Özgür Özel Eskişehir’den seslendi: Pusulamız millet, rotamız iktidar
Ağbaba: “Fabrikalar açık, servisler dolu ama adına ‘tam kapanma’ diyorlar”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, CHP Malatya İl Binası’nda gerçekleştirdiği basın toplantısında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Tam kapanma sürecinin esnaf ve işçileri için açlık anlamına geldiğini ifade eden CHP’li Ağbaba, eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Malatya Yeşilyurt Belediye Başkanına ilişkin sert sözler söyledi.
Ağbaba, basın toplantısında şu sözleri kaydetti:
Sokak çalışanına, esnafa, sokağa çıkma yasağı olan insanlara destek şart!
“30 Nisan-17 Mayıs arasında tam kapanmaya geçileceği duyuruldu. Açıklamalara bakıldığın bunun bir tam kapanma olmadığı da ortaya çıktı. Günlük ortalama 350-400 insanın öldüğü bir dönemde hükümetin hala sorumsuzca hareket ettiğini görüyoruz. Lebalep kongreler yaparak halk sağlığını riske atan, vatandaşını öldüren bir iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız. Lebalep dedikleri rezilliği Türkiye’ye yaşattılar. Bu nedenle Türkiye, dünyada koronavirüs vaka sayısında en üst sıralarda. Erdoğan tam kapanmayı açıkladıktan sonra ‘Rabbim yar ve yardımcımız olsun’ diyor. Kapanmayı açıklamadan önce esnafa ve çalışamayan insanlara ne yapacağını söylemeden Allah’a dua ediyor. Dua et ama sokak çalışanına, esnafına, sokağa çıkma yasağı koyduğun insanlara da destek vermen lazım.”
Kayıtlı kayıtsız herkes tam kapanmayla açlığa terk ediliyor!
“Bizimle aynı durumdaki ülkeler, esnafına destek olarak bizim 20 katımız destek veriyor, biz ise milli gelirimizin yüzde 1’ini bile destek sunamadık. Geçen yıl 99 bin 588, bu yıl 34 bin 682; yani son 15 ayda 135 bin esnaf kepenk kapattı. Bir tarafta kepenk kapatan dükkanlar, diğer tarafta açık kalan AVM’ler, zincir marketlerle adeta esnafa savaş açtılar. Türkiye’de salgın dolayısıyla 110 binden fazla lokanta, kafe, restoran olmak üzere yeme içme sektöründe iş yapan esnafın satışları sınırlandırıldı. 130 bin civarında kahvehane kapatıldı. Bu kahvehanelere karşı hükümetin ideolojik bir tutumu var. Kahvehaneleri kumarhane gibi görüyor. Buralar günlük yevmiyeyle çalışan insanların İŞKUR’u, ekmek kapısı. 108 bin kuaför berberi etkilenmiş durumda. 8 bin 470 müzikli lokanta, 11 bin 207 internet kafe, sauna hamam, 444 sinema salonu, 500’e yakın tiyatro salonu yasak. Düğün salonları kapalı. Bu dönemde en çok etkilenen kesim kırtasiye esnafı da bitmiş durumda. Bunlara hiçbir destek yok. 200 bine yakın servis esnafı iş yapamıyor. Yine günlük çalışanlar, sokak satıcıları, simit, midye satan 6,5 milyon insan var. Bunlara da ‘sokağa çıkma, virüsten değilsen açlıktan öl’ deniyor. Pazarlar da yasaklanıyor. Evde temizliğe giden 1 milyon kadın emekçiye yine destek yok. Türkiye, kayıtlı kayıtsız herkes tam kapanmayla açlığa terk edilmeye çalışıyor.”
