AKP’li Eski Bakan: ‘PKK silahlandırılmalı’
AKP hükümetlerinin ilk Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, bölgede büyüyen IŞİD tehdidine karşı PKK’nın yurtdışında silahlandırılması gerektiğini savundu. Yakış, Suriye’de Beşar Esad hükümetini devirme politikasından da vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti.
Hâlen Oxford Üniversitesi bünyesindeki St. Antony’s College’da “kıdemli ortak üye” olan Yakış, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütüne karşı koalisyon ve Türkiye’nin durumuna ilişkin Taraf gazetesinden Tuğba Tekerek’e çarpıcı açıklamalar yaptı.
Yakış, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden (BMGK) onay alınıp, Rusya’nın başını çektiği ülkelerin itirazlarının da dikkate alınarak, operasyonun IŞİD ile sınırlandırılması halinde, Türkiye’nin de operasyonda yer alabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Eski bakan, IŞİD tehtidine karşı silah isteyen PKK’ya uluslararası camianın sıcak baktığına da dikkat çekerek, “PKK’nın yurtdışında silahlandırılmasına Türkiye’de ise silahsızlandırılmasına ihtiyaç var” dedi.
Rehinelerin özgürlüğe kavuşması ile Türkiye’nin Ortadoğu politikasını yeniden yapılandırması için büyük bir fırsat yakaladığını savunan Yakış, Ankara’nın Şam, Kahire gibi iplerini kopardığı başkentlere yumuşama mesajı göndermesi gerektiğini dile getirdi.
Yaşar Yakış’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:
“REHİNELERİN KURTARILMASI BİR FIRSAT”
Rehinelerin kurtarılması Türkiye’yi, bölgede daha güçlü hale getirdi mi?
En azından özgüvenini artırdı. Bu özgüven, hükümeti daha cesur kararlar alacak duruma getirir ümidi içindeyim. Burada gücünü kanıtlamış bir ülkenin, başka konularda cesur adımlar atması mümkündür. Türkiye, bunu yaparsa bölgesel güç olma yolunda bir adım daha atmış olur.
Cesur adımlar derken, IŞİD’e yapılacak operasyondan mı bahsediyorsunuz?
Tam o değil. Suriye’yle, Mısır’la, Libya’yla olan ilişkiler, Kürtler konusu gibi Ortadoğu’nun tamamına yönelik faaliyetlerde daha cesur adımlar atacağını düşünüyorum. Bazı yerlerde, daha önce aldığı kararlar nedeniyle hareket imkânı sınırlı hale gelmişti. Şimdi bu özgüvenle, hareket alanını genişletecek kararlar alabilir.
“ANKARA, BÖLGE ÜLKELERİNE YUMUŞAMA MESAJI VERMELİ”
Yani bu durum, Türkiye’nin önceki hatalarını telafi etmesi için bir imkân, öyle mi?
Ben onun yerine daha nüanslı bir ifade kullanmak istiyorum; Türkiye’nin rota düzeltmesi için bir imkân. Ayrıca, Türkiye’de şimdi yeni bir başbakan olması da Ortadoğu politikasını yeniden yapılandırması için altından fırsat. Böyle bir yeniden yapılandırmaya çok büyük ihtiyaç olduğu kanaatindeyim.
Nasıl bir yapılandırma olmalı bu?
Suriye kısmında, “Esad’ın kısa zamanda düşeceği varsayımımız yanlış çıktı, rotamızı yeni koşullara uyduruyoruz” demek, bir erdemdir. Bunu yapmak için ortam çok elverişli. Ayrıca, Ortadoğu’nun geleceği şekilleniyor, böyle kritik bir dönemde Türkiye’nin en önemli dört Ortadoğu başkentinde, Suriye, İsrail, Mısır ve Libya’da büyükelçisi yok. Bu durum, Türkiye’nin şekillenmede etkisini sınırlıyor. Türkiye bu ülkelere yumuşama mesajı vermeli.
Peki Türkiye, rehinelerin salınmasından sonra, IŞİD’e yönelik operasyonda nasıl bir pozisyon almalı?
Daha önce, “Türkiye’nin koalisyona katılmayışının tek nedeni rehineler” yorumu yapılıyordu. Oysa rehineler sebeplerden sadece biriydi. Türkiye Ortadoğu politikasında özellikle Suriye’de, Batı tarafından, Amerika tarafından yalnız bırakıldığı hissiyatında. Bundan dili yandığı için, şimdi yoğurdu üfleyerek yiyor. Bu koalisyonla, Amerika’nın tam olarak neyi hedeflediğini öğrenmek istiyor. Hedef IŞİD’i mefluç hale getirmek, onun kolunu kanadını kırmak mı yoksa IŞİD’i ortadan kaldırmak mı? Ayrıca, koalisyona “evet” diyen, Cidde’de bildiriye imza atan sekiz ülkenin her birinin, Suriye, Irak, IŞİD konusunda gündemleri farklı. Bu koalisyon, bu işi gerçekleştirebilir mi? Türkiye önce bunların netleşmesini istiyor, bu kadar bilinmez varken yeniden bir maceraya girmek istemiyor. Ayrıca Türkiye, Cidde’de bildirgeye imza atmasa da sınırdan geçişte kontrolleri artırmak suretiyle çok önemli bir katkıda bulunuyor.
