Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

‘Geçmişte yaşamak’ hızlı tren de ters koltuklara oturmak gibidir. Gideceğiniz yoları değil, geçtiğiniz yolları görürsünüz. Aslında çok anlamsızdır çokta sıkıcıdır. Yollar geçer, zaman geçer ama o yolları bir türlü arkanızda bırakamazsınız. Sürekli baktığınız yöndedir! ‘Gelecek’ yolu değil, ‘geçtiğiniz’ yolu görürsünüz…

Bazen dışarı bakmak istemezsiniz, başınızı döndürür, midenizi bulandırır. Normal olanı; doğru koltuğa oturup, ileriye, gideceğiniz yöne bakmaktır.

Hayalleri sağlamlaştırmak, hayatı tanımak, yol çizmek, kendini geliştirmek adına geçmişte yaşamalı. Umut edebilmek, çaba sarf edebilmek için geleceğe yol almalı. Mutluluğun kaynağı, ‘geçmişi’ yaşamaktan değil oradan geçtiği için olmalı.

Umutsuz, hayal kırıklıklarıyla dolu, gelecekten hiçbir beklentisi olmayan insan ise; geleceği çoktan ‘umutlarından’ atmış, sadece ‘geçmişe’ takılmıştır.

Bu bir suç mu?

Asla değil.
Hayatını ‘boş yaşamaya’ adamış, ‘kimsesi’ olmayan birisi, tek dostu ‘anıları’ olan insandan daha zavallıdır. Çünkü geçmişte yaşamak seni zamanla olgunlaştırırken gerçeklerden uzaklaştırıp içine hapsedebilir.

Geçmişin ‘hatırası’ geleceğin ‘hayalleri’yle yoğrularak ancak ‘bugün’ olabilir. Sanırım buna geçmişin tecrübeleri geleceğin umudu bugünkü ‘yaşam sevinci’ de diyebiliriz.

Geçmişte hasbelkader bir kez yapılan ‘başarıyı’ hayatının ‘her alanına yayan’ başarısız kişilerin yaptığı ise, lafügüzaf üstüne üstlük birde halt etmektir!

Adam ‘başkalarının başarısından kendine başarı payı’ çıkartmakta ustadır.

Gün olur ‘vatan kurtaran aslan’, gün olur ‘şahmeran’ olur. Gün olur ‘Başbakana akraba’, gün olur Yugoslavya’dan eski göçmüş bir göçmen, oda yetmez ‘Mareşal Tito’nun akrabası’ olur.

Gün olur ‘Tuna boylarındaki Çingenelerin Çeribaşı’sının torunu, gün olur ‘Kafkas kartalı şeyh şamilin’ soy ağacındandır. Gün olur ‘Nazım’a akraba, gün olur bir devrimcin kardeşi!

Bakarsın bir batının diğeri doğunun önemli ismidir!

Lakin bunlarla başa çıkmakta oldukça zordur. Kendilerini tanrının bulunmaz kulu sanırlar. Bir atasözü der ya “kel ölür sırma saçlı, kör ölür badem gözlü” olur!

Bunlar, ona buna, şuna hep methiyeler yazarlar. Hint kumaşıdırlar ya, bulunmazlar.

Bunlar, o kadar elzemdirler ki “zehiri, ilaç” diye yutturmak isteyenler bu işi çok iyi bilirler.

Bunlar, kendilerine lazım olan her önemsediklerinin “sen bu ülkeye bu memlekete bu vatana lazımsın, nasıl olurda bu güne kadar seni görmedik” diye sırtların sıvazlarlar. İşte böyle biri çıktı mı bunlar kendini adam sanırlar ve başlarlar “şunun şuyuyum, bunun bunuyum” demeye.

İşte bunlar birilerinin, hep bir şeyi olur. Çünkü birilerinin gölgesi olmadan onlar hiçbir şeydir! Kendi başarısıymış veya kendine verilmiş gibi bir madalyayı göğsünün üstünde taşımak onun için en kutsal en övünç verici ödüldür.

Geçmişindeki Şehit veya gaziyi hep ön plana çıkartıp ondan prim yaparlar. Uzaktaki Profesör akraba yakınlaştırılırken sapık kardeş hiç yok gibi davranılır!

Bunlar, akılları sıra dünyada iz bırakma peşindedirler. Lakin kendileri hastadır, hatta teşhis bile konulmuştur. Lakin kabul etmezler bir türlü Narsist olduklarını. Onlar ‘Narsist’ değil aksine ‘Tanrını sevgili kulu’durlar.

Onlara geçmişten geleceğe görev verilmiştir. Dedeleri nineleri, babaları anaları geçmişin önemlileridir. Bugünü kendileri ve kardeşleri belirler. Geleceği ise çocukları torunları belirleyecektir.

Çevrenize bir bakın kendini önemli sanan kaç tane gereksiz göreceksiniz!

Evet, bu hastalar sülalelerinden kahraman yaratmakta ustadırlar. Soyağacı çetelesi tutulmayan ülkemizde bir-iki kuşak öncesini kimse bilmez. Çünkü hepsi ölmüş, şahit kalmamıştır. Şahit olmayınca atış serbesttir. İşte bunlar o karavanacılardır, durmadan atarlar!

Son söz olarak; Hayali kahramanlar toplumun/toplumların, “hiçbir şey” olan insanlarıyla beslenirler. Bu hayali kahramanları kendileri “hiç” olanlar yaratırlar ki onların gölgesinde serinlesinler!

Evet, dedik ya ‘çevrenize bakın’ diye; bunların birçoğu, yakınlarının geçmişinden faydalanan, soyadı avcılığı yapan, trende ters oturanlar olup, siyaset dünyasında o kadar çoklar ki, uzağa bakmanıza hiç gerek yok(!)

03082010

“Tren de ters oturmak!” için 2 Yorum

  1. Murat Severcan dediki : Cevapla

    Yazı çok uzun olunca ben okumuyorum. Kısa ve özet yazın kardeşim.

Yeni Soluk
YUKARI