Kendi yandaşlarına dolar bazında para ödeyeceğine esnafa destek ver
“Salgın sürecinde esnafa 1000 TL verildi, aylık 750 ile 1000 TL arası kira desteği verildi. Bu tam kapanmada eğer destek verilmezse artık yemek yiyecek, alışveriş yapacak dükkân bulamazsınız. Bu insanlar ne yiyecek? Bu insanların SGK primi 1055 TL, elektriği, doğalgazı, kirası var. ‘20 gün kapan’ diyorsun, destek vermiyorsun. Bu insanlara ‘açlıktan öl’ diyorsun. Kapanıyorsan gereğini yapacaksın. Doğrudan gelir desteği vermek zorundasın, faizli borçla olmaz. Esnafın gelir kaybı güvence altına alınmalı, kaybına göre destek verilmelidir. Kira desteği verilmeli, stopajlar durdurulmalı. Bu insanların evinin kirası ve faturaları devlet tarafından ödenmelidir. Esnafın tüm borçları pandemi sonuna kadar ertelenmelidir. Açlık sınır altında yaşayan hanelere asgari ücret verilmelidir. Zorunlu hizmetlerde çalışanlara aşıda öncelik verilmelidir. Sosyal devletsen bunlara destek vereceksin. Hele hele Ramazan’da aç bırakmayacaksın. Kendi yandaşlarına dolar bazında para ödeyeceğine bu insanlara destek sunmak zorundasın.”
Fabrikalar açık, servisler dolu ama adına ‘tam kapanma’ diyorlar
“Tam kapanma dedikleri aslında tam kapanma değil. Fabrikalar açık, servisler dolu. Bu insanlar evlerine virüs taşımayacak mı? Bu bir tam kapanma değil. İşçilerin gelir kaybını karşılayıp tam kapanma yapmalıydın. Bu tam bir sorumsuzluktur. İçişleri Bakanı bir de çıkıp ‘TEKEL bayileri alkol satamaz’ diyor. 150 bin TEKEL bayisini fiili olarak kapatmaya çalışıyorlar. Bu yasağın pandemiyle ilgisi alakası yok. Bu insanların özel yaşamına yönelik müdahalenin son halkasıdır. Toplam vergilerin yüzde 12,5’i bu ürünlerden elde edilen kalemlerden oluşuyor. Devlet vergisini alıyor ama bayi sahiplerine aç kal diyor. Yine cenazeler de 10 kişiyle sınırlandırıldı. Fakir fukaranın namazı kılınmayacak ama kendilerine yakın örneğin tarikat liderleri öldüğü zaman 10 binlerce insan cenazelere gidecek.”
100 TL’lik ikramiyeyle emekliler bu bayramda da torununa harçlık veremeyecek
“Emeklilik ikramiyesine 100 TL zam verdiler. 100 lira zam 8 kg meyve parası, 10 kg patates parası ediyor. İkramiye konusunu ilk biz gündeme getirdik. Dalga geçer gibi 100 TL ikramiye zammı veriyorlar. Emekliye 100 TL vermek vicdansızlıktır, emeklinin halini bilmemektedir. Her iki emekliden biri iş arıyor. Her iki emekliden biri çalışıyor, ‘çalışan emekli’ diye bir kavramımız var. Emeklinin yüzde 85’inin en çok tükettiği gıda maddesi ekmek. Her yıl 250’ye yakın emekli iş cinayetine kurban gitmektedir. Biz ‘ikramiyeler en az 1500 TL olsun’ dedik ama bu teklifimiz de AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Emekliyle dalga geçiyorlar. 100 TL’lik zammı ‘emekliye müjde’ gibi sunmak da ancak AKP’ye yakışırdı. Görünen o ki, bayramda da emekli torunlarına harçlık veremeyecek.”