Türkiye, operasyonun hedefinin netleşmesini istiyor, diyorsunuz ama hedef ilk etapta IŞİD’i yoketmek değil, zayıflatmak. Tablo buyken, Türkiye askeri operasyona katılmalı mı?
Asker göndermeyi kastediyorsanız, katılmamalı.
ANKARA-WASHINGTON HATTINDA GERGİNLİK OLUR MU?
ABD’nin İncirlik’i kullanmasına izin vermeli mi?
Eğer ki sonuç alınabileceği izlenimi doğuyorsa vermeli. Püf nokta şu: Amerika, “Ben IŞİD’i mefluç hale getireceğim” diyor. Bu, aşağı yukarı şimdikine benzer bir durum. Operasyon orada kalacaksa, bu, IŞİD’in bulunduğu yere iyice yerleşmesi anlamına gelir. Böyle bir strateji, Türkiye’ye uzun vadede zarar da verebilir. IŞİD, şu anda hem Suriye’de hem Irak’ta yönetimden şikayetçi Sünni tabana oturmuş, halkın sempati duyduğu bir örgüt. Sünni mütedeyyin halkın beklentilerine cevap verecek bir performans da gösterirse, o zaman IŞİD’i halkın içinden koparmak, kökünden sökmek iyice zorlaşır. Dolayısıyla hava harekâtının ötesinde nasıl geçilecek bunu bilmek çok önemli.
Bu bahsettiğiniz çekincelerle Türkiye operasyonda geri planda durursa, ABD’yle gerginlik yaşar mı?
ABD’yle gerginlik sadece IŞİD meselesinden kaynaklanmıyor, evveliyatı var. Biliyorsunuz, İsrail’in Amerika’da yaratabileceği kamuoyu oldukça geniş. İsrail’le ilişkileri yönetiş tarzımız neticesinde, Amerika’da Türkiye’nin imajı zedelenmeye çalışıldı. Bunun sonucunda ne Senato, ne Temsilciler Meclisi, ne de Amerikan kamuoyunda 2002’lerde sayın Erdoğan’ın ödüllere layık görüldüğü zamanlardaki gibi esmiyor rüzgar. Gezi olaylarının Amerika’da takdim ediliş tarzını düşünün, Türkiye’ye özellikle de hükümete karşı bir kampanya yürütülüyor. IŞİD meselesi bunların üzerine eklenmiş oldu.
Bu gerginlik nereye kadar gider, 1 mart tezkeresinin reddinin ardından yaşanana benzer bir süreç yaşanır mı?
O günkü durumla bugünkü arasında önemli farklar var. Bugün, Amerika’nın Ortadoğu’da, Türkiye’nin işbirliğine ihtiyacı var. Bu nedenle, Türkiye’yi gücendirecek gereksiz çabalar içine girmeyeceklerini umut ediyorum. 2002’de şöyle bir durum da vardı. Türkiye yıllarca, Amerika’nın her dediğini yapan ülke olarak algılanırken, Amerika’nın Irak’a girişi için topraklarını kullandırmaması şok etkisi yapmıştı. Ama bu sayede Amerika da dünya da artık başka bir Türkiye olduğunu öğrenmişti.
“TÜRKİYE, ESAD’I DEVİRMEKTEN VAZGEÇMELİ”
Yani, IŞİD operasyonunda Türkiye’nin alacağı tutum ABD’yle ilişkilerini olumsuz etkileyebilir ama ciddi kopuşa neden olmaz, diyorsunuz, öyle mi?
Evet, öyle ümit ediyorum.
Türkiye Ortadoğu’da rota değişikliğinin ardından, nasıl bir Suriye politikası izlemeli?
Türkiye, Suriye’deki rejimi devirme faaliyetlerine son vermeli. Bir komşu ülkenin rejimini devirmeye çalışmak, çok kötü bir örnek.
Dolayısıyla muhalifleri eğitmek için ABD’yle işbirliği yapmaması da lazım, öyle mi?
Yapmaması lazım. Suriye’yle ilişkilerin iyi komşuluk münasebetleri çerçevesine oturtulması lazım. Bunun için yapılacak o kadar çok şey var ki… Suriye rejimine karşı üslubumuzu biraz yumuşatıp “Burası sizin ülkeniz, halkınız ne istiyorsa onu yapacağız. Suriye halkının dostu bir ülkenin hükümeti olarak yapılması gerekenler şunlardır” deyip, bunu söylemekle yetinmemiz lazım.
