MFatih Güçlü

Buzdağı Altı Sohbetleri

mfatihguclu@yenisoluk.com

Her yönüyle farklı bir karakterdir annem, onu geniş anlamda anlatmak için ayrı bir makale kaleme almam gerekir. Hakkını koruyan, sorgulayan, aklını işleten, kişilik sahibi, her ne kadar sonradan babamdan almış da olsa soyadına yakışan güçlü bir kadındır. Bu yönüyle bana örnek olmuş hayatımdaki nadide insanlardan birisidir.

İşte, babamın ölümünden sonra ilk kez yazlığa yalnız gitti annem. Dile kolay tam 48 yıl aynı yastığa baş koydular ve 22 sene her yaz aynı yazlığa gittiler. Bu, bir yönüyle annem için yeni bir dönemin de başlangıcıydı; bir dönem babası, bir dönem kocası ve bir dönem de oğlu, yani hep bir erkek olmuştu hayatında, bu sefer ise yalnızdı. Yalnızdı ama bir o kadar da güçlü ve özgürdü.

Balıkesir Burhaniye’deki evimiz denize yürüme mesafesindedir. Bitişik nizam olarak inşa edilmiş evler her biri deniz görsün diye değişik bir kombinasyon ile sıralanmışlardır. Bizim ev sol yanımızdaki komşumuzun bitişik evine nazaran daha öndedir. Dolayısıyla bizim evin sol cephesi komşumuzun evinden öne çıkmış bir duvar vasfında olup bu duvarın sonu yine komşumuzun alt ve üst balkonu ile de bitişiktir. Yani komşumuz ile bizim evin bir duvarı her ikimizin de ortak kullanım alanıdır.

Annem bu sene evin dışını boyatmaya karar verdi, dışını beyaz panjurlarını da mavi yaptı. Belki de genç kızlığında hayalini kurduğu mavi panjurlu eve bu sayede ilk kez sahip oldu. Mesele, henüz yazlığına gelmemiş yan komşu ile ortak olan duvarın boyanmasına gelince boyacılar annemi ortak duvarın hepsinin boyanmaması konusunda uyardılar, bu konuda daha önce komşular arasında husumetler yaşandığını dile getirdiler, öyle ya duvar bizim evin duvarı idi fakat aynı zamanda da komşu ile ortaktı da. Annem düşündükten sonra komşusu ile ortak olan duvarı boyatmamaya, bu konuda komşusu geldikten sonra onun da görüşünü alarak bu konuda birlikte hareket etmeye karar verdi.

Evin boyası bitirildi, mavi panjurlu beyaz evi annem bir de güzel süsledi, gelenlerden iltifatlar aldı almasına da bazı komşuları ve arkadaşları tarafından da eleştirilere maruz kaldı. Bu kişiler komşusu ile ortak alanı olan duvarın ona ait olduğunu, boyasaydı ona kimsenin bir şey diyemeyeceğini, hatta evi bu kararı ile “Yamalı Bohça”ya çevirdiğini beyan ettiler. O kadar emek sarf ettiği evi için böyle eleştirilere maruz kalması annemi biraz üzdüyse de vicdanına döndüğünde kararının doğruluğuna inandı ve bu kararından vazgeçmedi. Komşusu Ahmet Bey ve eşi Güler Hanım çalıştıkları ve yaşadıkları Almanya’dan geldiklerinde bizim evi çok beğendiler, özellikle de annemin kendi evleri ile olan ortak duvarı boyatmadığını da gördüler ve annemin bu kararını bizzat kendisinden dinlediler. Sonunda kendileri de evlerini aynı annem gibi beyaza, panjurlarını da maviye boyatmaya karar verdiler. Dolayısıyla arada herhangi bir tatsızlık oluşmadan, her iki ailenin de ortak kararı ile duvarın ortak bir renge boyanmasına karar verilmiş oldu.