1 Mayıs’a giderken CHP Emek Büroları olarak 15 talebimiz var
“Kod-29 uygulamasıyla işten atılmalar devam ediyor. Ücretsiz izne çıkarılmaya devam ediyor. İş yerlerinde hiçbir koruma olmadan, sağlıksız koşullarda çalışmaya devam ediyor. Gelir kaybı, işsizlik ve yoksulluk işçiyi emekçiyi derinden etkiliyor. 128 milyar dolar işçinin ve emekçinin alın teri ve çocuklarının geleceği iktidar tarafından yok edildi. 1 Mayıs’a giderken CHP Emek Büroları olarak 15 talebimiz var. Zorunlu üretimin ve hizmetlerin yer aldığı tüm iş yerlerinde işçilere öncelikli aşı hakkı tanınmalıdır. Covid-19 çalışanlar adına meslek hastalığı olarak kabul edilmelidir. İşten çıkarma yasaklarında tüm istisnalar ortadan kaldırılmalı, Kod-29’dan işçi çıkarmalar yasaklanmalıdır. Ücretsiz izin köleliğine son verilmelidir. Faaliyetleri bu süreçte etkilenen iş yerleri için kısa çalışma ödeneği pandemi sonrasına kadar devam ettirilmelidir. Kısa Çalışma Ödeneğinden yararlanma koşulu olan son 3 yıl 450 gün prim ödeme ve son 60 gün kesintisiz hizmet şartı ortadan kaldırılmalıdır. Tüm çalışanlar kısa çalışma ödeneği kapsamına alınmalı, kısa çalışma ödeneğinin alt limiti en az 2825 TL asgari ücret olarak belirlenmelidir. Kısa çalışma ve ücretsiz izin desteği kapsamında yer alan işçilerin emeklilik sigorta primleri merkezi bütçe tarafından karşılanmalıdır. Asgari ücretten vergi kesintisine son verilmelidir. İşsizlik sigorta fonunun maddi kaynakları sadece işçiler için kullanılmalı, işverenlere yönelik teşvik ve desteklere son verilmelidir. Sendika ve toplu sözleşme hakkının önünde ki tüm engeller ortadan kaldırılmalıdır. Uzaktan yani evden çalışmada işçilerin hakları kesin ve kati bir şekilde belirlenmeli. Sigorta kaydı olmadan kayıt dışı çalışan işçiler bu süreçte korunmalı ve kayıt altına alınarak desteklenmelidir. Pandemi sürecinde artan gıda fiyatları yurttaşların alım gücünü her geçen gün daha da düşürmektedir. Tüm temel tüketim ve ihtiyaçlar üzerindeki vergiler kaldırılmalı. Düzensiz ve keyfi olarak yapılan sosyal yardımlar yerine tüm yurttaşların geçimini sağlaması için asgari bir gelir desteği sağlanmalıdır. Bu bakımdan aile destekleri sigortası uygulaması derhal uygulamaya geçirilmelidir. En düşük emekli aylıkları en az 2825 TL asgari ücret seviyesine yükseltilmeli, emekli ikramiyeleri ise son 3 yıllık enflasyon baz alınarak verilmeli ve emekli ikramiyeleri bu yıl için en az 1500 TL olmalıdır.”
Yeşilyurt Belediyesi Eylül ayı dışında Şubat ayında da yurtdışına insan yollamış
“İnsan kaçakçılığı konusunda her gün yeni bir haberle uyanıyoruz. Olaylar adeta komediye düşündü. Öyle ki, Göç İdaresi’nde çalışan memur bile yurtdışına kaçmış. Bu iş belediye meclis üyelerimizin soru önergesiyle ortaya çıktı. Belediyeler insan kaçırma merkezleri olarak kullanılmakta. Dünyada birçok insan kaçırma yöntemi var, AKP türü kaçırma ise “belediyeler eliyle VIP insan kaçırma” yöntemi oldu. Bu olay Malatya’da Yeşilyurt Belediyesi’nde başlıyor. AK Parti’de siyaset yapanlara söylüyorum: Utanın. Herkes suspus, bir açıklama bile yok. Her konuda açıklama yapan Öznur Çalık, sen bu konuda ne düşünüyorsun? Diğer iki vekilin fikirlerini biliyoruz, ‘bu konuyu konuşmak alçaklıktır’ diyor. İnsan kaçırmak alçaklık değil, konuşmak alçaklık. Bizim açıkladığımız 2020 yılı Eylül ayındaki 43 kişilik kaçırma dışında bir de 2020 Şubat ayında 55 kişi Yeşilyurt Belediyesi protokolü var. Bu protokole göre 55 kişi yurtdışına gitti mi? Bu soruyu başkana tekrar soruyoruz.”
