Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

Sevgili okuyucularım,
Üniversite sınav sonuçları açıklandı. Görüyorum ki gençlerde ne bir istek ne bir sevinç ne de bir heyecan var. Sınavda iyi puan alan öğrenci bile bana duygusuz geldi. Tercihler yapılıyor bugünlerde. Şöyle kendinden emin, ne istediğini bilen, ne yapması gerektiğinin farkında bir öğrenciye rastlamadım. Açıkçası üzüldüm. Öğrenciler duygularını mı yitirmiş dersiniz?

Biz üniversite sınavına girerken o sınavın bir heyecanı, bir ağırlığı olurdu. Sınav günü öğleden sonra büyük bir merakla akşam gazetesinde çıkacak olan soruları bekler kaç netimiz var onu hesaplar ardından 30 gün bekleme süresine girerdik. Kazandın kazandın yoksa öyle özel üniversite mözel müniversite yok. Puanın nereyi tutarsa. Dört yıllık okullardan 18 tercih yapar en yüksekten en düşüğe sıralar puanımız tutanı kaderimiz bilirdik. Hele hele sınav sonuçları açıklanacağı gece hiç uyumazdık, sabah sabah koşa koşa gazete bayi önünde kuyruğa girer ve heyecanla 9079971482 nolu ösym numaramızı(benim gerçek numaram) gazete sütununda arardık. Karşısında dört rakamlı bir numara bulduğumuzda derin bir nefes alır, rahatlar sonra: ” Acaba neresi?” heyecanı basardı. Diyorum ya kazandın kazandın kazanamadın seneye tekrar girersin yine mi kazanamadın sonra ki seneye diye diye sonunda ailelerin dediği gibi bir yere kapak atardın. Ben 4 yıl boyunca istediği yeri kazanmaya çalışan arkadaşlarımı bilirim. Özel üniversite şansın yok hoş olsa da onu okul yerine koyan kim? O yıllarda Bilkent Üniversitesi yeni açılmıştı fakat adı üstünde özel, yani paralı okul. Bilkent Elektroniği burslu kazanan kuzenime üzülerek ve endişeyle bakmıştım hiç unutmam. Derken bir özel daha açıldı bir özel daha bir bir bir… Memleketi özel üniversiteler sardı, öğrencileri bir rahatlık aldı. Nasılsa özeli kazanırım düşüncesi. Anne babaların “ ya kazanamazsa endişesini” “ olmadı özele yollarız “ rehaveti sardı. Öğrenciye bir amaç bir hedef kalmadı. Hatta çalışma isteği tamamen bitti ve hatta özel üniversite devletten çok daha iyiydi!

Şimdilerde görüyorum ki üniversite sınavına öğrenciler spor olsun diye girmeye başladılar; mutlaka bir yer tutar inancı sınav heyecanını bir yer kazanma arzusunu çoktan yok etmiş. Anne babalar puan sonrası kapı kapı gezip kız beğenir gibi okul aramaya bölüm beğenmeye başladılar. “Aman efendim özel okulda okursa çocuğumuzun geleceği yükselir, arkadaş çevresinde zengin çocukları olur ve kalitesi artar, hem İngilizce öğrenir, vs… ” Artık üstün başarılı çocuklar bile adam gibi devlet üniversitelerini değil özel üniversiteleri tercih etmeye başladılar. Maddi durumu iyi olmayan öğrenci zaten bir yere giremedi iyi gibi duranlarsa özelleri doldurdu. Hem istediği bölümde okuyacak hem statüsü artacak hem de çevresi yükselecek. Bilmem ne beyin oğlu kızıyla arkadaş olacak! Yani parayla tüm sorunlar çözümlenecek!

Öncelikle şunu hemen söyleyeyim zengin sosyete çocukları zaten Türkiye’de üniversiteye gitmiyor. Hepsi çocuklarını yurtdışında okutuyor. Sizin çocuklarınızın arkadaş çevresi yine sizin gibi ailelerin çocukları. Hatta ekonomik gücü sizden biraz daha düşük olabilen ailelerin çocukları. İnsanlar çocuklarının hayatı kurtulsun pahasına bankadan çektiği kredi ile çocuğunu özel okullarda okutuyor. İngilizce öğrenmekten söz ediliyor ama çocuğunuz paralı okulu kazandıysa zaten çalışmayan bir çocuk; çocuğun hiçbir hedefi amacı yoksa İngilizce öğrense ne olur öğrenmese ne olur. Okul bittiğinde şakır şakır konuşacağını mı sanıyorsunuz? Ayrıca öğrendiği İngilizceyi nerede kullanacak? Bilgisayar oyunlarında mı? İşe girip genel müdür olacağına mı sanıyorsunuz? O çocuklar siz böyle armut piş ağzıma düş tutumuyla davrandığınız sürece hiç bir zaman hayatta başarı nedir kazanmak nedir duygusunu tadamayacak ve hayatları boyunca size bağımlı kalacaklar. Onlara sorumluluk vermediğiniz sürece çocuklar hep asalak yaşayacak. Asalak evlat asalak koca vs…

