Dünya’da ve Türkiye’de kimilerine göre bir oyun olan futbol, önlenemez bir yükseliş göstererek milyarlarca insanın tüm yönleri ile dikkatini çekmeyi başarmış ve artık milyar Euro’luk rakamların döndüğü paylaşılması zor bir pasta haline gelmiştir.

1863 yılında İngiliz Futbol Federasyonu ( Football Association ) ‘ın kurulması ve hızlı bir çıkış yakalaması yüksek fiyatlarla yapılan transferleri konu almasıyla,  futbol kısa bir süreçte aristokratların sporu olmaktan çıkıp tüm halka mal olmuştur. 1904 yılında Federation Intermationale de Football Association FIFA( Uluslar arası Futbol Fedarasyonları Birliği) ’nin futbolun geliştirilerek devamlılığını sağlamak amacı ile kurulmasına öncülük etmiştir.

Ülkemizde futbolun ilk yapılanmasının adı olan Türk İdman Cemiyetleri İttifakı ile başlayan süreç 1923 yılında “Futbol Heyet-i Müttehidesi ile kurulan Türkiye Futbol Federasyonu aynı yıl içerisinde FIFA’ya başvurarak 26. üyesi olmuştur.

FIFA’nın futbol oyununu geliştirmek,  devamını sağlamak düşüncesi dünyada, milyar Euro’luk  paylaşımı zor bir pasta haline gelmesi ile adını duyurması bunun göstergesidir.

Rakamlara bakıldığında futbol pazarının en büyük dilimlerinden biri  olan, Şampiyonlar Liginde İspanya, İngiltere, İtalya, Almanya, ve Fransa ( % 71 ),  Avrupa Liginde ise ( % 48 ) kısmını elinde tutarak Avrupa futbol pazarının lideri durumundadır.

Şampiyonlar Ligi’nin, 2014-2015 sezonunda katılımcı kulüplere 1 milyar avroya yakın gelir sağladı.

Araştırmalar gösteriyor ki, Avrupa’nın büyük futbol kulüpleri için Şampiyonlar Ligi’ne katılmanın önemi bir kez daha ortaya koydu.

UEFA ayrıca, katılan her kulübe sabit bir katılım ücreti ödediği bir  başka organizasyonu olan UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele eden kulüplere ise 240 milyon avro kazandırdı. Katılan futbol kulüplerinin başarısına orantılı ödenen yüksek primler ise pastanın tadından yenilmez bir hal aldığını gösteriyor.

Diğer başka bir gelir ise, reklam havuzu gelirleri ise her bir kulübün ulusal televizyon pazarının değeri temel alınarak kulüpler arasında dağıtılması. Organizasyonlara katılan her Avrupa ülkesinin kulüplerinin elde edeceği gelirlerin hesaplanmasında üç temel faktör dikkate alınıyor. Bunlar, o ülkeyi temsil eden takım sayısı, katılan takımların başarısı ve her bir ülkenin reklam havuzunun büyüklüğü şeklinde sıralanıyor.

Pastanın büyüğü 570 milyon avro gelirle İspanyol kulüplerinin.

2012-2013, 2013-2014 ve 2014-2015 dönemlerinde, Avrupa’da altı büyük kupanın dördünü La Liga takımları kazandı. İspanyol kulüpleri, reklam havuzu gelirlerinde ise 252 milyon avro ile ikinci sırada yer alarak toplamda  570 milyon avro gelirle pastanın en büyük dilimine sahip oldu.

İngiltere sadece Şampiyonlar Ligi’nden 430 milyon avro kazanç sağlayarak, televizyon reklamı havuz gelirlerindeki kazancı 263 milyon avro ile toplam gelir bakımından 484 milyon avro ile pastanın ikinci büyük dilimini aldı.

İtalya ise, 2012-2013, 2013-2014 ve 2014-2015 dönemlerinde toplam 462 milyon avro ile UEFA’dan en fazla gelirle pastadan üçüncü dilimi alan ülke oldu

Toplam gelirler bakımından İtalyan kulüplerinin hemen ardından 455 milyon avro ile Alman kulüpleri geldi.

Fransız kulüplerinin TV reklamı havuzundan elde ettikleri gelir (216 milyon avro) Alman kulüplerinden fazla olduysa da düşük katılım ücretleri ve başarı primleri nedeniyle Fransa “beş büyükler” içinde en düşük toplam geliri elde eden ülke oldu.

