmen Emin Alper, Berlinale'deki konuşmasında Türkiye'den ve dünyadan birçok konuya değindi. Silivri'de tutuklu bulunan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere tutuklu siyasetçilere, demokratik kitle örgütü temsilcilerine ve Gezi direnişi tutuklularına selam yollayan Emin Alper'in konuşmasının tamamı şu şekilde:

"Öncelikle bizi burada ağırladığı için Berlinale ekibine teşekkür ederim ve elbette jüriye de teşekkür ederim. Bu benim için büyük bir onur. Yapımcılarıma, harika oyuncu kadroma ve ekibime ve bu filmi destekleyen herkese teşekkür ederim.

Filmimiz korkunç suçlar işlemiş failler hakkında. Film boyunca onların zihniyetini anlamak istedim. Aynı zamanda hayatta kalanların durumunu da anlamaya çalıştım.

Onları çok düşündüm ve öğrendiğim şeylerden biri şu oldu: En korkunç yalnızlık türü, acı çekerken yaşadığınız yalnızlıktır. Haklarınızı gün be gün kaybederken, kendi vergilerinizle alınmış mermilerle vurulurken, sizi insan bile görmeyenler tarafından bombalanırken, o anlarda tamamen yalnızsınızdır.

Ama kimsenin sizi umursamadığını ve sizi düşünmediğini gördüğünüzde, dünyadaki en yalnız insan olursunuz. O yüzden burada yapabileceğimiz şey, sessizliği bozmak ve onlara gerçekten yalnız olmadıklarını hatırlatmaktır. Gazze’de en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Filistinliler, yalnız değilsiniz.

Zulmün altında acı çeken İran halkı, yalnız değilsiniz. Rojava’da ve Orta Doğu’da neredeyse bir asırdır hakları için mücadele eden Kürtler, yalnız değilsiniz. Son olarak, benim halkım, yalnız değilsiniz.

Dört yıldır cezaevinde olan sevgili arkadaşım Çiğdem, yalnız değilsin. Tayfun, Can ve Mine, siz de yalnız değilsiniz. Sekiz yıldır hapiste olan Osman Kavala, dokuz yıldır Selahattin Demirtaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve şu anda hapiste olan diğer tüm belediye başkanları. Yalnız değilsiniz.

Biz yalnız değiliz. Yalnız kalmayacağız. Küçük bir not, bu kızım için bir doğum günü hediyesi.

Yakında üç yaşına girecek ve ayıları seviyor."