Sevgili okuyucularım,sosyal medyada bir haftadır kendimle ilgili ailemin başarılarıyla ilgili yazılar paylaşıyorum. Bazıları reklam yaptığımı, hava attığımı sanabilir. Onlar öyle düşüne dursun ben ise önemli bir mesaj vereyim: “ Okumak isteyen her yerde okur! “ Eğer ki çocuklarınıza sorumluluk verirseniz eğer ki çocuklarınıza hedef koyar, onları cesaretlendirir ve onları desteklerlerseniz sadece okullarında değil hayatta da başarılı olurlar. İşte ben bunu anlatmaya çalıştım. Ailemdeki bireylerin olağanüstü zekasından veya olağanüstü bir genlerden geldiğimizi değil. Bizler ilkokulu, ortaokulu ve liseyi (lisede ben hariç) babamın işi gereği hep birer yıl arayla farklı ilçelerde okuduk. Kolej sınavlarına hiç girmedik annemiz yaşımız küçük diye gurbete göndermek istememiş. Ablam liseyi anadoluda okudu. Marmara Diş Hekimliği’ni kazanıp daha sonra üniversitede kaldı ve prof’luğa kadar yüksedi. Daha sonra Amerika’da sıralamada olan bir üniversiteden davet alarak oraya geçti. Abim yine ilçe lisesinden mezun olup İTÜ inşaat’ı kazandı. Şimdi başarılı bir müteahhit. Beni zaten biliyorsunuz bilmeyenler Google amcaya sorsun. Kuzenim Ankara’da bir anadolu lisesinden Yale Üniversitesi’ni kazandı, şimdi başarılı bir beyin cerrahı. Elbette bu aile ile övünürüm ama daha önemlisi örnek gösteririm. Tunceli’den TEOG’da her yıl sınav birincisi çıkıyor hatırlatırım.

Peki nasıl mı oluyor bunlar? Anlatayım:
Biz üniversite sınavına bir başımıza gittik, kapıda annemiz babamız beklemedi. Üniversiteyi kazandık kayıt yaptırmaya yine bir başına gittik. Yurtdışına gittik yine bir başına. Kendi kararlarımızı kendimiz verdik. Her şeyi kendimiz yaptık. Hayatta bu yüzden başarılı olabildik. Bilmem anlatabiliyor muyum? Başarı zekaya değil cesarete ve kararlılığa bakıyor. Tabi bir de emeğe.

O halde şimdi sözüm size Sevgili öğrenciler,
Üniversite tercihi yaparken ailenizin istediği okula değil siz ne okumak istiyorsanız onu yazın.
Okulların renga renk hayatlarına, kocaman uzay üssü kampüslerine, kandırmaca vaaadlerine değil akademik başarısına kanın.

Önce gitmek istediğiniz okulların internet sayfalarına girin ve bölümü tek tek inceleyin. Bölümde kaç profesör kaç doçent var? Onunla da yetinmeyin hocaların özgeçmişlerini inceleyin.

Devlet üniversitelerini göz ardı etmeyin lütfen. Özel üniversite bugün var yarın birden kayyum atanır ve kapanır. Geçen yıl 15 yakın özel üniversite kapandı. Devlet büyüklerimizin işi belli olmaz, birileri ile ters düşer ve okul kapatılır! Koca askeri okullar kapandı.

Yurtdışına gittiğinizde devlet okulundan başvurunuz daha bir artı puandır sizin için. Pek çok özel üniversitede derslerin çoğuna akademisyenler değil dışarıdan okutmanlar giriyor dikkat edin.

Yapınızın ve ailenizin özel okulda öğrenci olmaya uygunluğuna da dikkat edin, sonradan görme, okuldaki derslerden bi haber zibidi ile aynı sınıfı aynı kantini paylaşacaksınız. Ezilmeyin, ezik olmayın.

Kendinize güveniyorsanız, bu yıl kazanamadıysanız ailenizle konuşun bir şans daha verin ve sınava tekrar girin. Adam gibi bir devlet okulun kazanın.

Okulların %50 burs vaadlerine kanmayın. Eğer çalışmaz iseniz hazırlık sınıfını 3 yılda geçiyorsunuz bu da zaten sizden o parayı çıkarıyor.

Eski bir rehber öğretmen ve eğitim danışmanı olarak benim sizlere önerim bunlar. Yolunuzun açık olması, bilgileriniz ve çabalarınızın daima insanlığa umut ve ışık olması dileğiyle…

“Üniversite tercihleri ve öğrenci psikolojisi” için 1 Yorum

  1. mehmed dediki : Cevapla

    Güzel ülkemde doktorundan işçisine herkes kendini hayatta başarılı sanıyor. Gerçekten başarılı sandığınız hayatınız başarılı mı acaba. Nedir bu kağıt üzerinde ki ünvanlarınız. Neyi ifade ediyor… Anne oldunuz mu mesela ? Bu ülkeye bir Ömer Halisdemir verdiniz mi ? Herkes bir prof bir doktor bir mühendis olabilir bunlar gayet normal ama bir Sultan Fatih olamaz..Evlatlarınıza herşeyden önce Kurandan öğütler verin..

Yeni Soluk
YUKARI