Futbol günümüzde artık dudak uçuklatan tahmini rakamlar ile milyar  Euro’yu bulan vazgeçilmez bir pazar durumundadır. Gün geçtikçe gelirlerini artıran futbol kulüpleri 100 milyon dolarlara ulaşan bütçeleri ile modern endüstriyel yapıya uyum süreci kaçınılmaz olmakla birlikte, sermaye piyasalarına açılarak çok ortaklı kurumlar haline gelmiştir. Kulüpler rekabetçi gücünü artırmak ve riske karşı da direnç göstermek adına kurumsal bir kimliğe sahip olmak zorunda kalmaktadırlar.

Futbolun beşiği olarak bildiğimiz İngiltere ve Avrupa, bütün liglerini kapsayan bir şekilde kurumsal yönetim çalışmalarını yapmakta ve bu çalışmaları yayınlamaktadır.  Kurumsal yönetimin ilkeleri olan; eşitlik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkelerinin yanı sıra oluşturdukları kriterleri uygulamaktadır.

Bu kriterlerden bazıları ise;

Her yıl finansal raporların denetlenmesi;

Oyuncuların lisans dönemi öncesi borcu olmadığını;

Yöneticilerinin lisans dönemi öncesi borcu olmadığını;

Vergi borçlarının olmadığını;

Sermaye yeterliliğinin kanıtı gibi kriterleri yerine getirerek federasyona sunması;

Avrupa kulüplerinin  kurumsallaşma yolunda hızlı ve büyük  adımlar attığını göstermektedir. Kurumsal yönetim ilkelerine ve kriterlere uygulamayarak, kayyum yönetimine düşen kulüplere ise puan silme cezası verilmektedir.

Kurumsallaşmayı benliklerine kazımak adına en canlı alıcı uygulama ise, ücret ve ciro oranları % 70 den fazla olan kulüplere şampiyonluk yaşasalar bile bir üst lige çıkma hakkının verilmemesi çalışmasıdır.

Ülkemizde futbol son yıllarda Avrupa futbol pazarında beş büyük ligden sonra   % 56’lik bir artış ile göstererek pastadaki dilimi % 3,5 ile en fazla gelir elde etmektedir.

Futbol  kulüplerimizin  idari-ticari ve futbol faaliyetleri şeklinde olan klasik örgütsel yapılanma şeklindir.

Kurumsal yönetim uygularlarına önem verilmemesinden dolayı;

Tüm yükü üstlenen başkan ve birkaç aktif üye ile sonuca varma çabaları ekonomik olarak başarının mümkün olmayacağını göstermektedir.

Kurumsal yönetimin gerekliliğinden  olan görevlerin ayrılığı tam olarak uygulanmadığından uzun vadeli kalıcı stratejileri belirleyememektedirler. Futbol kulüplerimiz, ülke ekonomimizin temel taşları olduklarından gelecekte var olabilmek adına kurumsallaşmalı ve kurumsal yönetim ilkelerini eksiksiz tam olarak uygulamalıdırlar.

Toplum ve bireylerin gündeminde  olan şike olaylarının yaşanmaması ve en aza indirmek için iç kontrol ve denetim sisteminin oluşturulmak, kulüp yöneticilerinin önceliği olmalıdır. Aksi takdirde, Futbol Dünya’da ve Ülkemizde gerek başarıları ile gerekse yaşanan şike olayı ile gündemimizde hep olacaktır.

Futbol  kulüplerimizin  gelecekte ekonomik olarak başarılı olmaları için;

Kulüplerimiz kendilerine şirket gözü ile bakmalı;

Futbol kulübü ile şirket kavramlarını birbirinden birbirinden doğru ve dengeli olarak ayırabilmeli;

Futbol kulübü yönetimi ile şirket yönetimin ve ekonomiyi yönetmenin farklı anlamlar olduğunu benimsemeli;

İş ve görevlerin tanımını yapmalı,

İç yönetmeliklerin metnini oluşturabilmeli,

Amaçlara uygun bir yapı taslağı geliştirebilmeli,

Sahiplilik ve kontrol unsurlarını uygulamalı,

Kısa vadeli günlük kazanç düşüncesi yerine uzun vadeli kazanç düşüncesini ilke olarak benimsemeli;

Dışarıdan eğitim, insan kaynakları ve finans desteği almalı;

Ve; taraftarlarına seyirci yerine müşteri gözü ile bakmalıdırlar.

Takım olmanın ruhu ve coşkusu ile, 2016- 2017 futbol dünyasında mücadele eden tüm takım ve sporculara başarılar diliyorum.

İyi seyirler.

Yeni Soluk
YUKARI