HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, ittifak tartışmalarına ilişkin, “Yeni başkanlık sistemi mantığı bu kırılmada yüzde 50’nin üzerinde oy alabilecek, yani 1+1’in 3 edeceği yeni bir ittifakı gerektiriyor. HDP, CHP ve daha birçok paydaşın içinde olacağı bir birliktelik şart” dedi.

HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, başkanlık seçimi ve ittifak tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Dihaber’in sorularını yanıtlayan Önder, “HDP’nin Kürtler ile sol/sosyalist hareketin ‘ittifakı’ olduğunu söylemek bana artık eksik geliyor, zira ittifak olarak başlanılan çalışma organik bir birlikteliğe dönüştü. Ortada artık üstünde titizlikle çalışılmış ve tarafların programlarına uyan ve bana kalırsa kalıcı olmaya yatkın bir model var” derken, “Yeni başkanlık sistemi mantığı bu kırılmada yüzde 50’nin üzerinde oy alabilecek, yani 1+1’in 3 edeceği yeni bir ittifakı gerektiriyor. HDP, CHP ve daha birçok paydaşın içinde olacağı bir birliktelik şart” ifadelerini kullandı.

Röportajın bir bölümü şöyleE:

Daha önce SHP’de yakalanan siyasi birliğe yönelik iktidarın eleştirilerinden sonra, CHP’nin Kürtlerle yan yana görünmekten korkma durumu var. Bu durum nasıl aşılır ve HDP ile CHP arasında bir ittifak mümkün olabilir mi?
Bunun koşullarını yukarıda anlattım; ama mevcut durumda Türkiye’de gerçek bir kırılma var, bu kırılma ve yeni başkanlık sistemi mantığı bu kırılmada yüzde 50’nin üzerinde oy alabilecek, yani 1+1’in 3 edeceği yeni bir ittifakı gerektiriyor. HDP, CHP ve daha birçok paydaşın içinde olacağı bir birliktelik şart.

2019 seçimlerine giderken böyle bir ittifak sağlanabilir mi? Ortak aday meselesi nasıl çözülecek?
Bunlar çok uzun bir süreçte yanıtlanabilecek konular; mevcut sıkışmayı çözmek için tüm muhalefet üstüne düşeni yapmakla meşgul olmalı ilk aşamada. 2 yıl daha bu ülkeyi mevcut sıkışmışlık rejimine sıkışık bırakamayız. Önceliğimiz bu ittifakın rüzgarı olacak bir özgürleşme hamlesi yaratmak olmalı. Cumhuriyet Davası’nda yapılan tek bir savunma bile insanlara büyük bir güç ve moral verdi. Özgürlükten yana basın tutukluları İnan Kızılkaya’dan Ahmet Şık’a, Zehra Doğan’dan Erdoğan Alayumat’a, KCK Basın davasından yargılananlardan Kadri Gürsel’e varana değin çok tarihsel ve anlamlı bir tutum aldılar. Baskı dönemleri cezaevleriyle anılır hep… Bugün de bu manifesto, cezaevi gibi, meydanlar gibi direniş alanlarından çıkacaktır. Demirtaş, Yüksekdağ, Kışanak, Tuncel başkanlarımızın mahkeme değerlendirmeleri bu manifestonun temel örgüsü gibidir. Hayat ve direniş birçok meseleyi çözümler ve çözer. Engel olanları ve anlayamayanları da geriye atar.



Yeni Soluk
YUKARI
KATEGORİLER