Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Koşun koşun, bakın görün neler oluyor neler.

Öyle bereketli, öyle bereketli ki siyaset meydanına nur yağıyor.

Herkes herkesle barışık, kimse kimseye küs değil.

Kırk yıllık kan davalılar birbirlerini el bebek gül bebek ağırlıyorlar.

Herkes herkesi çok seviyor, hatta tanımayan bilmeyen bunlar birbiriyle kız alıp vermiş sanacaklar.

Allah aşkına ne oldu?

Kimin kafasına taş düştü diyeceğim lakin “tekil ve yavan” kalacak, kimlerin kafasına moloz düştü veyahut kırmızı ışıkta kamyon mu çarptı da birden herkes herkesin dostu oluverdi?

Evet, bu siyaset sahnesinin ön yüzü.

Birde arkası var!

Arkasını anlatmadan önce biz yazımıza bir fıkra ile renk katalım.

“Yıllar yıllar, önce soğuk kış gecelerin birinde soğuktan tir tir titreyen kirpiler birbirlerine iyice sokulduklarında üşümediklerini fark etmişler.

Fakat sabah kalktıklarında sanki savaştan çıkmış gibi her taraflarının kan ve yara bere içinde kaldığını görmüşler.

Hâlbuki gece üşümenin etkisi ile arkadaşlarının batan dikenlerinden dolayı acı hissetmemişler. Bu onlara ders olmuş, ertesi gece birbirlerine uzak durmuşlar, fakat bu kez de üşüyorlarmış.

Uzatmayalım, zaman içinde bundan dersler çıkartmışlar ve sınama yanılma yolu ile birbirlerine batmayacak kadar uzak, ancak birbirlerinin ısısından faydalanacak kadar da yakın olmayı öğrenmişler”.

Fıkramızı da anlattıktan sonra sıra geldi siyasetin arka yüzüne;

Ülkenin birinde, kimi yerlerde ve de her yerde, Herkes herkese tezgâh üstüne tezgâh kuruyor.

Bunların yanında, Tekaüde ayrılmış Meşhur Bayrampaşa mahpushane damının tezgâhları masum kalıp vız gelir tırıs gider.

Adamın aklında seçimler var; Sözüm ona bir yerlerden milletvekilliğini koymuş kafaya. Vekillik olmazsa şayet, belediye başkanlığı, oda olmazsa ilk üçte belediye meclis üyeliğine de fit olacak. İlk üç olmazsa ilk 10’a da razı, hadi oda olmadı en azından seçile bilinecek yerler olsun yeter ona.

Fakat ele güne rezil olmamalı, kuyruğu dik tutmalı ki ucuza gittiği anlaşılmamalı. Kısacası ağır adam bizim muhterem ve de müstakbel aday adayı Mürteza.

Siyasette, bürokrasi de, iş dünyasında, basınımızda bu durum böyle. İlle de birilerine yağ çekip yalakalık yapacaksın, bak işte bunlar bu işi çokta iyi bilir ve de becerirler.

Toplumuzda oldukça rağbet gören ve pirim yapan insan tipleri ne yazık ki bunlar oldular…

Baksanıza işini en iyi yürüten onlar, köşe başlarını tutanlar, tutmasalar bile tutanlara en yakın olanlar onlar, her dönemde yıldızları pırıl pırıl parlayan hiç sönmeyenler onlar.

Gözünüzü açıp çevrenizi kolaçan edin görün bakın böylemi veya başka bir şey varda ben mi gözlemleyemiyorum.

Dikkatlice baktığınızda bu tür insanlardan nicelerini görürsünüz. Görürsünüz ama, bu kişiler tabiri caizse bu aciz halleriyle, nasıl olup ta bu noktalara geldiğine şaşar kalırsınız.

Kısacası işlerini bilip yürütenler hep onlar. Öyle bir dönemeçteyiz ne yazık ki! Bunun tersi bir yapı da olan insanların hiç mi hiç kıymeti Harbiye’si kalmadı bu ülkede.

İnsanın yaradılış fıtratından mıdır nedir, yoksa doğal olanımıdır veya alıştık ta ondan mıdır acaba?

Gerçekten yalan olduğunu bile bile yağ çekilmesinden hoşlanıyor muyuz?

Çünkü az çok düşünen kafası çalışan bir adam karşıdakinin kendisine hangi samimiyette yaklaştığını hisseder. Yalakaları ise sanırım gözünden ve sözünden tanır…

Buna rağmen nedense ona ve onun yalakalığına hep pirim verir.

Demek ki günümüzde insanoğlunun bir yerlere gelebilmesi için yalakalığa oldukça fazla ihtiyacı var.

Onu, bunu, falanı, fişmakanı, bilmem ben kendi adıma konuşayım.

Hiç sevmedim yalakalık yapan dallamaları!

Hak etmeyen içimin elvermediği bir insanı asla övmedim,

Onu göklere çıkarmadım.

İnsana kişiliği, bilgi, birikimi, kültürü ve yeteneği oranında değer verdim.

Doğrucu Davut oldum. Öylelerini de savundum. Zaten yazılarımın tamamı internette mevcut.

Kısacası adam gibi adamlara değer verdim.

Veya öyle sandım!

Bu sebeplerden dolayı da beni seven “siyaset adamı” az sayılır, azdır çünkü mevcut durumda adam gibi adamların siyasetteki sayısı oldukça azaldı.

Evet, sevgili okurlar biz bu dallamalarla alkolsüz kafa bulmaya devam edeceğiz.

Lakin bu arada azda olsa hangi partiden olursa olsun “adam gibi adam” olup ta siyaseti erdem bilip idealleri uğruna ortaya çıkan aday adayları ve adayları nefesimiz yettiğince dilimiz döndüğünce tükenmez kalemimizle hiç kimseden çekinmez korkmaz olup “işte aday” diye yazıyoruz, yazmaya da devam edeceğiz.

Bu yazıyı kimse üzerine alınmasın. Tam 10 yıl olmuş yazalı. Bugün zamanıdır demiş ve bir daha yayınlamışız…

İlk halini okumak için TIKLAYINIZ

Yeni Soluk
YUKARI
Assign a menu in the Left Menu options.