Eski Bakan Ruhsar Pekcan Yüce Divan’da yargılansın
“Ruhsar Pekcan’ın kendi eşinin şirketinden daha pahalıya dezenfektan alımı yaptığı ortaya çıktı, Bakan gitti ama iş bitmedi. Bunun bir bedeli olması lazım. AKP Sözcüsü ‘muhalefetin dediğiyle iş tutmayız, hırsızları da yolsuzları da koruruz’ diyor. Ruhsar Pekcan Bakanlık makamını kullanarak kendine kişisel çıkar sağlamıştır. Pekcan Yüce Divan’da yargılanmalıdır, varsa suçu cezasını çekmelidir. Bunun üstü örtülemez. Nasıl ki Rıza Sarraf’ın rüşvetlerini kapatmaya çalıştılar, kapanmadı, bu da kapanmaz.”
Yeşilyurt Belediyesi’nde skandallar bitmiyor!
“Yeşilyurt Belediye Başkanı’na ‘Malatya’da kendi şirketinden gaz beton satın almışsın’ diyorum; ‘Recep Tayyip Erdoğan’ diyor. ‘Beton döktürdün mü’ diye soruyorum, ‘Recep Tayyip Erdoğan’ diyor. Kendi pisliklerini Erdoğan’la örtmeye çalışıyor. Allah Erdoğan’ı sana bağışlasın. Ama biz Yeşilyurt Belediye Başkanına yine de soruyoruz. Ailene ait şirketten kırtasiye satın alınır mı? Belediye tam bir çiftliğe dönüşmüş. Kendi şirketlerini zengin ediyorlar. Bu pislik, verilen oylarla kapatılamaz. Başka bir iddia, Yeşilyurt Belediyesi inşaatlar yapıyor, Malatya’da müteahhit kalmadı, Kocaeli’nden niye müteahhit ithal ediyorsun? Malatya’daki müteahhitler siz beceriksiz misiniz de bu insanlar size bu mesajı veriyorlar. Tecde’de 110 villa yapılmış, 375 bin TL ile 600 bin TL arası satıldığı iddia ediliyor. Şu anda her villa 2-2,5 milyon TL civarında. Bu villaları hangi milletvekilleri, bürokratlar, siyasiler aldı, bunu açıklayın. Belediye 200 milyon TL zarar etmiş. Bu kişiler senin benim cebimden 2-3 katlı villalarda oturacaklar. Hangi siyasiler buradan villa satın almış, açıklayın. Bir tane sıradan vatandaş yok bu villaların içinde. Belediyenin imkânı AKP’li siyasilere peşkeş çekildi. Ayrıca tanıtım ihaleleri var, bunları da araştırıyoruz. 2020 yılında verilen teklif ile 2019’da verilen teklif arasında tam 10 kat fark var. Bunu da araştıracağız. Yeşilyurt Belediye binası pazarlıkla veriliyor, ihale bile yok. Nerede yeşil varsa ona düşmanlar… Malatya’da Kayısı Araştırma Enstitüsü’nün olduğu yeşil alan var. Burayı 4 katlı binalarla çevirdiler. Şimdi orada okul yapmak amacıyla ağaçları kesiyorlar. Sanki başka alan kalmadı. Bu kesilen ağaçlar Malatyalının malı, mirasıdır. Bu konuda Malatyalılar ses çıkarmalı.”
Yeni Soluk
Yorum Yap