Öte yandan, IŞİD’e karşı mücadeleyle Esad’ı devirecek mücadele, aynı şeyler değildir. Bunlar dikkatli politikacılar tarafından gayet iyi şekilde ayrı paketlere konulabilir, ayrı politikalar yürütülebilir.
Türkiye’nin IŞİD’le mücadele bağlamında ne yapması lazım?
IŞİD’e karşı mücadeleyi uluslararası meşruiyet zeminine oturtması lazım. Gerekirse Güvenlik Konseyi kararı çıkartması lazım. Rusya, tahminime göre, mücadele IŞİD’le sınırlandırılırsa buna karşı çıkmayacaktır. O zaman Türkiye’nin buna katılmasına bir engel yok.
Şu an Kobanê’de Kürtler, IŞİD saldırısı altında, yardım istiyor. Türkiye ne yapmalı?
Türkiye, demokratikleşme sürecini sürdürürse, Türkiye’deki PKK’yla da, Kürtler’le de, Kobani’deki Kürtlerle de sorunu çözmüş olacaktır.
Peki kısa vadede askeri olarak yapacağı bir şey var mı? Barzani’yi yardıma teşvik edebilir mi mesela?
Ben hiçbir ülkenin komşu ülkedeki olaylara askerî olarak müdahil olmasına taraftar değilim. Ama Barzani’yi teşvik etmek olabilir. Türkiye, Kürtleri tamamen yalnız bırakıp, Kobanê’nin IŞİD’in eline geçmesine göz yumarsa, bu Kürtlerde uzun vadede yara olarak kalır. Bu insanlar, Suriye’de işler normalleştiğinde evlerine dönecek, Suriye’nin bir parçasını teşkil edecekler. Onlara, “Türkiye, bize yeterince sahip çıkmadı, IŞİD’in işine gelecek politika izledi” dedirtmemeliyiz.
“PKK YURTDIŞINDA SİLAHLANDIRILMALI”
Ortadoğu’da tüm bu olanlar, Kürtlerin bölgede savaşan en iyi silahlı güç olması, Türkiye’deki çözüm sürecinde PKK’nın silahsızlandırılmasını nasıl etkileyecek?
PKK’nın yurtdışında silahlandırılmasına Türkiye’de ise silahsızlandırılmasına ihtiyaç var. Bu iki çok zıt görünen şey kombine edilebilir. “Kardeşim, ben Türkiye’de silahlı PKK görmek istemiyorum, git orada savaş ama kurallarımızı kabul et, durumu fırsata dönüştürme” diyebilirsin. Türkiye şunun farkına varmalı, “Bunlar terörist, bunlara sakın silah göndermeyin, IŞİD’e karşı bunlar savaşmasın” diye uluslararası camiayı ikna etmekte çok zorlanırız. Realiteyi kabul ettiğimizde daha gerçekçi bir teşhis koyabiliriz.
Türkiye, Suriye ve Irak’ta tampon bölge kurulmasını istiyor. Bu, mümkün mü?
Meşhur söz vardır; bunlar ya saymasını bilmiyor ya hiç dayak yememiş. Tampon bölge, bir ülke topraklarına asker sokmak demektir. Bunun için de uluslararası meşruiyete ihtiyaç vardır, Güvenlik Konseyi kararı gerektirir. Ben bu şartlarda, Suriye’nin arkasında kapı gibi Rusya dururken böyle bir kararın Güvenlik Konseyi’nden geçmesine ihtimal vermiyorum.
“RUSYA, TAMPON BÖLGE KONUSUNDA POZİSYONUNU DEĞİŞTİREBİLİR”
Rusya da IŞİD’i bir tehdit olarak görüyor. IŞİD’le mücadele bağlamında kurulacak bir tampon bölge konusunda pozisyonunu değiştiremez mi?
IŞİD’i tehdit olarak görmek bir iştir, “Onunla savaşalım, bu arada da Esad’ı devirelim” demek başka iştir. Rusya’nın, hiçbir zaman IŞİD’le mücadelenin genişletilerek, Suriye’de rejim değişikliğine varacak bir mücadeleye dönüşmesini isteyeceğini sanmıyorum. Tampon bölgede, insanlar örgütlenip öbür tarafa daha kolay geçecekler. Orada örgütlenecek muhalefetin, rejime karşı daha kolay kullanılması ihtimali olacak. Rusya, bunun rejimi devirme çabalarını kolaylaştıracağı şeklinde değerlendirebilir. “Bir tampon bölge kuralım, Rusya’nın sorumluluğunda olsun” denirse Rusya o zaman razı olur.
Yeni Soluk
Yorum Yap