Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Kötü bir atasözüdür “Kol kırılır yen içinde kalır!”

Devamla “Yahu bırakın Allah aşkına önümüz seçim bu günde bunlar mı tartışılır” derler.

Eee, ne zaman tartışacağız?

Kem küm, düşün taşın!

Yahu sen aslında düşün me, ‘yukarıdakiler senin yerine de düşünürler.’ Onlar fedakâr ağabeylerdir. Yeter ki sen onların sözünden çıkma!

Görünen o ki, bazılarının ensesinden nefesimiz hiç eksik olmayacak.

Biz, “kol kırılır yen içinde kalır” atasözüne sadık kalmayacağız!

Kırılan kolun kangren olmasını engelleyeceğiz. Tedavi etmeye çalışacağız.

Yen altında kalıp kokmasını beklemeyeceğiz.

Senin hırsızını görüp benimkini görmedim demeyeceğiz.

Halı altına süpürülenleri dip köşe yapacağız.

Aslı senden olup ta benden görüneni deşifre edeceğiz.

Yedikleri her lokmayı, her haltı mercek altında tutup gerekirse karanlık odalarına ışık tutacağız.

Bunları niye yazdım derseniz?

Biz, siyasetin onurlu yapılanına, erdemli olanına saygı da kusur etmeyenlerdeniz.

Yerel siyaset, yukarılarda ağabeyin var ise yürü ya kulum oldu.

Görünen o ki, erdem yetenek, meziyet, sertifika, diploma, yapabilirlik gibi yetenekler aranan vasıflar arasında hiç yok.

Adamı biliyorsun kırk yıllık yalancı, her tür çıkar ilişkisinin içinden çıkan o, yaptığı her olumsuzluktan utanmak yerine kendine övünç edinmiş. Ama nafile!

Çıkar koltuk ve menfaat uğruna siyaset yapanların neden olduğu siyasi yozlaşmadan etkilenmemek adına gönüldaşı olduğumuz yerlerden dahi soğuyup uğramaz olduk. İşgalciler rahatladı, erdemli olanlar “neden uğramaz oldunuz” diye sorar oldu.

Çok detaylı bir cevabımız yok, ama bazılarının yerlerini daraltmamaya özen gösteriyoruz!

Her geçen gün değişen şartlar altında siyaseti kire bulayıp ve bu kire buladığı elleriyle, halka uzanıldığını gördük!

Oturmuş oldukları koltuğun hakkını vermeye gelindiğinde işi yokuşa sürüp, sanki vazife değilmiş de, halka bir şeyler vaat edermiş gibi lütuflarda bulunmaya çalışıldığını gördük!

Sırtında taşıdıkları halkın hakkının üzerine halen de omuzlarına yerleştirdikleri küfelerle meydanlarda oy avcılarını gördük!

Bunları bile legalleştirip halk üzerinden sürüm yapıldığını, iktidarda iken kabuğuna bürünen, seçim döneminde kabuğunu çatlatıp çıkan siyasetçilerin, halkı kaz yerine koyup, tavuk tüyü esirgemediğini izler olduk!

Ortama göre sesinin akordunu ayarlayıp gazel okuyan, birinin cebinden aldığını bir diğerinin cebine atıldığını gördük!

Senelerce itaat edipte bir anda kazık atanları gördük!

Yapıcılığı değil, yıkıcılığı gördük.

Halkı sürü yapıp, önlerine katıldığını, depolitizasyon içine ittiklerini gördük!

Temsil edilen halkın ne süreçlerden ne sıkıntılardan geçmesine rağmen siyasilerin cephesinin değişmediğini gördük!

Oyunun kurallarının kendine göre değiştirildiğini gördük!

Siyasetten kirlilerin değil, temizlerin sıyrıldığını gördük!

Buna rağmen biz yine de, “Ne bu deveyi güdeceğiz, ne de bu diyardan gideceğiz!”

 

Yeni Soluk
YUKARI