“Şimdi bize bu olayı neden anlattın, bize ne senin yazlık evinin duvarından, hatta renginden?” diyebilirsiniz. Anlattım çünkü annemim bu davranışı çok hoşuma gitti. Hoşuma gitti çünkü bu davranış, toplumumuzun içine sinmesi gereken empati, uzlaşma ve destek olma ile biz bilinci değerlerini içinde barındıran çok güzel bir örnek. “Bunların toplumun içine yerleşmesi neyi sağlayacak?” derseniz benim cevabım “Demokrasi Kültürünü” olur ve demokrasi temelinde bu değerleri barındırır. Her zaman söylüyorum; “Demokrasi önce bir kültürdür ve ortama getirilen bilincin yüksek olduğu toplumlarda gelişir.” Ayrıca Sayın Emre Kongar’ın dediği gibi de “Gökten zembille inmez.” “Demokrasi devrimle, darbelerle değil, her bir ailede, okulda EVRİMLE gelişir. Her bir annenin, babanın kendi ailesinin temel BİZ DEĞERLERİNİ keşfetmesi, yaşaması ve yaşatması ile olur. Her bir anne kadar her bir öğretmenin de sınıfının bu değerleri keşfetmesi ve yaşatması sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk okul müdürü, şirket yöneticisi ve kamu kuruluşlarının yöneticileri için de, değişik derecelerde, vardır. Değerler bilinci üzerine kurulu demokratik bir toplum olmamız için böyle bir niyet içinde olmamız vazgeçilmez koşuldur.” Diyor Sayın Doğan Cüceloğlu 16 Temmuz 2016 tarihli yazısında.

Annem o ortak duvarı “Benim malım, buna kim karışır?” diyerek boyatsaydı ne olacaktı; Birincisi salt nesnel beni ile hareket edip bahsettiğim değerleri içinde barındıran bu güzel davranışı sergileyemeyecekti, ikincisi komşusuna “Sen yoksun ben varım.” mesajı vermiş olacak, onun bir yönüyle kalbini incitecekti, üçüncüsü kalbi incinmiş komşusunun tepkisi ile karşılaşabilecek belki arada bir husumet oluşacaktı, husumet huzursuzluğa, bu huzursuzluk da bir çatışmaya dönüşebilecekti, dördüncüsü de; bu örnek davranışı ile çevresine örnek teşkil edemeyecek, böyle bir yazının kaleme alınmasına da vesile olamayacaktı.

Şimdi soruyorum; acaba kendi hayatımızda hangimiz bu değerlere sahip davranışları ne kadar sıklıkla yapabiliyoruz? Yaya geçidinde gaza basan, kuyrukta bir şekilde öne geçmeye çalışan, kapıyı açıp çıkarken arkadan gelen var mı diye bakmaksızın yoluna devam eden, toplu taşımada bacaklarını açıp oturan, en ufak sebepte celallenerek kavga çıkaran, incir çekirdeğini doldurmayacak olayları dallanıp budaklandıran, “Biz”den ziyade sen-ben bilinci ile güç odaklı hareket eden bizler değil miyiz? Avrupa’nın en büyük adliyesine sahip olmak bir gurur kaynağı mıdır yoksa ne kadar sorunlu bir toplum olduğumuzun göstergesi mi? Bu kadar şeyi yaptıktan sonra başa gelen siyasi kişiliklerin eylemlerine ya da toplumsal çalkantılara, krizlere içerleyip veryansın edenler de bizler değil miyiz?

Ellio D’Anna “Dreamer (Düşleyici)  ve Sen” kitabında diyor ki; “Dünya / dışarısı sen böyle olduğun için böyle… Dışarısı sensin, dışarıda senden başka birisi yok ve sen düzelmedikçe dışarısı da düzelmeyecek!” Son yaşadığımız olayları bir de bu yönden değerlendirmenizi ve şu soruyu kendinize sormanızı rica ederim; “Demokrasi bizim için günlük yaşantımızın değişmez bir parçası mıdır veya her gün bir yerini yırtıp da dikerek kör topal yola devam etmeye çalıştığımız yamalı bir bohça mı?”

 

 

 

 

 

“Yamalı Bohça” için 3 Yorum

  1. mehmed dediki : Cevapla

    Yazacak bir şey bulamıyorsan emlak reklamının yanısıra Boraltan Köprüsü ile ilgili bir yazı yazabilirsin.

  2. Mehmet Fatih Güçlü dediki : Cevapla

    Çok teşekkürler ediyorum. Sevgilerimle.

  3. umur kutlu taşlardan dediki : Cevapla

    çok beğendim kutluyorum

Yeni Soluk
YUKARI