Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Depolitizasyon falan filan derken aslında ülkemiz insanı siyasetin tam göbeğinde oturuyor. Sokakta kahvede her yerde siyaset konuşuluyor, hatta daha da ileri gidilip ben olsaydım ülkeyi şöyle böyle yönetirdim diye soba üstünde çay yerine siyaset sohbetleri demleniyor.

İşin garibi ülke yönetecek kadar bilgili olduğunu sanan insanlarımızın bir kısmı yozlaşmış başkalaşmış ve toplumsallıktan uzak birey adına yapılan çıkar siyasetine de alet olmaktan geri kalmıyor.

Benmerkezci siyasetin esiri olan kitlelerin siyasete yön vermesinden çok siyasete alet olması daha olağandır. Bizde siyasetin ne olduğuna bakalım dedik.

Siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir; at eğitimi, at terbiyesi, at talimi anlamına gelmektedir, (Seyis-at).

Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, “polis”e veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır.

Yunanca ‘poli’ çok, ‘tika’ yüz anlamına gelen eski yunanca köklerden oluşur. Politika bilimi politoloji bilimi ise politik hareketler ve güç edinilmesi ve kullanımı konusunu inceler.

Politika: Toplumun halka dair yaptığı tüm etkinliklerdir.

Politikacı;  Toplumun halka dair yaptığı tüm etkinliklerdeki trafiğin akışına yardımcı olan kişidir!

Politikacı üretken olur, kendisi sorun değil sorun çözendir, Kendisi sorun olanlar sorunları çözmek yerine kendilerini tedavi ederler. Bu tedavi genellikle parasal veya siyasaldır. Siyasal olanları da parasal olanları da öz itibariyle bireysel faydacı bir davranış olduğundan dolayı “toplum adına zarar birey adına ise menfaat sağlamaktadır”.

Siyaset belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir. Bu uzlaştırma faaliyeti ise yönetim erkinin elde bulunması ile gerçekleşir, yönetimi elinde bulunduran ise artık en güçlüdür..

Siyaset tarihine bakıldığında insanın ortaya çıkışı ile birlikte; yönetim sanatı da sahnede yerini almış ve binlerce yıl yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ile yönetsel gücün elde tutulması davranışlarına yön vermiştir.

İdeoloji siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, moral, sanatsal, estetik düşünceler bütünüdür. En basit tabirle bir “ideoloji” olup düzenlenmiş, yapılanmış bir fikirler bütünüdür. Bu fikirler bütünü de siyasetin temeli olan siyasî “ideolojileri” oluşturmuştur.

Peki, günümüzde ideolojik anlamda siyasal davranış biçimi var mıdır?

Tüm medeni toplumlarda eski çağdan beri toplum yönetimi üzerine çalışma yapan “düşünürler” hep kendi çağlarının mükemmel veya sadece daha iyi bir toplum yaratmak için mücadele vermişlerdir. Bilim adamlarının tersine politikacılar ise bunun tam tersini yapmış günü kurtarmaya çalışmışlardır.

Bu gün ülkemizde politikacı portrelerine baktığımızda, umumiyetle yerel yönetimlerde dolaylı veya dolaysız yoldan belediyelerle işi olanların hâkimiyeti görülmektedir. Ya yerel yönetime iş yapmakta olan müteahhit firmanın sahibi veya yetkili kişisi, ya da yerele iş yapan müteahhit firmalara mal temin eden mümessil firmanın sahipleri olduğu görülmektedir.

Kısacası toplum yönetmekten çok, pastadan pay kapma sanatı haline gelen siyasettin, en üst ve en lezzetli bir o kadarda büyüğünü en güçlüler, daha sonra güç ve etkinlik durumuna göre sırayla en aşağıya en azı kalacak sadece en alttakileri yaşatacak kadar olan pastadan pay kapmaca durumu haline gelmiştir.

Tabiî ki demokrasilerde her bireyin özgürce siyaset yapma hakkı vardır, lakin oy veren en altta kalan yaşayacak kadarını zor bulan vatandaş tarafından siyaset yapanların yeterliliği aranmalıdır. Burada görev sadece vatandaşındır.

Günün sözü; Her sütten kendi kaymağı çıkar! (Anonim)

10112010

“Siyaset “toplum adına zarar, birey adına ise menfaat sağlamaktadır”” için 1 Yorum

  1. Tülin Karakullukçu dediki : Cevapla

    ✌✌✌

Yeni Soluk
YUKARI